
BDP Eşbaşkanı Kışanak, Ömer Güney ile kamuoyuna yansıyan bilgiler ile Paris katliamı sonrası gelişmeleri değerlendirdi. Paris'te yapılan katliamın karanlıkta kalması durumunda onarılması zor bir güven probleminin yaratılacağının altını çizen Kışanak, "Bu nedenle bu cinayetin, Kürt halkı, Kürt kadınları üzerinde yarattığı sarsıcı etki dikkate alınarak, hızlı bir şekilde aydınlatılması lazım. Normalde bu tür şeylerde; karşı çıkana bakarak, katili bulmaya çalışırlar. Bir başka yöntem olarak da; kim katliamın aydınlatılması için çaba sarf ediyor veya kim istemiyor diye bakarlar. Aydınlatılmasını istemeyen kim ise olağan şüpheli odur. Bu nedenle Türkiye ve hükümet kendisini bu konuda olağan şüpheli pozisyonuna düşürmek istemiyorsa, cinayetin aydınlatılması için çaba sarf etmelidir" diye belirtti.
'Türkiye soruşturma açsın'
Basında konuyla ilgili çokça bilgi yer aldığını belirterek, hangisinin doğru, hangisinin yönlendirmeye yönelik olduğunun ayırt edilemediğini ifade eden Kışanak, Türkiye'nin resmi olarak soruşturma başlatması ve bunu kamuoyuna deklare etmesi gerektiğini söyledi. Kışanak, "Türkiye kamuoyunun, Kürtlerin ve kadınların resmi ve arkasında şaibe olmayan bilgiye ihtiyacı var. Hükümet artık medya üzerindeki spekülatif yorumlar ve yanlış bilgiler ile bu süreci yönetemez. Hükümetin açık bir şekilde soruşturma başlatarak yanıt vermesi lazım. Bilgiler resmi olarak açıklanmalıdır. Bunu bakanlar yapabilir, emniyet ve MİT yapabilir. Çıkıp biz soruşturma yürütüyoruz demelidirler" diye konuştu.
'Türkiye'de Fransa kadar sorumlu'
BDP Eşbaşkanı Kışanak, Türkiye'nin Sakine Cansız'ın ve Avrupa'daki Kürtlerin çalışmalarını çok yakından takip ettiğine dikkat çekerek, suikastın aydınlatılmasında Fransa kadar Türkiye'nin de sorumluluğu olduğunu vurguladı: "Zaten Başbakan açıkladı. 5 Kasım'da Türkiye, Fransa makamlarına başvuruyor ve Sakine Cansız'ın iadesini istiyor. Bunu açıkladılar. Bu cinayetin Fransa'da işlenmiş olması, Fransa'yı birinci dereceden sorumluluk altında bırakıyor. Fransa cinayetin aydınlatılması konusunda birinci dereceden sorumlu. Bunun yanı sıra öldürülenlerin 3'ü Türkiye vatandaşı. Şüpheli de Türkiye vatandaşıdır. Cinayet, hükümetin Sayın Öcalan ile görüşmeler yaptığı süreçte işlenmiştir, bu nedenle de önemlidir. Türkiye hükümeti iki ay kadar önce Sakine Cansız için Fransa'ya başvurdu. Yani Sakine Cansız'ı takip ediyor. Bunları yan yana koyduğumuzda Türkiye de en az Fransa kadar cinayetin aydınlatılmasında sorumluluk altındadır."
'Hükümet bildiklerini açıklamalı'
AKP Hükümeti'nin "topu Fransa'ya atarak sorumluluklarından kurtulamayacağını" belirten Kışanak, "Medya üzerinden yeni senaryolar üretmeye dayalı, kaynağı belli olmayan spekülasyonlarla da uğraşamayız" diye belirtti. Hükümetin açıkça çıkıp elindeki bilgileri açıklaması gerektiğini söyleyen Kışanak, sözlerine şöyle devam etti: "Ömer Güney'in son bir yıl içinde Türkiye'ye defalarca geldiğine dair basında haberler yer alıyor. Şimdi bu bilgi doğru mu? Bu bilginin kaynağı kim? Fransa polisi mi yoksa Türkiye polisi mi veriyor? Basın nereden bunu bilip, yazıyor? Bu önemli. Çünkü şüpheli olan kişi eğer son bir yıl içinde Türkiye'ye bu kadar sık gelip gitmişse bunun bir nedeni vardır. Hükümetin bunu bulup açıklaması gerekiyor. Geldiğinde kimlerle konuşmuş? Nasıl bir ilişki ağı var? Bunlar bulunabilir. Hükümetin böylesi önemli bir katliamda kamuoyuna doğru bilgi verme sorumluluğu var."
