
Minbic Askeri Meclisi, önceki gün itibariyle Minbic bölgesini kurtarma hamlesi başlattıklarını duyurdu.
Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) 24 Mayıs’ta 3 koldan başlattığı Reqa’nın kuzeyini özgürleştirme hamlesi, 29 Mayıs’ta harekete geçen Tabqa kolu ile genişletilmişti. QSD’nin operasyonu, 4 koldan başarılı bir şekilde devam ederken Minbic Askeri Meclisi de harekete geçti. Minbic Askeri Meclisi, önceki gün “Minbic’i Kurtarma ve Özgürleştirme” hamlesi başlattıklarını duyurdu. Kobanê’nin güneyindeki Tişrîn kasabasında açıklama yapan Askeri Meclis Genel Sorumlusu Ebu Emced, Minbic ve köylerinin 22 Ocak 2014’te terk edilmesinden bu yana halkın DAİŞ zulmü altında kıvrandığını, işgal altında her türlü baskı, zulüm ve şiddete maruz kaldığını ifade etti.
Zamanı geldi
Geçen bu süreç içinde Suriye halkı ve tüm dünyanın Minbic’in öz çocuklarının, gençlerinin ve gerçek savaşçılarının Qereqozaq, Sirîn ve Teşrîn Barajı bölgesindeki amansız direnişine tanık olduğunun altını çizen Emced, “Şehirde yaşayan halkımız da DAİŞ’ın her türlü irade kırma ve teslim alma girişimlerine boyun eğmeyi hiçbir zaman kabul etmedi. Bu direnişçi kent, 2 bine yakın en yetenekli ve yürekli gencini tereddütsüz feda etmekten çekinmedi. Minbic kenti, Suriye genelinde DAİŞ cellatlarına karşı gösteri ve yürüyüş düzenleyen yegane kent olma onuru ve şerefine nail oldu. Minbic Askeri Meclisi olarak kamuoyuna ve tüm halklarımıza şunu belirtmek isteriz ki; artık DAİŞ işgaline son verme, Minbic topraklarını bu pislikten temizleme ve kenti saran tüm kara paçavraların kaldırılıp kara bulutların dağıtılmasının günü, zamanı gelmiştir” dedi.
Tek bir karış kalmayacak
Bölge halkı ve temsilcilerinin çağrıları üzerine 1 Haziran 2016 itibariyle hamleyi başlattıklarını tekrarlayan Emced, şunları söyledi: “Savaşçılarımız bu hamlenin, Minbic bölgesinde işgal altındaki son bir karış toprağı da özgürleştirilinceye kadar en yüksek kararlılıkla sürdürüleceğine söz vermiş, ant içmiştir. Bu temelde kentteki halkımızı can güvenliklerini garanti altına alacak gerekli tedbirlerini almaya, açık askeri hedeflerimiz olan çetelerin karargah ve mevzilerinden, noktalarından uzak durmaya, güçlerimize gereken kolaylığı sağlayıp destek olmaya çağırıyoruz. Özellikle de Minbicli genç kadın ve erkekleri saflarımıza katılmaya ve DAİŞ’e karşı savaşarak kentin özgürleştirilmesi görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz.”
Meclis kenti yönetecek
Emced, bölgenin bütün bileşenlerine müsterih olmalarını salık vererek, şöyle seslendi: “Güçlerimiz sizleri DAİŞ zulmünün pençesinden kurtarmaya geliyor. Askeri Meclisimiz içinde Arap, Kürt, Türkmen ve Çerkes tüm Minbic halklarının en değerli evlatları bulunmaktadır. Güçlerimizin tek hedefi DAİŞ çetesi ve Minbic halkının kanına elini bulaştırmış kişiler olacaktır. Kenti ve kırsalını tümden çetelerden temizleme amacımıza ulaştıktan sonra da kenti Arap, Kürt, Türkmen ve Çerkeslerden müteşekkil bir sivil yapılanma olan Minbic Bölge Meclisi’ne teslim edeceğiz.”
