
SELMA AKKAYA / PARİS
Fransa’da yapılan anketler cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan ülkenin "Déjà vu" yaşayabileceğini gösteriyor. Anketlere göre bağımsız aday Macron seçimi kazanmaya çok yakın.
Fransa’da birinci turu 23 Nisan, ikinci turu 7 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanırken sağın iki adayı yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya. François Fillon’un bu ay içinde hakim karşına çıkması beklenirken daha önce DAİŞ'in görüntülerini paylaşan Marine Le Pen'in dokunulmazlığı kaldırıldı ve üç yıla kadar hapsi isteniyor. Zira Fransa'da son yıllarda yaşanan kanlı terör saldırılarının ardından şiddet içeren görüntüleri paylaşmak suç kapsamına alındı. Bu atmosferde seçimin birinci turunu kimin kazanacağı ise merak konusu.
Le Pen birinci sırada
Fransız TF1, BFM, İTELE televizyon kanalları yapmış oldukları anketlerin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Tüm gelişmelere karşın anketlerde Ulusal Parti lideri Marine Le Pen birinci sırada ve ilk turu garantilemiş gibi gözüküyor. Irkçı politikası ve yabancı düşmanlığı, AB'den çekilme fikri, dış politikada Rusya'ya yeşil ışık yakan Le Pen'in bu durumu akla 2012 yılı seçimlerini getiriyor. Fransa’da 2002 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Marine Le Pen’in babası Jean Marie Le Pen, Jacques Chirac’la ikinci tura kalmıştı. Solun öncülük ettiği büyük gösterilerin ardından sol seçmen muhafazakar aday Chirac'a oylayarak Le Pen'in seçilmesinin önüne geçmişti. Ortaya çıkan sonuçlara göre Fransa yeniden bir "Déjà vu" yaşayacak. Bu kez merkez sağ ya da sol değil Emmanuel Macron'un ismi şimdiden cumhurbaşkanlığı koltuğuna yazıldı bile deniliyor!
Macron ikinci sıraya yükseldi
Son anketlere göre ilk tur için Le Pen yüzde 26 oyla birinci. Kendisiyle ilgili yaşanan gelişmeler henüz oy oranını etkilemiş gibi gözükmüyor. Yürüyelim Hareketi lideri bağımsız aday Emmanuel Macron ise yüzde 23 oyla ikinci sıraya yükseldi. Seçimlere beş aday katılıyor ve bu sonuçlara Fransa tarihinden 2002 yılından sonra ilk kez aşırı sağ bu kadar oy alıyor. Politikaya 2,5 yıl önce bakan olarak giren Macron, bir anda bütün taşları yerinden oynatan bir popülariteye ulaştı. Macron'u iktidara taşıyan yolda ilk adımı Cumhurbaşkanı François Hollande attı. Hollande, milletvekili olmadığı halde Macron'a duyduğu güvenle onu bakanlık koltuğuna seçti. Macron ise 2 yıllık görevinin sonunda kazanı ilk Hollande'a ve devamında Sosyalist Parti'ye karşı kaldırdı. Geçtiğimiz yıl bakanlık görevinden istifa etti, kendi adının baş harflerine atıfta bulunan "En Marche-Yürüyelim" adlı hareketi kurdu.
ABD ve İngiliz desteği
Ülke çapında daha çok genç orta-sınıf kesimleri içerisine alan hareket etrafında sayısız toplantı düzenleyen Macron, Valls'in hedefi olmaktan kurtulamadı. Macron'u ağır bir dille her fırsatta eleştiren Valls, ancak çok kısa sürede yarıştan düştü. Özgürlüklere dayalı liberal sosyal demokratik ideolojiyi savunan 38 yaşındaki genç politikacı Macron ise kısa sürede miting salonlarını dolduran dev kalabalıklara hitap etmeye başladı. Amerikan tarzı mitingleri Fransa'da geniş kitlelerin içerisinde onun için gönüllerde bir yer açmışa benziyor. Fısıltı gazeteleri Macron’un ABD ve İngiliz desteğini de arkasına aldığını söylüyor. Rusya ile yıldızının barışık olmadığını ise geçtiğimiz hafta seçim kampanyasının Moskova tarafından siber saldırıya uğradığını açıklamasıyla anlıyoruz.
Fillon’un oyları Macron'a kayıyor
Macron anketlerde birinci turu garantilerken elbette merkez sağ Cumhuriyetçiler'in (LR) adayı olmayı başaran François Fillon kendisine büyük katkısı oldu. Büyük bir sürpriz olarak merkez sağ seçimlerinde Sarkozy de dahil birçok adayı geride bırakıp ve kendisine neredeyse cumhurbaşkanı konusunda yüzde yüz şans biçilen Fillon'un kısa bir süre sonra adı yolsuzluk skandalıyla sarsıldı. Eşi ve çocukları üzerinden devletten para çalma suçlaması nedeniyle açılan soruşturma kapsamında dün evi basılan Fillon'un yargılanacağı belirtiliyor. Mart ortasında yolsuzluk dosyası için atanan yargıçlar Fillon'u dinleyecek. O ise her gelişmeyi adeta bir komplo olarak lanse edip adaylıktan çekilmeyeceğini söylüyor. Ancak seçimi kazanma ihtimali oldukça düşük olan Filllon oylarını da Macron'a kaptırıyor.
