Avukat, Jean-Louis Malterre ve Antoine Comte 3 Kürt kadın devrimciye yönelik Türk devletinin düzenlediği suikast planının tüm ayrıntılarıyla su yüzüne çıkmasına karşın soruşturmanın ilerlememesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
SELMA AKKAYA/PARİS
Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbîn) ve Leyla Şaylemez’in (Ronahî) katledildiği 9 Ocak 2013 tarihi üzerinden 7 yıl geçti. Katliamın yıl dönümüde olduğumuz şu günlerde katliam dosyasının ne aşamada olduğu ise merak konusu.
Katil zanlısı Ömer Güney’in 17 Aralık 2106’de ölümü ardından dava fiili olarak kapatılmış, kadın siyasetçilerin ailelerinin başvurusu üzerine kapanan soruşturma geçtiğimiz Mayıs ayında yeniden başlatılmıştı. Ancak söz konusu soruşturmayla ilgili bugüne kadar bir milim ilerleme sağlandığına dair ne avukat ne de aileler bilgi sahibi değil.
Fransa yargısı, aile avukatlarının başvurusuyla Mayıs 2019’da Türk İstihbarat Teşkilatı MİT’in cinayetlerdeki rolüne ilişkin soruşturma başlattığını duyurmuştu. Yeni soruşturmanın açılmasında ise MİT mensuplarının açıklamaları etkili oldu. Katledilen üç devrimcinin aileleri tarafından Mart 2018’de, katliamın emrini verenler ve suç ortaklarının da soruşturmaya dahil edilmesi için 2018 yılının başında KCK’nin kamuoyuyla paylaşmış olduğu iki MİT mensubunun itiraflarına dayanarak başvuruda bulunulmuştu.
Erdoğan’ın emriyle!
2018 Ocak başında KCK, HPG’nin elinde tuttuğu MİT mensuplarının isimlerinin Erhan Pekçetin ve Aydın Günel olduğunu açıkladı. KCK açıklamasına göre, Hakan Fidan ile birlikte Erdoğan’ın talimatıyla çalışan bir ekipti bu. Erhan Pekçetin MİT’in Yurtiçi Etnik Bölücü Faaliyetler Başkanı, Aydın Günel ise MİT insan kaynakları yöneticisiydi. ANF’de yayınlanan açıklamada, iki MİT’çiye karşı yapılan operasyonun adının, ”Şehit Sakine Cansız Devrimci Operasyonu” olduğu ve söz konusu MİT mensuplarının açıklamalarında Paris Katliamı’yla ilgili ortaya çıkan yeni bilgiler vardı.
MİT planladı, uyguladı
MİT mensuplarının yayınlanan görüntülerinden de anlaşıldığı üzere, İmralı görüşmelerine devlet heyeti adına katılım sağlayan, Tayyip Erdoğan’ın görevlendirdiği MİT mensubu Sabahattin Asal katliamın planlayıcısıydı. HPG’nin elinde olan MİT mensupları katliamın uygulayıcıları için ise şu açıklamada bulunuyordu: ”Ses kaydını dinlediğimde (Ömer Güney ve katliamın planlayıcıları arasında olduğu belirtilen 2014 Ocak ayında internet ortamına konulan ses kaydı) suikastın MİT Yurtdışı EBF (Etnik Bölücü Faaliyetler) Daire Başkanı Uğur Kaan Ayık, o dairedeki operasyon şube müdürü Oğuz Yüret ve o şubedeki memur Ayhan Oran, üç personelimiz tarafından planlandığı ve hayata geçirildiğini anladım.”
Soruşturma bir yıl sonra açıldı
Söz konusu MİT mensuplarının açıklamaları ilgili avukatlar tarafından belgeleriyle birlikte yeni bir başvuruya dönüşürken, Fransız yargısı bir yıl bekledikten sonra Türkiye ile gerilimin tırmandığı geçtiğimiz baharda soruşturmanın yeniden ele alınması amacıyla bir anti terör yargıcı görevlendirdiğini duyurdu. Davaya bakan Avukat Jean-Louis Malterre Türk istihbaratının rolünü soruşturulacağını belirterek, ”Adalet, Türk servislerinin rolünü kabul etti” ifadesini kullanmıştı. Malterre, 2017’de benzer bir başvuru yaptıklarını hatırlatarak ”Biz katil zanlısının ölümünden sonra, yalnız olmadığını, eline Türk gizli servisleri tarafından silah verildiğini söylemiştik ama o dönem yeterli görülmedi” diyerek, söz konusu yeni bulgularla soruşturmanın açıldığını ifade etmişti.
Neden ilerleme sağlanmıyor?
Dava avukatları Jean-Louis Malterre ve Antoine Comte’a göre önceki soruşturma Ömer Güney’in etrafında dönse de dosyada yapılan incelemeler ışığında MİT’in rolünün açık bir şekilde tespit edildiğini de hatırlatarak, suikast planının tüm ayrıntılarıyla su yüzüne çıkmasına karşın soruşturmanın ilerlememesinin kabul edilemez olduğunu belirtiyor.
