Herhalde bu geri çekilmenin anlamını Türk devleti iyi bilmektedir. Bir geri çekilme olduğunda artık yeni bir süreç başlamayacaktır. Çünkü Kürt Halk Önderi defalarca denemiş, ama sonuç alamamıştır. Türk devleti açık bir çözüm projesi ortaya koyup yapacağını taahhüt etmeden bu önderlik bir daha ateşkes ortamı sağlayamaz ve çağrı yapmaz. Kürt Halk Önderi’nin kendini geri çekmesi, savaşı görülmedik biçimde şiddetlendirir. Kalekollar ya da başka tedbirler bu savaşın şiddetlenmesini ya da gelişmesini engelleyemez.
Gerçek buyken AKP’nin adım atmaması neyle açıklanabilir? Her zaman olduğu gibi zaman kazanmayı hedefleyen paketlerle bu süreci seçime kadar kotaracağını mı sanmaktadır? Basına yansıyan bazı yasa değişiklikleri bunu göstermektedir. Bu değişikliklerin Kürt sorununun çözümüyle ilgisi yoktur. Artık hiçbir biçimde savunulmayan bazı konularda yumuşama yaparak bunu propaganda yapıp zaman kazanmak istemektedir.
Kürt halkının da, Kürt Özgürlük Hareketi’nin de bu tür tutumlara karşı tahammülü kalmamıştır. Kürtlerin ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin sabırları zorlanmaktadır. AKP hangi ölçülere göre bu zorlamayı yapıyor bilemeyiz, ama özgürlükte kararı olan Kürtlerin yeni bir savaştan çekinmeyecekleri açıktır. Belki bir kısım Kürt mevcut kültürel soykırım altında yaşamayı kabul edebilir. Fiziki varlığını sürdürmeyi, yemeyi, içmeyi yeterli gören bazı Kürtler siyasal egemenlik altında aşağılanarak yaşamayı kabul edebilir. Ancak kırk yıllık savaş içinde özgürlüğü için savaşan bir halk gerçekliği var. Bu halkın özgürlük bilinci en zor koşullarda savaşan Rojava Kürtlerinkinden az değildir. Bunları şunun için belirtiyoruz: AKP ben adım atmam, oyalayarak bu süreci götürürüm derse beklemediği bir durumla karşılaşır. AKP Kürt sorununda çözüm için adım atmadığı takdirde kendi sonunu da getirir.
Bazı güçler AKP Hükümeti’ne de önceki hükümetler gibi PKK’yi tasfiye etme cesareti veriyorlar ve savaşı kışkırtıyorlar. Kürt Halk Önderi’nin belirttiği gibi “tavşana kaç, tazıya tut” diyorlar. Bunu daha çok bazı dış güçler ve lobiler yaparken, şimdi AKP’yi devirmek isteyen güçler de buna eklenmiş bulunmaktadır. Bu çatışmasızlık ortamında sorunu çözme adımı atmaması durumunda AKP Hükümeti’nin biteceğini herkes görüyor. AKP de bunu görüyor, ama adım atmıyor. Çünkü AKP çok ciddi konularda adım atacak cesarete sahip değil. Bu anlaşılmıştır. Aslında Kürt Halk Önderi radikal adımlar atarak AKP’nin adım atıp atmayacağını öğrenmek istemiş, sonuçta AKP’nin adım atmayacağı netleşmiştir.
Bu kadar radikal adım atarak AKP’yi adım atma konusunda cesaretlendirmek istemiş, ama AKP’nin bu kalibrede olmadığı açığa çıkmıştır. Bu açıdan tüm fırsatlar sunulmasına rağmen AKP adım atamıyorsa Kürt Halk Önderi’nin daha fazla bekleyeceğini sanmak safdillik olur.
Kürt Halk Önderi AKP’yi cesaretlendirmek için çatışmasızlık yapmış ve gerilla güçlerine geri çekilme çağrısı yapmıştır. Ancak AKP Hükümeti gerilla çekilirken, çatışmasızlık ortamı sürerken Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve gerillanın geri çekilişini cesaretlendirecek hiçbir adım atmamıştır. Bu açıdan AKP Hükümeti’nin gerilla yüzde 30 çekilmiş, çekilme yavaş sürüyor sözleri tamamen demagojidir, ciddiyetten uzaktır. Cehennemin dibine kadar gitsinler diyeceksin, cesaretlendirici hiçbir adım atmayacaksın, ondan sonra kem-küm edeceksin!
Kürt Halk Önderi de, Kürt Özgürlük Hareketi de, gerilla da yapacağı her şeyi yapmıştır. AKP Hükümeti hiçbir şey yapmamıştır. AKP şunu yapmış diyenler yalan söylüyor, demagoji yapıyor. AKP sadece bu çatışmasızlık sürsün diyor. Bunu istemesi bir şey yapmak değildir. AKP silahların bırakılmasını da istiyor. Bunlar bir şey yapmak mıdır?
AKP daha bir diyalogun koşullarını yerine getirmemişken neyi yaptığından söz edebilir? Bir şey yaptım demeleri için Kürt Halk Önderi’nin koşullarının köklü değişmesi gerekir. Çatışmasızlık yapılmadan önce bu sözler de verilmiş, ama hiçbir şey yapılmamıştır. Şimdi sıkışınca gıdım gıdım bir şeyler yapmak ya da yapmış görünmekle zevahiri de kurtarmaz. Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi sabırlıdır, ancak kandırılamaz. Eğer AKP çok köklü kararlar alıp gereken adımları atmazsa günler çok çabuk bitecektir.
BDP’nin ayda bir görüşmesi, bazı mektuplar getirmesi ve götürmesiyle hiçbir şey değişmez. Çünkü Oslo’da bundan daha çok mektup gelmiş gitmiş, hatta bugünkünden daha açık mesajlar gitmiş gelmiştir, ama sonuç daha şiddetli çatışma olmuştur. Bu açıdan AKP Hükümeti Oslo’nun tekrarını aşmazsa sürecin akıbeti de farklı olmaz.
Yedi aylık süreç açığa çıkardı ki Kürt Halk Önderi’nin attığı adımlar AKP’nin insafına bırakılamaz. Özgürlük güçleri, tüm demokratik hareket ve çevreler harekete geçmezse AKP hiçbir adım atmaz. Zaten adım atmak istemediği için Kürt halkının en küçük tepkisine bile öfke duymakta ve üzerine şiddetle gitmektedir.
Sürecin ne olacağını artık AKP’nin tutumu değil, halkın tutumu belirleyecektir. Çünkü AKP’nin tutumu belli olmuştur. AKP’nin bir çözüm niyeti yoktur. Ancak halk güçleri zorlarsa bir adım atabilir. AKP gibi demokratik zihniyete sahip olmayan güçler zorlanmadan adım atmazlar.
Bazıları mücadele olursa süreç bozulur diyormuş. Tam tersi mücadele edilmezse süreç bozulacaktır. Dünyanın her yerinde demokratik gelişmeler mücadelenin sonucu sağlanmıştır. Kuşkusuz Kürtler çok mücadele ettiler, ancak hala da mücadele etmeleri gerekmektedir. Kürt halkı ve tüm demokratik güçler mücadele ederek AKP’ye adım attıracaklar ya da AKP’nin oyalama ve çürütme politikası etkili olacaktır. Buna da Kürt Özgürlük Hareketi izin verilmeyeceğine göre, şiddetli bir savaş kapıya dayanır. Bu açıdan tüm özgürlük ve demokrasi güçlerinin mücadeleyi yükselterek sürece müdahale etmesi gereken günlerden geçmekteyiz.
Fırsat tepmek