Brexit’e benzer Frexit planı
Peki ne oldu da aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen anketlerde seçim yarışının birinci sırasına oturdu? Ulusal Cephe’nin kurucusu olan babası Jean-Marie Le Pen daha önce hem bulaştığı suçlar hem de toplum içerisinde yıpranan profili nedeniyle partisinden ihraç edildikten sonra aşırı sağ söylemlerle yabancı düşmanlığı ve milliyetçiliği savunan Marine Le Pen onun koltuğuna oturmuştu. İktidar mücadelesinde babasını ekarte ederek liderlik koltuğuna oturan Le Pen, Fransa’yı AB’den ve Euro bölgesinden çıkarmayı savunuyor. Fransa için İngiltere'nin Brexit modeline benzeyen Frexit planını savunan Le Pen, İslam'a yönelik katı söylemleriyle de öne çıkıyor. Fransa'ya göçün büyük ölçüde kısıtlanması ve kaçak göçe karşı gümrüklerde güvenliğin artırılacağını söyleyen Marine Le Pen, çifte vatandaş olanların tercih yapması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle son 5 yıl içerisinde gelişen yerel seçimlerde, genç kesimlerden adaylarla katıldığı her seçim yarışında oy oranı yükselen Le Pen'in ekmeğine en büyük yağı Fransa'da yaşanan terör saldırıları ve yaşanan işsizlik oldu. İşsizliğin ve terörün nedeni göçmenler, buna karşı da en büyük tedbiri Le Pen alabilirdi. Tabii Rusya'dan Lübnan'a uzanan bir yelpazede bir trafiğin içerisinde olan Le Pen'i destekleyen sermaye grupları da mevcut. Le Pen'de geçtiğimiz hafta Fillon benzeri bir yolsuzluk suçlamasıyla karşı karşıya geldi. İki yakın arkadaşını kağıt üzerinde Avrupa Parlamentosunda danışman gösterdiği iddiaları yargı önünde. Dokunulmazlığını da kaybeden Marine Le Pen, Fillon gibi al-aşağı olmadı ve oy oranında da bir değişim gözükmüyor. Şuan ki seçim manzarasında belki cumhurbaşkanı olamayacak Le Pen ama Macron'un koltuğunu sağlamlaştıran değnek o gibi gözüküyor. Le Pen gelmesin diye diğer bütün kesimlerin oyları ikinci sırada gözüken adaya akacak!
Seçim pazarlıkları sürüyor
Fransa'da iktidardaki Sosyalist Parti’nin cumhurbaşkanı adayı eski Eğitim Bakanı Benoit Hamon, seçim yarışında anketlerde dördüncü sıralarda yer alıyor. ‘Yaşamaya değer bir gelecek’ sloganıyla halkın karşına çıkan Hamon; çevreci, sosyal ve dayanışmayı ön plana çıkaran vaatlerle seçim yarışında yer alıyor. Vaatleri arasında haftalık çalışma süresini 35 saatten 32 saate düşürmek ve 18 yaşın üstündeki bütün vatandaşlara 750 Euro’luk temel gelir sağlamak, esrar kullanımını yasallaştırmak ve vergileri indirmek, firmalardan daha yüksek oranlarda vergi alınmasını öngören ‘robot vergisi’ uygulaması gibi yeni vergilendirme önerileri bulunan Hamon anketlere göre dördüncü sırada bulunuyor. Hamon ile Sol cephenin adayı Jean Luc Melenchon arasında pazarlıklar sürüyor. Küreselleşme karşıtı Melenchon Sosyalist Parti’den 2008’de ayrılan ve Sol Parti'ye geçen Melenchon, daha sonra Komünist Parti'nin de içinde yer aldığı Sol Cephe'nin liderliğini yapıyor. Küreselleşme karşıtı Melenchon'un 15 olan sosyalist Benoit Hamon ile güçlerini birleştirmek yönünde anlaştıkları kulislere yansıyor. Bu anlaşmanın da Sosyalist Parti ile cumhurbaşkanlığı sonrasında Haziran'da yapılacak milletvekilliği koltukları üzerinden sağlandığı ifade ediliyor.
Yeşiller ile Sosyalist Parti görüşüyor
Fransa'da azımsanmayacak oy potansiyeline sahip Yeşiller ile Sosyalist Parti arasındaki pazarlıklar da sürüyor. Ancak solun ittifaklara rağmen seçimde şansı olmadığı ifade ediliyor. Buna karşın sol kesimin oylarının Marine Le Pen karşısında ikinci sırada olacak adayın kazanmasında büyük bir rol oynayacağı belirtiliyor.
Seçim yeni gelişmelere gebe
Fransa’da seçim yarışı büyürken, yaşanan çalkantılar her yeni günde bir adayı öne çıkarıyor. Şuan oluşan dengeyi bozacak yeni gelişmelere de gebe sürecin en çarpıcı yanı aşırı sağın Fransa'da giderek büyüyen zemini garantilemiş olması. ABD, Türkiye, Rusya ve farklı Avrupa ülkelerinde kriz ve derinleşen çelişkiler zemininde ortaya çıkan "lider" tipinin tamamlayıcısı rolündeki Le Pen ve partisi Ulusal Cephe'nin bu yükselişi onun aşırı sağ söyleminin zemin bulduğu kitlelerle açıklanamaz. Keskinleşen neo-liberal kapitalist dünyanın dengeleri; aşırı sağ lider olarak Le Pen'i büyütüp aynı zamanda Emmanuel Macron'u siyaset alanına dahil etmiş gibi gözüküyor!