İlk gün 10 km
Şems El-Şaml Taburu, Siwar Minbic (Minbic Savaşçıları), Fırat Tugayları Topluluğu (Cindulheremên Tugayı, Fırat Şehitleri Tugayları Topluluğu ve El-Qewsî Tugayı) ve Minbic Türkmenleri ile daha birçok askeri yapılanmadan oluşan Minbic Askeri Meclisi’nin başlattığı hamle, iki kol halinde ilerliyor. Operasyonun ilk kolu Tişrîn Barajı’nın batısındaki Xirbet Zemala köyü, ikinci kolu ise Sacur suyunun Hac Elo ve Hemam Zeğir (Küçük) köyleri yönünden harekete geçti.
Sadece Minbicli savaşçıların yer aldığı operasyonlarda, Mustefa Hemadê köyü etrafındaki stratejik tepeler hedef alındı. Kolların işleyişini durdurmak isteyen çete, havanlarla saldırmaya başlasalar da önemli birçok noktada kontrol sağlandı.
Operasyonun ilk kolu, Mustefa Hemadê köyü etrafındaki çete noktalarını ağır silahlarla vurdu. Operasyonun her iki kolu, 10 kilometrelik bir alanda ilerleme sağlayarak, çok sayıda stratejik noktayı çetelerden temizledi. Operasyonun ikinci kolu, Halûl, Til Eriş ve Sikawiyê köylerini kuşatmaya alıp ağır silahlarla vurmaya başladı.
Baraja 5 km uzaklıkta yer alan Mustefa Hemadê köyü ile Tişrîn Barajı’nın güney batısında yer alan Xirbet Rûs köyü kurtarıldı.
İkinci günü
Hamlenin ikinci gününde Minbic Askeri Meclisi savaşçıları, Fırat’ın batısından kuzeye doğru Zoralav ve Jutah köylerine kadar indi. Zoralav köye, Kobanê‘nin Fırat kenarındaki son köylerinden Qubeya Rojhilat ve Qerakozak köylerinin karşına düşüyor.Minbic’i ise güneydoğudan saran ve güneyine sarkmaya basamak olacak köyler. Minbic’in güneyinden Almaşi’ye varan savaşçılar, Hamirlibada’yı vurmaya başladı. Böylece kentin güneyini kapatmayı hedefledi. Tişrîn’den Minbic’e doğru Durdada tepeleri ve Hesenaxa’yı alan savaşçılar, Tawil’e yöneldi. Paralelindeki Qirwali’de dün öğle saatlerinde yoğun çatışmalar yaşanıyordu.
Özgür Minbic müjdesi yakın
Şems El Şemal Taburu Komutanı Ebu Leyla, Minbic halkına şu mesajı verdi: “Topraklarınızın özgürleştirilmesine bir kaç gün kaldı. Özgür Minbic’in müjdesi yakındır.”
Savaşçılar konuştu
Qereqozax Köprüsü’nün bulunduğu alandan gece hareket eden ikinci ana kolda yer alan Şehid Reşo Taburu üyelerinden ve aynı zamanda QSD savaşçısı da olan Şoreş Şeddadé, ANF’ye konuştu. Şeddadé, şunları belirtti: “Şehid Reşo Taburu olarak Qamİşlo Anteri’den buraya geldik. Minbic halkı iki yıldır DAİŞ çetesinin zulmü altında yaşamakta. Halkın bu zulme daha fazla dayanacak takati kalmadı. Halkı, Minbic Askeri Meclisi’ne ve yine QSD güçlerine ‘gelin bizi DAİŞ zulmünden kurtarın’ diye hawar gönderdi. Allah’ın izniyle halkı kurtaracağız. DAİŞ zulmüne son vereceğiz.”
Suyu botlarla geçtik
Qereqozax ana kolunda yer alan Demhat Tirbesipiyê ise şöyle konuştu: “Hamleye bu hattan destek sunuyoruz. Fırat Suyu’nu botlarla geçtik. Suyun üzerindeki tüm tepeleri tutmuşlardı. Köprünün bu yakasına geçmemizle beraber aramızda çatışma başladı. Biz ilerledikçe kendilerini geri çekip kaçmak zorunda kaldılar. Füzelerle saldırdılar. Şehitlerimiz olmadı ama onlardan ölümler çok oldu. Tepede sağlam mevziler yapmışlardı. Her tarafı tünellerle birbirine bağlamışlar ve mayınlamışlardı. Ama buna rağmen hedeflediğimiz tüm tepeler alındı. Mevzilerde bulunan tüm cephaneler elimize geçti.”