Katilin şüpheli ölümü!
Kürt kadın siyasetçilere yönelik katliam, 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’in merkezinde, en işlek tren garı (Gare du Nord) yakınındaki La Fayette sokağında bulunan 147 numaralı binada işlenmişti. PKK’nin kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn) ve Kürt gençlik hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî) başlarına kurşun sıkılarak infaz edilmişlerdi.
2016 yılına kadar dosyada tek tutuklu sanık Ömer Güney’in dava başlamadan bir kaç hafta önce (17 Aralık 2016’da) daha önce kafasında bulunan tümör nedeniyle tedavi gördüğü hastahanede öldüğü ilan edildi. Bu şüpheli ölümün ardından hakkında açılan dava da fiili olarak düşmüştü.
8 aydır bir gelişme yok
12 Mart 2018’de yeni bir suç duyurusu yapıldı. Avukat Antoin Comte, Almanya ve Belçika’daki Türk devletinin saldırı planlarına dikkat çekerek, Paris Katliamı ile bağ kurarak, “Tüm bu faktörleri soruşturacak bir hakim istiyoruz” demişti.
6 yılı aşkın bir süre sonra aileler ve avukatlar iki dosyada gelişme beklerken, Mayıs ayında ”soruşturma başladı” denildi. Yaz sonunda ise bir hakimin atandığı avukatlara aktarılmıştı. Aradan geçen 8 aya rağmen bunun dışında bir gelişme yaşanmış değil.
Gelinen aşamada katiller açık iken bunun yargılanmaması akıllarda baştan bu yana duran soruyu yeniden gündeme getiriyor: Dava dosyası neden ilerlemiyor ve Fransa neyi gizliyor? Ya da Paris Katliam dosyası Türkiye ile neyin pazarlığı için kullanılıyor!
Adalet için Paris’e!
Katliamın yıl dönümü vesilesiyle 11 Ocak tarihinde Kürdistanlılar yeniden Paris’te ”adalet” talebiyle buluşacak. Organizatörler Fransa Demokratik Kürt Konseyi (CDK-F) ve Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) ve Fransa Kürt Kadın Hareketi (TJK-F) tüm Kürdistanlıları önümüzdeki Cumartesi günü gerçekleştirilecek anmaya çağırdı.
CDK-F, 1960 yılından bu yana Fransa topraklarında en az 43 siyasi suikast yapıldığına dikkat çekerek, ”Bugüne kadar hepsi cezası kaldı. Üç Kürt kadınının suikasti ardından, zamanın hükümeti tarafından verilen vaatler hızla unutulmaya başlandı. Fransız siyasi yetkilileri bu üçlü suikaste hiç ışık tutmadı. Her zaman Türkiye ile ilişkilerini korumak için, kurbanların ailelerini veya Kürt toplumunun temsilcileriyle görüşme nezaketinde bile bulunmadı” dedi.
Bu kez cesaretli davranın
15 ve 16 Mart 2018 tarihlerinde Paris’te düzenlenen devletlerden bağımsız uluslararası Daimi Halklar Mahkemesi’nde (TTP) üç Kürt kadınının öldürülmesinde Türk devletinin birebir suçlu bulunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, ”TPP, üç kadının infazının üst düzey MİT yetkilileri tarafından planlandığını iddia eden PKK tarafından yakalanan iki MİT ajanının açıklamalarını delil saydı. Mart 2018’de, özellikle MİT ajanlarının itiraflarına dayanan üç Kürt eylemcinin aileleri tarafından yapılan bir şikayetin ardından, soruşturma açıldı. Fransız adaletinin bu kez bu siyasi suikastların emrini verenleri belirleme ve kınama cesaretine sahip olacağı umulmaktadır” denildi.
Katilin ölümünün hiçbir şekilde gerçek ve adalet için mücadele etme kararlılığını baltalamayacağını kaydeden CDK-F şu çağrılarda bulundu: ”Bir veya daha fazla siyasetçi öldü, ancak emri verenler hala hayatta ve özgür ve Türkiye’de iktidardalar! 7 yıl sonra Fransız yetkililerin sessizliği kabul edilemez! Onlardan bu suikastlara ve son olarak adalete ışık istiyoruz ve tüm Kürdistanlıları ve devrimci, demokratları Paris’teki 11 Ocak adalet yürüyüşüne katılmaya çağırıyoruz.
Adalet için ayaktayız
Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) de Paris Katliamı’nın sorumlularını Kürt halkı ve dostlarının ortaya çıkardığını belirterek, ”Ancak Fransa adaleti hala bu katliamın sahiplerinden hesap sorma konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiştir. Fransa devletinin adalet mekanizması hala Kürt halkı ve insanlık karşısında karanlıkta kalan yanını aydınlatmamıştır” dedi. 9 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirilen Paris Katliamı’nın katilleri bilinmesine rağmen Fransa ve AB adaletinin sessizliğiyle ‘suçlu pozisyonundan’ çıkamadığını kaydeden TJK-E, Rojava’ya işaret ederek, Fransa, ABD, Rusya gibi devletlerin sessizlikte ısrar ettiğini vurguladı ve ekledi: ”Suriye Gelecek Partisi Eşbaşkanı Hevrîn Xelef’in, Amara Renas’ın, Yade Aqide’nin katledilmesi, Paris Katliamı’nın bir devamı olarak biz kadınlara dayatılmıştır.”
