Fransa Kürtlerden ne ister? Sorusu son dönemde yaşananları gören her akli selim insanın sorduğu sorulardan biri. Son dört yıldır yaşanan sistematik operasyonlar, gözaltı ve tutuklama furyası, kurumların kriminalize edilmesi, Türk devletiyle ortak ‘terörle mücadele’ adı altında anlaşmalar, Kürt kurumlarının tecrit edilmesi, kapatılma girişimleri gibi onlarca saldırıyı peş peşe sıralayabiliriz. Fransa tüm bu saldırılarına ‘PKK ve ona yakın kurumları’ kontrol altına almak olarak yansıtsa da saldırının kapsamı Fransa’da yaşayan tüm Kürdistanlıları hedef aldığı açık. Ekonomik ve siyasi çıkarları gereği Kürtleri, Türkiye ile arasındaki pazarlıklarda sürekli bir koz olarak kullanmaya çalışan Fransa Kürdistanlı göçmenleri tümüyle hedef alan bir politika izlemekte.
Kürtlerin ekonomik ve ticari olarak kendini geliştirmesi önünde sürekli bir baskı mekanizması oluşturulmaktadır. Kürtlerin yoğun olarak çalışma alanı inşaat ve gastronomidir. Son iki yıldır özellikle Kürtlerin çalıştığı bu her iki alana dönük baskılar yoğunlaşmış durumda. Çeşitli gerekçelerle Kürt işyerleri sürekli denetim altında. Kürt işverenleri, sudan bahanelerle kontrollere tabi tutulup mali olarak çökertilmek isteniyor. Hiçbir argüman bulunamadığında bunun için sürekli cepte hazır ‘PKK’ gerekçesi kullanılıyor.

Polis provokasyonu ve faşistlere destek
Kürtlerin demokratik ve yasal eylemlerinde son dönemde yaşanan polisin provokatif tutumu ise dikkat çekici bir nokta. Faşistlerin sokak ortasında Kürt vatandaşlarına yönelik şiddet girişimlerine müdahale edilmezken kendini savunan Kürt gençleri polisin hedefi haline gelebiliyor. Bizzat polis tarafından yaratılan provokatif girişimlerle Kürt gençleri şiddete çekilmekte. Yaşanan olayların ardından ise yine Kürt gençleri gözaltına alınıp Kürt kurumlarına ve Paris’e girişleri yasaklanmakta. Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen Şiddete Karşı Kadın Yürüyüşü sırasında polisin Kürt gençleri üzerindeki provokatif girişimleri Fransız Kürt dostları tarafından görülüp, eyleme katılan Kürtler, dostlar tarafından güvenlik çemberine alınmıştır.
Diğer önemli bir gelişme de Fransa’nın iltica kurumu OFPRA ve onun üst mahkemesi olan Komisyon tarafından ülkede şiddete maruz kalmış, ceza almış Kürtlerin yapmış olduğu başvuruların Haziran ayından bu yana otomotiğe bağlanmış bir şekilde sürekli reddedilmesi. Fransa’nın Kürtlere dönük politikasının bir parçası olarak gelişen bu retlerin hemen ardından sınırdışı girişimleri hız kazandı.
Geçtiğimiz yıl OFPRA Türkiye’yi Güvenli Ülkeler Listesi’ne almıştı. Avukatların yapmış olduğu itirazlar sonucu bu karar düşürülmüş olsada son altı aydır Kürtlerin yapmış olduğu başvuruların yüzde 90’ı redle sonuçlanmakta. Avukatlar bu süreci üç temel noktaya dayandırıyor: Birincisi Fransa’nın Kürt politikası, ikincisi ise son yıllarda gelen kesimlerin politize olmuş ve belli bir politik bilinci olan bireylerden oluşması ve bunların geldikten sonra da politik iddialarının arkasında durması, üçüncüsü ise Türkiye’de tırmanan gerilim ve savaş ortamından dolayı göç dalgasının oluşma ihtimaline karşı Fransa’nın bir çekim merkezi olmaktan çıkarılması!

Yeni barikatlar kuruluyor
Fransa’nın Kürtler üzerindeki baskı ve siyasal kimliğinden uzaklaştırma girişimleri buna paralel olarak Kürtlerin sosyal, siyasal ve toplumsal olarak kendine ifade kanalları oluşturmasının önünde her geçen gün yeni barikatlar oluşturulmakta. Kürt kurumları bu yaşanan sürecin ancak Kürtlerin kendi öz yönetimlerini, kendi kurumlarını oluşturarak karşı durabileceklerini savunuyor. Bu nedenle Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu Kürtlerin kendi kurumlarına üye olmaları gerektiğini belirtekerek üye kampanyası başlatmış durumda.
Yıl sonuna kadar Fransa çapında 50 bin üyeyi hedefleyen Kürt kurumları çalışmalarını sürdürüyor. Fransa’nın Kürtler üzerindeki her türlü baskı politikasının örgütlü ve bilinçli güç olarak aşılabileceğine dikkat çeken kurumlar, hangi cepheden gelirse gelsin provokatif tutumlara pirim verilmemesi gerektiğini söylüyor. Fransa’da yaşayan Kürdistanlılar ise Fransa’nın bu tutumuna yanıtını son dönemde yapılan eylemlere katılım oranlarıyla gösteriyor. Faşistlerin kurumlara saldırı haberleriyle birlikte binlerce Kürdistanlı Kürt kurumlarına akın ediyor.