Konferansa konuşmacı olarak Montpellier Baro Başkanı Michèle Tisseyre, Montpellier İnsan Hakları Derneği Başkanı Sophie Mazas, Montpellier Gazetecilik Klubü Başkanı Olivier Roirand ve 'KCK davası' avukatlarından Ercan Kanar katıldı.

Konferansa Mala Kurdan Derneği de destek sundu.
Montpellier Barosu'na mensup çok sayıda avukatın da katıldığı konferansta ilk konuşmayı Avukat Sophie Mazas yaptı. Mazas, Sevr ve Lozan Anlaşmaları, Kürt isyanları, PKK'nin kuruluşu, 90'lı yıllar, AKP'nin iktidara gelmesi ile birlikte Kürt halkına karşı yapılan tutuklamaları özetledi. İkinci konuşmacı Michèle Tisseyre de Türkiye'deki 'KCK' adı altında yürütülen avukatların davasına katıldığını hatırlatarak, izlenimlerini paylaştı.
Michèle Tisseyre şunları söyledi: "Avukatların duruşması iki bölümlü bir tiyatroydu. Birinci bölüm 16-19 Temmuz 2012. Türkiye'nin en güzel adalet sarayında oldu. Ama duruşma en kötü salonda yapıldı. Çok dar ve klima sistemi yoktu. 80 kişilikti ancak orada 400 kişi vardı. Ailelerin çoğu dışarıda kaldı. Bu insan onuruna aykırı bir durumdu. 3 hakim vardı ancak 2 tanesi sanki yoktu. Şaşırtıcı bir mahkemeydi. Çünkü suçlama kolektif ve nedenleri anlaşılmıyordu. Avukatların bürolarında aramalar oldu. Avukatların görüşmeleri dinlendi. Bunlar hukuka aykırıydı. Hepsi, Öcalan'ın savunmasını yaptıkları için yargılanıyor. Kürtçe savunma talebi çok derin, anlamlı ve sembolik bir taleptir. Savunma hakkı, adil yargılanma hakkı ihlal oldu. (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ihlali). Bu duruşma sonunda 9 kişi serbest bırakıldı ama biz bunun da nedenini anlayamadık. Tiyatronun ikinci bölümü ise Kasım ayında İstanbul'a 80 kilometre uzaklıkta olan bir cezaevinde gerçekleştirildi. Yalnız 124 kişilik bir yargılamaydı. Ama salon yine de dardı. Avukatların bütün talepleri reddedildi, duruşma birinci ayın üçüne erdelendi."
Konferansın üçüncü konuşmacısı ise Montpellier Gazetecilik Klubü Başkanı Olivier Roirand'dı. Roirand, Türkiye'de 'KCK' kapsamında yargılanan gazetecilerin duruşmasına katıldığını hatırlattı.

'Kürtçe konuşmalarına izin verilmedi'

Roirand, gazetecilerin kötü muamele gördüğü 180 ülke arasında Türkiye'nin 148. durumda olduğunu belirtti. Roirand şunları dile getirdi: "Türkiye gazeteciler için en büyük cezaevidir. Türkiye, gazetecilerin mesleklerini icra ederken tutuklandığı bir ülkedir. Geçen yıl 44 gazeteci tutuklandı. Gazetecilere karşı en büyük dava 10 Eylül'de oldu. Dosyada yalnızca yazdıkları var. Bu yazılarda hiçbir şekilde şiddete ve nefrete teşvik etme yoktur. Gazeteciler yalnızca işlerini yapmıştır. KCK'ye üyelikle suçlanıyorlar. Duruşmada savunma yapamadılar. Çünkü Kürtçe konuşmalarına izin verilmedi. Toplam 76 gazeteci Türkiye'de tutukludur. Bu tutuklu gazeteci sayısında dünyadaki en büyük sayıdır. Bunlardan 61'i düşüncelerinden dolayı tutukludur. 15'i de belirlenmeyen nedenlerden dolayı tutukludur."
Son konuşmacı Avukat Ercan Kanar, KCK tutuklamalarının mevcut sistemin hukukuna bile aykırı olduğunu belirterek, "Tamamen siyasi rehin alma operasyonudur. Teknik takibin, telefonun, iletişimin denetlenmesinin yasal nedenleri asla yok. Türkiye artık büyük bir gözaltı devletine dönüşmüştür. Yorum yoluyla, beyin taraması, zihin polisliği yöntemiyle soruşturmalar devam ediyor" dedi. Kanar konuşmasının devamında şunları söyledi: "Kuşkusuz gözaltından itibaren şu ana kadar devam eden sürecin hukukla hiçbir ilgisi yok. Yani ceza yargılamasının, hukukunun ne yazılı, ne sözlü, ne teammü kurallarıyla en ufak bir ilgisi yok. Soruşturma tamamen siyasetin vesayeti altında yürütülmüştür. Zaten gerek savcılık, gerekse de tutuklama hakimliği aşamasında yaptığımız savunmalarda da bu soruşturmanın, gözaltı ve tutuklama kararının Anayasa'nın 19’uncu maddesine, 36 ve 38’inci maddelerine aykırı olduğunu, yine AİHS’in 6’ıncı maddesine aykırı olduğunu ve dürüst yargılanma hakkının tüm kurallar ayaklar altına alınarak çiğnendiğini ve tamamen hukuki olmayan hayali, sözde ve olmayan delillerle verilen bir tutuklama kararı olduğunu tutuklama itiraz dilekçemizde vurguladık."
Konferans soru cevap bölümünden sonra Kürt müziği dinletisiyle son buldu.



AYHAN TAYFUR/MONTPELLIER