
AKP iktidarı yandaş basın dışında tüm basını tasfiye etti. Aydın Doğan gibilerini ise ekonomik tehditlerle teslim aldı. Artık Türkiye'deki televizyon, gazete ve radyolar AKP iktidarının hoşuna gideceği yayınlar yapılacaktır. Erdoğan her kanalı açtığında, gazete sayfalarına baktığında kendini görüp dört köşe olacak, daha fazla kibirlenecektir. Tayyip Erdoğan boynuz kulağı geçer misali tüm faşist diktatörlere fark atmıştır. Kuşkusuz 21. yüzyılın faşist diktatörü de böyle olur. Bazı şeyleri daha örtülü yapar. Hitler propaganda bakanlığı ile toplumu yönlendirirken, şimdi Tayyip Erdoğan bunun yüz katı, hatta daha fazlası propaganda araçlarıyla toplum üzerinde faşist hegemonya kurmuştur. Tayyip Erdoğan gibi düşünmemek suç haline gelmiştir. Kürt sorunu karşısında duyarlı olan tüm Tv, gazete, radyo, ajans ve dergiler kapatıldığı gibi, Türkiye'nin en eski gazetesi olan Cumhuriyet de baskın yemiştir. Bu gerçeklik, AKP iktidarının ne kadar zayıf durumda olduğunu göstermektedir. Dayandığı zeminin ne kadar zayıf olduğunu böylece itiraf etmiş olmaktadırlar.
AKP hükümeti Cumhuriyet gazetesini de teslim alıp AKP çizgisinin yedeğine sokmak istiyor. Cumhuriyet gazetesine yönelmesi AKP iktidarının neyi amaçladığını ortaya koymaktadır. Mezhepçi-milliyetçi hegemonik otoriter bir sistem kurulmak istenirken, önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Cumhuriyet, bu mezhepçi otoriter eğilime karşı biraz demokratikleşme tutumu gösterince hedef alınmıştır. Her demokratikleşme istemi ve eğiliminin de Kürtlere hizmet ettiği düşüncesinde oldukları için Cumhuriyet gazetesini teröre destek vermekle suçlamaktadırlar. AKP'nin otoriter hegemonik sistem kurma eğilimine karşı çıkan herkes artık teröre destek vermekle suçlanacaktır. Kürtler yararlanır diye demokratikleşme adımı atılmadığı ve demokrasi düşmanı yapıldığı bir daha kanıtlanmıştır. Kürtler de Türkiye'nin en temel demokrasi dinamiği olduklarından ezilmesi gereken düşmanlardır.
Şu kesindir; Fethullahçılar artık bahanedir; esas hedef Kürtler ve demokrasi güçleridir. Kürtler ve demokrasi güçleri ezilmek isteniyor. Bu politikaya tam destek vermeyen herkes de PKK ve Fethullahçı yanlısı denilip etkisizleştirilmek hedeflenecektir. CHP önemli oranda AKP'nin yedeğine alınmıştır. Hatta AKP saldırılarının en temel meşrulaştırıcı gücü olmuştur. Ancak son zamanlarda CHP içinde AKP'ye yönelik muhalif seslerin artması ve CHP’yi AKP yedeğinden kurtarmaya yönelik çabaların varlığı AKP'yi harekete geçirmiştir. Saray gladyosu bunları görerek Bülent Tezcan şahsında tüm CHP’lilere gözdağı vermiştir. Bülent Tezcan’ın vurulması mantığıyla Cumhuriyet gazetesine yapılan baskının mantığı aynıdır ve aynı merkezden yönlendirilmektedir. Bu da saray gladyosudur.
15 Temmuz darbesi önceden öğrenildi ve sonra da yönlendirilerek bir provokasyon gücü haline getirilip Kürt halkının iradesini kırma ve demokrasi güçlerini tasfiye etme gerekçesi yapılmıştır. Darbeciler ezilmiştir; ortada darbe yapacak güçler kalmamıştır. Hala tehlike var haberlerini de saray gladyosu yaptırmaktadır. Artık Türkiye'nin bir Fethullahçı sorunu kalmamıştır. Hatta Fethullah Gülen’in istenmesi de sahtedir. Fethullah Gülen’in teslim edilmesini istemiyorlar. Öyle suç ortaklığı yapmışlardır ki, bunların ortaya saçılmasından korkuyorlar. Fethullah Gülen’i isteyenler hiç idamdan söz eder mi? Herkes de biliyor ki idam tehditlerinin olduğu bir ülkeye Fethullah Gülen’i vermezler. Bu nedenle Erdoğan bilinçli bir biçimde halk idam istiyor, ben onaylarım diyor. Böylece Fethullah’ın verilmemesine gerekçe yaratıyor. Bunun üzerinden de kabadayılık yapıyor, herkesi suçluyor. Anlaşılıyor ki, yıllarca bunu bir propaganda aracı olarak kullanacak.
