KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, son dönemdeki görüşme tartışmalarını, AKP’nin 4. Kongresi’ni, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın ‘BDP’yle görüşmem’ beyanlarını, Kürdistan’da yürütülen özel savaş uygulamalarını ANF’ye değerlendirdi. 


Başbakan’ın görüşmelere dair son çıkışlarını nasıl karşıladınız?
Aslında çok eklektik, altı boş, herhangi bir doğrultu içermeyen ifadeler. Bu taktik hamlesel bir çıkıştır.
Şunu söylüyoruz: Kürt sorununda silahla değil siyasetle çözüm kararı alınmışsa bunun yolu diyalogdur. Kürt tarafı olarak diyaloga, görüşmeye açığız. Hatta ilk görüşmeleri biz de yapabiliriz. Ama esas olarak mevcut mücadeleyi yürüten Kürt dinamikleri, tek muhatap güç olarak Önder Apo’yu görüyor. Bu kesin, nettir. Ancak eskisi gibi paralel iki görüşme olmaz.

Nasıl?
Oslo, İmralı görüşmelerinin bir devamı olarak yürütülüyordu. Şimdi bu biçimde görüşmelerin başarıya gitmeyeceği anlaşılmıştır. Yani iki şeyin değişmesi lazım:
- Devletin bir çözüm projesi olması gerekiyor.
- Muhatabın -Öcalan- koşullarının değişmesi gerekiyor. Görüşme artık İmralı’da olmaz. 


AKP kongresinde ortaya çıkan tablo, Kürt sorunuyla ilgili verdiği mesajlar sizce nedir?
Kongrede bizim tabanımıza seslendi. Artık yeter, deyin; PKK’ye başkaldırın, dedi. Tasfiye çağrısı yaptı.
Kürt halkı anadilde eğitim hakkı istiyor, Kürt halkı tüm ülkelerde farklı diller nasıl bir arada yaşıyorsa, öyle bir statü istiyor. Böyle bir statüyü tanıyacağına onu boşa çıkaracak birtakım şeyler ortaya atıyor. Buna kim inanacak? Ne zaman, nasıl olacak, ortada cayır cayır bir savaş var.


Bunu nasıl durduracaksın; girişimin, projen nedir?

Daha ciddi daha samimi bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
Bizim için de hep ‘Stalinist bir örgüttür’ derler. Ama biz bir kararı almak için onca toplantı yaparız. Örneğin benim bir karar almam için 4-5 toplantı yapmam, herkesin görüşünü onayını almam lazım. Hiçbir kararı ben tek veremem, vermem de. Kongrelerimiz bir hafta sürer. Bir de AKP kongresini gördük; tek adam örgütü! Bir kişi, konuşmayı kendisi yapıyor, kararı kendisi veriyor. Merkez Karar Yürütme Kurulu’nu kendisini belirliyor. Seçimi kendisi yapıyor. Öbürleri sadece oyluyor, onaylıyor yani. 



Hüseyin Çelik, bu çok demokratik, diyor…

Bunun neresi demokratik. Hüsnü Mübarek’in de partisi vardı o da seçime giriyordu. Atatürk de aynı şeyi yapmıyor muydu? Beşar Esad yapmıyor mu? AKP siyaseti tek adam siyasetidir. Giderek bir tiranlığa dönüşüyor.

AKP’nin bu kongresinden sonra önümüzdeki dönem demokrasi güçlerinin, Kürt halkının AKP politikalarına karşı tutumu ne olmalı?

AKP savaşa devam edecek. 1990’lı yılları çok aşan bir süreç, bir savaş var.
Bütün aydınlar, dürüst, vicdan sahibi demokratik çevreler AKP’nin ikiyüzlü, çifte standartlı, samimi olmayan, dürüst olmayan, gayri ciddi yaklaşan tutumuna karşı tavır almalıdır.
Kimsenin duygusal yaklaşıp da iyimser fotoğraflar çizmesine gerek yok diye düşünüyorum.

Tutuklamalar, savaş devam ediyor. Parlamenterlerin de içeri atılması ne demektir?

Kürt halkına karşı sürdürülen savaşın derinleştirilmesi, yaygınlaştırılması, kapsamlılaştırılması demektir. Hem parlamenterleri içeri at, hem de PKK ile diyalog kurup ateşkes uzlaşma yapacağım de! Böyle bir şey olamaz.
Savaş ideolojik, siyasi, kültürel, diplomatik, ekonomik ve silahlı olarak sürdürülüyor.

Fethullah Gülen ekibinin de yoğun faaliyetleri var...

Bu noktaya dikkat çekeyim; Kürdistan’da çok yoğun bir psikolojik savaş eşliğinde bir de polisiye faaliyet vardır. Polisiye faaliyetleriyle Kürt demokratik kurumlarını, toplumsal örgütlenmelerini boşa alma, pasivize etme, içinde sorunlar yaratma son dönemde fazlasıyla artmış bulunmaktadır. Bu konuda özellikle Yeşil Ergenekon biçiminde örgütlenen Fethullah Gülen Cemaati, ki bu cemaat olmaktan çıktı farklı bir organizasyondur bana göre, şimdi bu cemaatin çalışmalarıyla Kürdistan’daki Kürt yurtsever demokratik kurumlarını değişik biçimlerde etkileme, içine sızma, çelişkiler yaratma, dedikodu geliştirme, böylece enerjisini içe yöneltme, içe dönük sorunlarla tüketme taktiği vardır. Ben bu konuda tüm halkımızı, çalışanları özellikle uyarmak istiyorum. Yani sorunlar vardır. Çalışan kadroların, yurtseverlerin yetersiz yaklaşımları tutumları olabilir. Fakat müthiş bir dedikodu, insanları yıpratma, ortamı güvensiz kılma, insanlar arasında güvensizlik yaratma faaliyeti vardır. Ve bunu Yeşil Ergenekon geliştiriyor. Bu bir ajan faaliyetidir. Bir yerde bir Kürt kurumu varsa içine sızıp yalan yanlış bilgiler yayıp insanları birbirine karşı güvensiz kalma, insanları birbiriyle uğraştıracak bir tablo yaratmak için her türlü yöntemi geliştiriyorlar. Herkes buna karşı uyanık olmalı. Bu da savaşın bir biçimidir.
Bana gelen bilgiler var; Gülen bizzat kendisi bu işleri denetleyip organize ediyormuş, bizzat kendisi. Bunun belgeleri var. Bu sıradan bir şey değil tabii. Direnen, var olmak isteyen bir toplumu sindirme, etkisiz kılma, güçten düşürme, teslim alma faaliyeti bugün kapsamlı bir biçimde yürütülmektedir. Tüm yurtseverler bunun farkında olmalı. Buna karşı tutum almalı. İç sorunları kendi içinde şeffaf bir biçimde tartışarak çözebilmeli. Sorunları sürüncemede bırakmamalı. Bu yaygın biçimde geliştiriliyor. İç sorunlar üretiliyor. Yetersizlikler kullanılıyor. 
İçine girdiğimiz süreç çok önemli tarihi bir süreçtir. Özelikle son 4 ayda gerillanın göstermiş olduğu performans, Batı Kürdistan halkımızın gerçekleştirdiği devrimsel çıkış, alan hakimiyeti temelinde yaşanan gelişmeler Kürdistan’daki özgürlük mücadelesini yeni bir aşamaya taşımıştır, artık kimse bu aşamadan geriye götüremez. İlerleyecek ve başarı kazanacaktır.

BAKİ GÜL / ANF/BEHDİNAN