Köylüler sevinçli
Özgürleştirilen Mistefa Hemadê köyü sakinleri, ANHA’ya konuştu. İbrahim Hecî, “Başta gıda olmak üzere her şey pahalılaştı. Bir poşet ekmek 500 Suriye lirasına çıkarıldı, şeker ve çay az olduğu için çok pahalı hale geldi ve artık çay bile içemez olduk. Çeteler bizim dışarı çıkmamıza bile izin vermiyordu” dedi. İbrahim Hecî duyduğu sevinci, “çünkü artık özgür bir şekilde dolaşabileceğiz, yani artık özgürüz” sözleriyle özetledi.
Eşini DAİŞ’e kurban veren Abdullah Qadir ise “Çeteler halka hiç değer vermezdi. Bugün Minbic Askeri Meclisi tarafından köyümüzün özgürleştirilmesiyle eşimin intikamı da alınmış oldu” diye konuştu.
Mustefa Mihemed de “Köyümüz bir gün öncesine kadar da çetelerin işgali altındaydı ve hayatımız cehenneme çevrilmişti. Şimdi köyümüz özgürleştiği ve cehennem azabı sona erdiği için çok sevinçliyiz” dedi.
ANHA/ANF/DİHA/KOBANÊ
Efrîn’e de nefes borusu
2011 yılından bu yana ÖSO, El Nusra ve DAİŞ çetelerinin işgali altında zulme karşı ayakta kalma mücadelesi veren Minbic halkının QSD’ye yaptığı özgürlük çağrısının ardından kurulan Minbic Askeri Meclisi’nin başlattığı hamlenin başarıya ulaştırılması halinde çetelerin kuşatması altında bulunan Efrîn’e de bir soluk borusu açılmış olacak.
Rojava Kantonları arasındaki Şehba Bölgesi’nin en büyük kenti olan Minbic’in özgürleşmesi halinde, Kobanê ve Efrîn kantonları biraz daha yakınlaşacak. Böylelikle, 4 tarafı çetelerle kuşatılan Efrîn’e bir soluk borusu açılacak. Bunun yanında hamle ile Minbic’ten sürekli “özgürleştirme” doğrultusunda QSD’ye yapılan çağrılara da cevap olunacak.
Dik duran kent
Kuzey Kürdistan’dan doğan ve Rojava topraklarında Fırat Nehri’ne karışan Sacur Çayı’nın güneyinde ve Halep’i Riha’ya bağlayan önemli bir ticaret yolunun üstünde olan Minbic’ın bilinen tarihi, Asurlulara kadar dayanıyor. Eski adı Bambyke (Suryanîce Mabbug) veya Hierapolis olan kent, Fırat Nehri üzerindeki geçitleri kontrol eden bir mevkide verimli bir ovada kurulmuş. Ortaçağ’da meyve ağaçlarıyla çevrili olan ve “bombassino” (bombagio) denen pamuklu kumaş dokumacılığı ile tanınan Minbic, yine Hıristiyanlığın doğuşundan önce putperestliğin önemli bir merkezi olarak da biliniyor. Hıristiyanlığın kabulünden sonra ise yeni dinin kutsal emanetlerine karşı duyulan hayranlık putperestliğin yerini almış ve pek çok dindar kişiyi kente çekmiştir. Minbic, tarihten bu yana Bizans, Emeviler, Abbasiler, Hanedanlılar, Mirdasiler, Eyyubiler, Selçuklu ve Osmanlılar tarafından yönetilmiş, sürekli hâkimiyet savaşlarına sahne oldu. İncil’in Süryanice’ye çevrildiği kent, 6’ıncı yüzyılda Sasaniler ve Bizanslılar arasında imzalanan ateşkesle Manbiç adını aldı. Daha sonra bu isim Arapça’da Menbice oldu. Sasani, Bizans, Moğol, Türkmen ve çekirge sürülerinin saldırıları, Veba salgını ile defalarca kez tahrip olan kent, sürekli ayakta durmayı başardı.
