
Sergi, önceki gün saat 18:00’de resepsiyonla başlatıldı. Açılışa çok sayıda Fransız milletvekili, senatör, belediye başkanı, insan hakları savunucusu BDP Kars Milletvekili Mülikiye Birtane, gazeteci Esra Çiftçi ile Paris’te bulunan birçok Kürt kurum temsilcisi ve Kürdistanlı katılım sağladı. Katılımcılar arasında Çukurca’da kimyasalla katledilen HPG gerillası Sevcan Algünerhan’ın annesi Fodol Algünerhan da bulunuyordu.
Serginin açılışı, FKP temsilcisi Sylvie Jean ve Jacpues Fath tarafından gerçekleştirildi. Organizasyonda yer alanlar Kürdistan’daki çocukların yaşadıkların anlattılar. Kimyasal kullanılarak katledilen Fodol Algünerhan’ın acısını paylaştıklarını dile getiren millekvekilleri ve FPK temsilcileri, Kürtlerle dayanışmanın önemine vurgu yaptılar.
Uğur ve Ceylan’ın gözleri
Duvarlarda Uğur Kaymaz’ın, Ceylan’ın, kolu kırılan, jop yiyen, yerde sürüklenen Kürt çocuklarının gözleri vardı. Fotoğraflardan taşan umutları, yaşadıklarına isyanlarıyla birleşen avuçlarındaki taşlarla Kürt çocuklarının fotoğrafları, FKP binasının duvarlarını süslüyordu. Gören herkesi derinden sarsan sergi, 20 Kasım Uluslararası Çocuk Hakları Günü vesilesiyle organize edilmişti. Fotoğraflar, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının Kürt çocukları için bir geçerliliğinin olmadığının ifadesiydi.
Çocukların sorunları tartışıldı
Resepsiyon ardından Terörle Mücadele Kanunu mağduru Kürt çocuklarının durumunun tartışıldığı bir panel yapıldı. Panelin konuşmacılarından Milletvekili Mülkiye Birtane, BDP ve Kürt halkı üzerindeki baskıları anlattı. Gazeteci Esra Çiftçi ise, taş attıkları için tutuklanan ve işkenceye uğrayan çocuklarla yaptığı görüşmelerden birkaç örnek sundu. Çocuk yaşta işkenceye maruz kalan çocukların 30 yıllık bir savaş gerçeğinin içerisinde olan halkın çocukları olduğuna vurgu yapan Çiftçi, şöyle devam etti: “Bu çocuklar kim? Bu çocuklar sabahları kurşun sesiyle uyanan, geceleri kurşun sesiyle uyuyan çocuklar. Bu çocuklar anneleri tecavüze uğrayan, kardeşlerinin kolu kırılan, babaları cezaevlerindeyken büyümek durumunda kalan çocuklar. Onlara bir ad vermek gerekirse onlar rüzgarın çocukları ya da savaşın çocukları diyebiliriz. Önce hayatları sonra gelecekleri çalınan bu çocuklar taş değil kaya da atsa haklarıdır.”
Direnişle dayanışma
“Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması gereken bir konu. Bugün, dünyanın birçok yerinde varolan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır” diyen Avrupa Parlamentosu Sol Milletvekili Marie Cristine Vergiat, Kürt çocuklarının da bunu en ağır biçimde yaşadığına vurgu yaptı. Kürt sorunu karşısında Türkiye’nin tutumun tamamen otoriter bir tarzda devam ettiğini ve birçok aydın, gazeteci, yazar ve politikacının ‘terörist’ olarak ilan edilmesinin kabul edilir bir yanı olmadığını vurguladı.
Komünist Parti üyesi profesör Pascal-Ang Torret ise, “Erdoğan Türkiye’nin Putini’ni oynamaya devam ediyor. Baskıcı rejim sürekli besleniyor. Fetullah Gülen hareketi ve Erdoğan aynı bileşkenin parçaları. Bütün bunların gerisinde ABD duruyor. Dün tüm Ortadoğu’nun diktatörleriyle kolkola olan Türkiye, bugün ılımlı islamın ve demokrasinin temsilcisi olarak gösteriliyor.” diyerek, Türkiye’de giderek tırmanan savaşa işaret etti.
Komünistler ve Cumhuriyetçiler Ulusal Derneği ve aynı zamanda Champigny-Sur-Marne Belediye Başkanı Dominique Adenot, Kürtlerin direnişine işaret ederek, “Bu yıllardır süren bir direniş. Kimlik sorunu, demokrasi sorunu. Bu direnişin dayanışmaya ihtiyacı var” dedi.
‘Kızım zulümlere karşı gerilla oldu’
Sevcan Algünerhan’ın annesi Fodol Algünerhan söz aldığında salonda duygulu anlar yaşandı. Kızının yaşanan zulümlere karşı gerilla olduğunu belirten anne Algünerhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Savaşın da bir kuralı olmalı. Kızım ve arkadaşları kimyasalla öldürüldü. Şimdi cenazelerini bile teşhis edemiyoruz. Bir aydır verdiğimiz DNA sonucunu bekliyorduk. Az önce ülkeden aldığım bir telefonla yeni bir şey öğreniyorum. Cenazelerimiz verilmeyecekmiş deniliyor. Ben sizden bir heyet oluşturmanızı ve Türkiye’nin kimyasal kullandığını dünyaya duyurmanızı istiyorum. Ölsem de o hastanenin önünde kızımın ve arkadaşlarının cenazelerini almak için Türkiye’ye gidiyorum.” Ardından salonda işkence görmüş mağdurlar, Türk aydınlar, diğer Sol Parti milletvekillleri birer konuşma gerçekleştirdi. Yapılan konuşmalarda, Fransa’nın Kürdistan’daki savaştaki rolü de vurgulandı. Fransa’da yaşayan Kürtlerin de Fransız otoritesinin baskısı altında olduğu, kurumlarının basıldığı, tutuklamaların olduğu belirtildi. Panele katılmayan çok sayıda Fransız siyasetçi de mesaj gönderdi. Etkinlik, Milletvekili Birtane’nin katılımcıların sorularını yanıtlamasıyla son buldu.
SELMA AKKAYA/PARİS