Soru işaretleri süreci tıkar
Türk basınına yansıyan, Ömer Güney'in son geldiğinde pasaport aldığı ve akrabalarına gitmediği yönündeki bilgilerin de çok önemli olduğunun altını çizen Kışanak, "Bu nedenle ben soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi ve aydınlatılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi ve ekledi: "Birincisi Kürt halkında, kadınlarında ve Kürt hareketinde, 'Acaba Türkiye bunun neresinde' yönündeki soru işaretlerinin sürecin ilerletilmesi konusunda engel olacağını düşünüyorum. İkincisi gerçekten bu sürecin ilerletilmesi isteniyorsa, her şeyden çok güvene ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Tarafların birbirine güvenmediği ortamda süreci ilerletmek mümkün olmaz. Bu nedenle de cinayetin aydınlatılması lazım."
'Derin yapılar dağıtılmalı'
Türkiye'nin artık hukuk devleti olması gerektiğine işaret eden Kışanak, "Bir de Türkiye'nin bir iç serüveni var. Türkiye bir hukuk devleti olmalı. Bu tür derin devlet yapılanmaları ve çete örgütlenmeleri dağıtılmalıdır. AKP Hükümeti de derin devlet ile hesaplaştığı iddiasında. O zaman bu hesaplaşmanın gerçekten hesaplaşma olabilmesi için bu cinayetin de varsa Türkiye'deki uzantıları, açığa çıkartılmalıdır. Geçmişte Avrupa'da buna benzer Türkiye bağlantılı çete faaliyetleri olduğu biliniyor. Bunun Susurluk davasına yansıması var. Abdullah Çatlı'nın o dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın bilgisi ve onayı doğrultusunda yurtdışındaki eski faşistleri örgütleyip, bu tür faaliyetlerde kullanılmak için görevlendirdiği ve bunun bir uzantısının da içerde devam ettiği açığa çıktı. Fakat bu temizlenmedi. Bu konuda bütün bağlantıları deşifre edilmiş ve dağıtılmış bir örgütten bahsedemeyiz. O nedenle hükümet bunları gözardı ederek davranırsa, kendisi için de iyi bir şey olmaz. Derin devlet ile yüzleşmesinin ya samimi olmadığı ya da sadece kendisi ile ilgili kısmı halledip Kürtlerle ilgili kısmı güçlendireceği yargısı güçlenir" dedi.
Kürtler aydınlatılması için seferber
"Kürtler adalet istiyor, bu cinayet aydınlatılmalıdır. Kürtler barış istiyor, bu süreç tıkanmamalıdır" diyen Kışanak, hükümetin siyasi sorumluluktan ve şaibeden kurtulmak için sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin bunun için imkanı olduğunu söyleyen Kışanak, "Bütün imkanları yan yana koyunca Türkiye böyle bir cinayetin aydınlatılması için isterse pozitif bir rol oynayabilir" diye belirtti. Kışanak, cinayette peşinen hüküm verenler ve başkalarını hedef gösterenlerin şaibe altında olduğunu, medyanın da bu konuda dikkatli davranması gerektiğini belirterek, "Böyle bazı güçlerin amaçlarına ve hedeflerine hizmet edecek pozisyona gelmemeliler. Bu konuda Kürtler başından beri cinayetin aydınlatılmasını istediklerine yönelik net bir tavır ortaya koydu. Kürtler, cinayetin aydınlatılması konusunda sonuna kadar açıklar ve seferber olmuş durumdalar. Medyanın böyle hedef saptıran, farklı adresler gösteren yaklaşımı cinayetin üstünü örtmeye neden olur. Bu da cinayeti işleyenler ile aynı pozisyona düşmektir. Ne yazık ki Türkiye'de medya bu konuda iyi bir geçmişe sahip değildir" diye konuştu.
ALPER ATALAY / DİHA/ANKARA