Tarih 18. 5. 2015, HDP’nin Mersin ve Adana büroları aynı anda bombalandı. Sırrı Süreyya Önder AKP’yi işaret etti. Bir gün önce Selahattin Demirtaş Adana ve Mersin’de görkemli bir miting yaptı. Metal ve otomotiv işçileri eylemde. Perinçek, Amerika’yı kastederek “bölündüğümüzü, torunlarınızın torunları dahi göremeyecek” dedi. Renault grevi büyüyor. Ramadi İŞİD’in kontrolünde.TSK, Suriye’de insansız bir hava aracı düşürdü. AKP Genel Başkan Yardımcısı MİT TIR’larının ÖSO’ya silah taşıdığını itiraf etti. ABD, Suriye operasyonuyla İŞİD komutanlarından Ebu Sayyaf’ı öldürdü. Kılınçdaroğlu, “6 Milyon işsiz, 17 milyon yoksulumuz var” dedi.Bir de yukarıdaki tablonun 17 Mayıs (Gezici Anket) tarihli ankete yansıyışına bakalım:
AKP: yüzde 38,2. CHP yüzde 30.1, MHP yüzde 17.1, HDP yüzde 10,5...
Aynı ankete verilen yanıtlar:
Suriye’ye askeri operasyon istemeyenler: % 93.2
Geçim sıkıntısı yaşayanların oranı: 66,4
Başkanlık sistemine hayır diyenler: % 76,2
Yargıya güvenenler: % 22, 5
Adil yargıya inanmayanlar: % 77,5
Cumhurbaşkanının ve Hükümetin medyaya baskı yaptığına inananlar: % 66, 7
AKP’ye (%38 içinde) alternatifsizlikten oy verenler: % 30
Tablo ortada, AKP eriyor. Niçin? Seçmen hoşnut değil de ondan. Peki neden?
1. AKP vatandaşı yoksullaştırıp devlete muhtaç duruma düşürdü.
2. AK Saray’ın yüksek maliyeti.
3. İşsizliğe çözüm bulunamaması.
4. Suriyeli göçmenlerin kontrolsüz varlığı.
5. AKP’nin başkanlık sisteminde ısrarı.
6. Kadına şiddetin artması.
7. Medyaya baskının artması.
8. Yargıya müdahale edilmesi.
9. Eğitim sorununun çözülememesi.
10. Kobanê çıkışı (İŞİD’de yardım politikası)
Bunlar anketin tespitleri, gelelim bizimkilere:
* AKP, özlem duyulan demokratik bir projeyle iş başına geldi. Avrupa Birliği kriterleri, Yeni Anayasa, şeffaf, demokratik kurumlar...
Hükümet, hiç birini yapmadığı gibi var olan kırıntıları da yok etti. İçeride barışını, dışarıda tarafsızlığını koruyacağına, Ortadoğu’daki dinci-gerici yapıyla bütünleşti. Başka bir deyişle din üzerinden siyaset yaptı.
Başta Kürtler olmak üzere toplumun her kesimi kandırmaya çalıştı.
* Suriye, Mısır, Libya, Irak, Filistin, Hatay politikası... Bizde karşılık bulan İŞİD gibi mezhepçi, terörist bir örgüte destek sundu. Kobanê‘de içine düştüğü şaşkınlık, Kürtlerle kurulan bağın kopmasına neden oldu.
* Emekçi-İşçi düşmanlığı; hak arama ve gösteri yürüyüşlerine tahammülsüzlük. Çalışanlarla emeklilerin bütçedeki payının dibe vurması. Sendikaların yerini taşeron sisteminin alması. Hükümetin ve yandaşlarının hırsızlığı, AK Saray’ın inşası... (Öyle bir saray ki, 3 aylık elektrik masrafı 40 bin işçinin maaşına eşit.)
* Kadın düşmanlığı. Kadının içeri kapatılmasına, öldürülmesine, şeytan gibi algılanmasına destek...
* Gerici, dinci eğitim...
* Taraflı, kinci, baskıcı yönetim... Değiştirmeyi vaat ettiği kurumları kendi adamlarıyla doldurması. Sınav, bürokrasi, ihale ve kamu alanındaki yanlı tavrı..
* Ekonomik iflas...
* İçeride ve dışarıda izlenen saldırgan siyaset; Batı ve kurumlarının desteğinin yitirilmesi...
* Gezi direnişiyle ciddi bir yara almaları, vaziyetten ders çıkaracaklarına Menderesvari bir diktatörlüğe yönelmeleri.
* En önemlisi de HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, ulusal-bölgesel siyasetini bırakıp, Türkiye partisi olma yönünde ilerlemesi... Maraş da dahil İŞİD’in nefesini ensesinde hisseden Alevilerin, Şengal ve Kobanê direnişinden sonra Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve onun demokratik partisine güven duymaları... Kürt alevilerdeki bu değişimin, Alevi dernekleri üzerinden Türk Alevilerini de etkilemiş olması. Alevileri kazanan HDP’nin adım adım batıya doğru genişliyor olması; Demirtaş’ın karizmasıyla birleşen aklının, hemen her kesime eşit oranda temsiliyet sunması; 12 Eylül’ün ürünü olan % 10 barajının vicdanlarda kabul görmemesi...
* Bölücü diye adlandırılan HDP’nin, birleştirici siyasetlerle Türkiye’nin emperyalistlerce bölünmesine, kardeş kanıyla sulanmasına fırsat sunmaması. Başta Perinçek olmak üzere ırkçıların elinden bu kozun alınmış olması...
Evet seçimlere az kaldı; değişimin işaretleri Maraş’ta da görüldüğüne göre, egemenlerin bastığı toprak hızla kayıyor olmalı. O Maraş ki, Osmanlı’dan beri, sömürü ve zulmü devam ettirmede yararlanılan önemli bir merkez. O Maraş ki, içeri kapatılıp, solla, ışıkla, Kürt’le, Alevi’yle flörtü yasaklanmış genç bir kız gibiydi. Ne yazık ki, AKP geldiğinden beri, Türkiye’yi, Kürt ve Alevi düşmanlığı üzerinden Maraş‘a benzetmeye çalıştı.
Erdoğan’ın kör siyaseti sonunda geldi duvara tosladı. Ama HDP’nin çoğulcu, demokratik siyaseti, ülkemizi kapatıldığı yerden alıp, barışla, ışıkla, bilimle buluşturup, adım adım özgürleştirecektir...