Hem göç alan hem veren kent haline geldi
Minbic’in nüfusu 1960’ta 8 bin 877 iken, 1970’te 14 bin 635, 1981’de 30 bin 844 oldu. 2003 yılına ait tahminlere göre ise, kentin nüfusu 90 bini aştı. Minbic, son 30 yılda ticaret merkezi olmasına rağmen hem göç alan hem de göç veren bir kent haline geldi. Kentte yetişip nam salan alimlerden bir kaç tanesi şunlar: “Muhaddis Muham-med b. Sellam el-Minbici. Muhaddis Dah-hak b. Hacve, Muhaddis hacib b. Süleyman, muhaddis Omer b Saîd b Sînan, Fakih Ebû Alî Hasan b. Selame, şair Buh-tûrî, tarihçi Agapius, Tesliyetû Ehîl-mesti, müellifi din alimi Ebû Abdullah Muhammed b. Muhammed b. Muhammed el-Hanbeli.”
Çeteler halkların birliğini yıktı
Tarihin tüm anlarında halklar mozaiği olmayı başarmış Minbic kenti, Suriye iç savaşı ile Özgür Suriye Ordusu (OSO), daha sonra El Nusra ile DAİŞ çetelerinin bayraklarının asılmasıyla bu kimliğini yitirdi. Kentten halklar zorla çıkarılırken, yerlerine de çete ve terör örgütü yanlıları yerleştirildi.
Minbic coğrafya ve demografyası
Minbic Suriye’nin kuzeyindeki büyük bölgelerden biri olurken, idari olarak Halep vilayetine bağlır. Minbic, güneyde Halep’e 85 kilometre, kuzeyde Cerablus’a 40 kilometre, doğuda Kobanê’ye 65, batıda ise Bab’a 45 kilo metre uzaklıkta.
Şuanda bir kent olarak görülen Minbic’e, Ebû Qelqel, Ebû Kehef, Meskene ve Xefsa adlı 4 ilçe bağlı. Çok eskilerde kurulan bir kent olan Minbic’te Arap, Kürt, Çerkes ve Türkmen halkları bir arada yaşıyordu. Kentte yaşayan halkların oranı ise şöyle: “Arap yüzde 68, Kürt yüzde 25, Türkmen yüzde 5 ve ÇerkeSler ise yüzde 2 oranında.”
Minbic bölgesinin en eski halklarından birisi olan Kürtler, aşiret olarak Mala Betran ve Mala Mistefa Memo olarak biliniyor. Minbic’in mahalle ve köylerine dağılan Kürtler, Minbic merkezde ise Cezîrê yolu, Mexmorîn Caddesi ve Mizgefta Fetih’in kuzeyinde ikamet ediyor.
Kentte DAİŞ zulmü
Minbic’in batısına düşen 10 köyden en büyük olan Eseliyê köyünde, 250 Kürt aile yaşıyor. Aileler, 2014 yılındaki DAİŞ işgalinden sonra her türlü zulme maruz kaldı. Kent merkezi ve köylerde yaşayan başta Kürtler olmak üzere yurttaşların YPG/YPJ yanlıları olduğu gerekçesiyle ev ve mallarına el konuldu. Çok sayıda kişi tutuklanırken, akıbetleri hakkında bilgi mevcut değil. Bunun yanı sıra QSD’ye sempati duydukları ve yardım ettikleri gerekçesiyle kent meydanında birçok kişinin kafası kesildi, kadınlar recm edildi, kurşuna dizildi ve idam edildi.
Minbic özgür olacak
DAİŞ çetelerinin bu uygulamalarından dolayı nefes alamayan Minbic halkı, sık sık QSD’ye bu zulümden kurtarmaları için çağrıda bulundu. Halkın bu çağrılarına sessiz kalmayan QSD, içerisinde bulunan Minbicli Arap, Kürt, Çerkes, Türkmen savaşçılar, Minbic Askeri Meclisi’ni kurdu. Ardından da Kobanê’nin güneyindeki Sirin beldesinde Minbic’ten göç eden ailelerden oluşan 40 kişilik Minbic Yürütme Meclisi kuruldu.