FKÖ’nün özellikle El-Fetih kanadının liderlerinin "Kürdistan" takıntısı yeni değildir.
16 Mart 1988 tarihinde Saddam Hüseyin, Enfal harekatı ile sorumlu kıldığı yeğeni Hasan Ali El Mecid vasıtası ile Halepçe’ye kimyasal silah saldırısı yaptığı saatlerde FKÖ lideri Yasser Arafat diktatör Saddam ile birlikte Bağdat televizyonunun kameraları önünde Arap usulü ile dudaktan üç sefer öpüşüyordu.
Yasse Arafat’ın diktatör Saddam ile muhabbeti yeni değildi. Kerkük’ün Araplaştırması planı gereğince Kerkük’ten çıkarılan Kürtlerin yerine 400.000 Filistinli Arap yerleştirilmiş, Kerkük'ün bu yeni sakinleri petrol sanayiinde Kürtler’den boşalan yerlere yerleştirilmişti. Böylece "Halkların Kardeşliği" ilkesi Filistinlilerin iskanı ve iş olanağına kurban edilmişti.
5 Haziran 1967 tarihinde Arap Devletleri koalisyonu ile İsrail arasında "6 günlük savaş başlamıştı". Savaş öncesi Arap koalisyonunun lideri Mısır devlet başkanı Cemal A.Nasır "Tel Aviv’ de buluşalım" diyordu. Tel Aviv’de buluşulduktan sonra ikinci hedef ise Irak’ta KDP öncülüğünde yürütülen "Kürt Kurtuluş Mücadelesi" idi. Bu nedenle hem milli duygularımız, hem de o zaman Mao’nun kitaplarından okuduğumuz "Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" ilkesi gereğinci 6 günlük savaşı Süleymaniye kahvelerinde büyük bir ilgi ile izlemiş, İsrail’in Arap koalisyonunu 6 gün içerisinde dağıtmasını ilgiyle karşılamıştık.
Savaş sonrası Apê Musa’nın Emin Ali Paşa Caddesi'ndeki evinde bir grup Kürt yurtseveri toplanmıştık. Aramızda 49’lar davasının sanığı, kendi deyimi ile "Malatya'nın Pötürge ilçesi Günde Guharalı" merhum Örfi Akkoyunlu ağabeyimiz de vardı. O gün İsrail Konsolosluğun’da fahri görevli bir Yahudi vatandaşta Apê Musa’nın misafiri idi. Çocukları Apê Musa'nın çocukları Anter ve Dicle’ninde arkadaşları idi. Örfi Ağabey Yahudi asıllı TC vatandaşı ile "Filistin meselesini tartışmaya başladı. Örfi Ağabey sorunun savaş ile değil "Filistin'de kurulacak bir Yahudi ve Arap Demokratik Federasyonu ve eşitlik temelinde çözüme ulaşacağını" savunuyordu. Biz hepimizde Örfi Ağabey’e cephe aldık. Apê Musa, Örfi Ağabey’i afaroz etmekle tehdit etmişti (Bakınız Apê Musa'nın Hatıralarım 1.cildinde Örfi Ağabey’in 49’lar davasındaki afaroz meselesine).
Zaman geçti İsrail’in Filistinlilere uyguladığı baskı politikasının, özellikle Yahudilerin 2.Paylaşım savaşında uğradığı zulüm nedeni ile yanlış olduğunun bilincine vardık.
1982 yılında Lübnan İsrail tarafından işgal edilip, FKÖ Lübnan’dan çıkarılmak zorunda kalınca işgal sırasında 11 PKK'li Kürt, Hebron Kalesinde İsrail ordu birliklerine karşı direniş savaşı yaparak şehit düştüler. Onlarca Kürt de esir düştü. İsrail kendilerine karşı direnen bu insanların kimliklerini öğrendikten sonra Kürdistan’ın kuzeyinde PKK öncülüğünde yürütülen özgürlük mücadelesine karşı tavır aldı. Bu katı tavrı sayın Öcalan’ın esir alınmasına, şimdiye kadar da devam etmektedir.
FKÖ’nün Arafat’tan sonraki lideri Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas’ın üç gün önce bir demeci internet sayfalarına düştü. Mahmut Abbas şöyle diyordu: "ABD’nin Esad yönetimine müdahalesini, müdahale sonrası bağımsız bir Kürt devletinin oluşumu gibi vahim yol açacağından dolayı doğru bulmuyorum". Filistinli liderlerin Kürt Devleti fobileri hiç bitmedi. Oysa ki Ortadoğu'da Kürtlerin kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmaları Filistin halkının lehinedir.
"Halkların Kardeşliği" böyle eğri büğrü yılanın kıvrılması gibi olmamalı. İkirciksiz ve doğru bir çizgide olmalı. Kısadan hisse, anlıyana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* Ölümsüz Seyid Rıza, oğlu Hüsenê Reşik ve Seyid Rıza’nın beş arkadaşı 17 Kasım 1937 tarihinde Elazığ’da Buğday Pazarı'nda idam edildi.
* TKDP kurucularından, Antalya davası sanıklarından Ömer Turhan 17 Kasım 1975 tarihinde yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat etti.
* Kürt aydını ve dil bilimcisi Apê Nurettin Karacadağ 18 Kasım 1998 tarihinde yaşamını yitirdi.
* 21 Kasım 1999 tarihinde HADEP’li Kürt Yurtseveri Metin Yurtsever İzmit’te faşistler tarafından linç edilerek öldürüldü.
* 22 Kasım 1988 tarihinde Diyarbekir Cezaevi kasabı Binbaşı Esta Oktay Yıldıran İstanbul Kısıklı’da halk otobüsünde başına bir kurşun sıkılarak öldürüldü.