Aslında AKP Fethullahçılarla bir uzlaşma arıyor. Çünkü Kürt halkına karşı birçok suçu ortak işlediler. Kime ne yaptılarsa ortak yaptılar. AKP Fethullahçıları besledi, büyüttü. Yine birçok ortak sırları var. Şimdi devletin bekası için iki taraf da birlikte yaptıkları işleri açığa vurmuyorlar. Fethullarçılar da devletin bekası için AKP'nin tüm kirli işlerini ortaya koymuyor. Fethullahçılar bildiklerini açıklarsa AKP de yerle bir olur; Fethullahçılar da sarsılır. Bu nedenle bir uzlaşma arayışı var. Hatta Bekir Bozdağ’ın ABD'ye Fethullahçı belgesi götürüyorum örtüsü altında orada Fethullahçılarla görüşüp bir uzlaşma arayacakları söyleniyor. AKP içinde bile bu söylentiler varmış. Fethullahçılar ise Erdoğan yapacağını yaptı; şimdi kendi konumunu sağlam görüp bizimle uzlaşma arıyorlar diyorlarmış.
Tüm bunlar, AKP'nin derdinin Fethullahçılar değil, Kürt Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçleri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin sesi kısılarak her türlü baskı ve zulüm yapacaklarını göstermişlerdir. Dünya, Kürtlere ve demokrasi güçlerine yapılan baskıdan habersiz kalacak, ya da tek taraflı bir enforme yapılacaktır. Zaten tüm belediye eşbaşkanları ya tutuklanmış ya da etkisizleştirilmiştir. Milletvekilleri üzerinde ise Demokles’in kılıcı sallandırılmaktadır. Aslında onlar da büyük oranda etkisizleştirilmiştir. Halka yönelik saldırılar daha da artacaktır. Artık Türkiye ve Kürdistan'da her demokrat ve yurtsever hedeftir. Cumhuriyet gazetesine baskın, Amed belediye eşbaşkanlarının tutuklanması, yerel gazetelerin bile kapatılması bunun açık ifadesidir.
Şimdi bu durum karşısında herkesin göstereceği tek tutum vardır; bu da AKP iktidarına karşı net tutum takınmaktır. AKP'ye karşı gösterilmeyen her net tutum AKP'nin istediklerini rahat yapmasına imkan sunmaktadır. AKP'yi durduracak tek duruş, kararlı bir direniş tutumu olacaktır. Kürt halkı, demokrasi güçleri, Türkiye'nin demokratikleşmesinden yana olan herkes AKP'ye tutum alırsa AKP çözülmeyle karşı karşıya kalır. Çünkü mevcut iç ve dış politikasıyla Türkiye'yi parçalamaya ve dağılmaya götüren AKP iktidarıdır. Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye'nin siyasi birliği içinde çözüm ararken; amacı Türkiye'yi demokratikleşme olurken, AKP iktidarının mezhepçi-milliyetçi otoriter hegemon sistemde ısrar etmesi, Türkiye'yi etnik, mezhebi ve sosyal olarak bölmekte ve parçalamaktadır. AKP iktidarının Türkiye'nin birliği, dış çıkarlar dediği her şey AKP iktidarını ayakta tutmaktan başka bir anlama gelmemektedir. Tayyip Erdoğan’ın son zamanlarda tüm mesajlarını dışa vermesi de içerideki ağır sorunların üstünü örtmek ve kendine muhalif olanları ezmek içindir.
Özcesi AKP'nin derdi iktidarıdır. Bunun için de Kürt düşmanlığının ve şovenizmin şampiyonluğunu yapmaktadır. Her demokratikleşme söylemine de Kürtlerin işine yarıyor diyerek saldırmaktadır. Kürtlere ve demokrasi güçlerine yönelik düşmanlığını da sözde Fethullahçılar karşıtlığı üzerinden meşrulaştırıp sürdürmektedir.