”Bizler; Kürdistanlı, Ortadoğulu, Avrupalı, Amerikalı, Asyalı, Afrikalı kadınlar olarak dün bu katliamlara karşı sessiz kalmadığımız gibi, bugün de sessiz kalmayacağız” denilen açıklamada ”Paris Katliamının yıl dönümünde ‘Saralardan Hevrînlere… Özgürlük için direnişteyiz! Adalet için ayaktayız!’ diyoruz. Ve bir kez daha ‘7. yıl cezasızlığa yeter artık!’ diyerek adalet arayışımızı sürdüreceğiz. Hesap sormak için 11 Ocak’ta tüm gücümüzle Paris’te olalım” çağrısı yapıldı.
Karanlıkta bırakmayacağız
Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi (KCDK-E) tarafından açıklamada ise şu çağrı yapıldı: ”3 Kürt kadın devrimcinin katliamı 7. yılına girerken, başta AKP hükümeti olmak üzere sorumlu tüm odakları hesap vermeye çağırıyoruz. Adaletin bir an önce işlemesini ve sorumlularının insanlık huzurunda yargılanmasını talep ediyoruz. Ne tarih ne de insanlık bu cinayetin üstünün kapanmasına müsaade etmeyecektir. Sakine, Leyla ve Fidan’ların özgürlük özlemleri ve gerçeklerin ortaya çıkarılıp yargılanıncaya kadar kararlıca mücadelemize devam edeceğiz. Kadın özgürlük mücadelesinin sembolleri 3 Kürt kadın devrimci için 11 Ocak 2020’de Paris sokaklarına akacağız. Sara, Rojbin ve Ronahi, kadın özgürlük mücadelesi için şehit oldular. Onların takipçileri yüzbinler olarak büyüyor ve seferber oluyor. KCDK-E olarak bu yıl 11 Ocak Paris’te yapılacak 3 Kürt kadın devrimciyi anma ve adalet talep etme yürüyüşüne tüm Kürdistanlıları, devrimci, demokrat, kadın özgür özgürlüğünden yana olan her onurlu insanı seferberlik ruhuyla katılmaya çağırıyoruz.”
HDP’den önerge
HDP Kadın Meclisi Sözcüsü ve Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, üç Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in siyasi bir suikast sonucu katledildiği 9 Ocak Paris Katliamı’nın tüm yönleriyle aydınlatılması ve faillerinin ortaya çıkarılması amacıyla Meclis araştırması istedi.
Önergenin gerekçesinde, Kürt sorunun demokratik bir zeminde çözümüne dair müzakerelerin başladığı süreçte katliamın yapıldığına dikkati çekildi.
Önergede, “Kürt hareketi ve kadın özgürlük mücadelesi açısından çok önemli bir noktada duran 3 Kürt kadın siyasetçinin katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen bu katliam henüz aydınlatılmamıştır” denildi.
Önergede, kadın siyasetçileri katleden tetikçi Ömer Güney’in MİT bağlantılarının kamuoyuna yansıdığının hatırlatıldığı önergede, şunlar kaydedildi: “Ancak Türkiye’deki soruşturma dosyasında gizlilik kararının bulunması ve üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmaması soruşturmanın mahiyeti ve akıbeti hakkında ciddi kuşkular yaratmıştır. Gelinen noktada Paris Katliamının gerçekleşmesinde rolü olan ve müzakere sürecini daha başından itibaren akamete uğratmak isteyen kişi ve kurumların ilişkilerinin üstünün örtülmesi, sonrasında yükselen çözümsüzlük politikalarıyla da yakından ilişkilidir. Bu anlamda hem Kürt Özgürlük Hareketinin mücadelesine hem de demokrasi ve kadın mücadelesindeki öncülüğüne yönelik bir saldırı olduğu açık olan 3 Kürt kadın siyasetçinin uluslararası siyasi bir suikast sonucu katledildiği 9 Ocak Paris Katliamı çözümsüzlük politikalarındaki ısrarın en önemli göstergelerinden biridir.”
Katledildikleri yerde anılacaklar
Kürt kadın siyasetçiler her yıl olduğu gibi 9 Ocak günü katledildikleri yerde de anılacak. Paris Demokratik Kürt Toplum Merkezi önünde toplanacak kitle Sakine, Fidan ve Leyla’nın katledildiği Kürdistan Enformasyon Merkezi’ne yürüyecek. Kadın kurumlarının öncülüğünde gerçekleşecek yürüyüş ardından çelenk bırakılacak.