İngiltere Gündemi


Fransa'nın kuzeyinde bulunan Calais deniz limanından İngiltere’nin Dover noktasına giden hızlı trene binmeye çalışırken yine Afrikalı bir göçmen hayatını kaybetti. Ortadoğu ve Doğu Afrika’daki sivil savaşlardan ve diktatör rejimlerden kaçarak Avrupa’da bir yaşam kurmayı umut eden binlerce göçmen, sınırları geçmeye çalışırken hayatını kaybediyor. Akdeniz sularında bir sene içerisinde 1,865 kişi boğularak hayatını kaybetti. Akdeniz’de hayatını kaybedenleri bir şekilde duyuyoruz da Calais deniz limanında İngiltere’ye gelen kamyon ve trenlere binmek için yüzlerce göçmenin yollarda süründüğünü çok azımız biliyor. Hele ki Avrupa’ya gelmek için atlattıkları badireler, şebekeleri ödedikleri paralar da düşünülünce kimileri için İngiltere’ye ulaşmak senelerce sürebilen bir yaşam savaşına dönüyor. Bu sınırı geçmeye çalışırken 2014 yılında 15 göçmen hayatını kaybetmiş.

Sınırlarda yüzlercesi ise geçiş için şansını deniyor. Kimi bindikleri kamyonlardan düşerek kendini yaralarken kimi de polis tarafından darp yiyor. Kiminin üzerinden araba geçmiş, kimi ise polis köpeği tarafından ısırılmış. Gidecek başka bir yerleri olmadıkları için de tüm riskleri göze alıp sınırı geçmek için her gün bir fırsat kolluyorlar. Çok azı sınırı geçmeyi başarıyor. Liman yakınındaki ormanlarda kendi kendine inşa ettikleri kamplarda kalırken, kamp koşulları da insanlık dışı. En başta su sıkıntısı yaşıyorlar. 

Birleşik Milletlerin Sığınmacı Örgütü (UNHCR), sıcakların da artmasıyla bu kamplarda can kayıpların da yaşanabileceğini açıklayarak hem Fransa’yı hem de İngiltere’yi uyardı. Fransa ve İngiltere, kamptakilere günde bir kere yemek veriyor. Kamplarda hayatını kaybedenler için defin masraflarını bile karşılamıyor. Hayatını yitirenler hayır kuruluşları tarafından toplanan paralarla gömülüyor. 

Fransa ve İngiltere’de ise birbirini suçluyorlar. Tam bir tekerrür. İki AB üyesi ülkenin bu konudaki yaklaşımı ise Türkiye’nin Kürt meselesine yönelik tavrını akıllara getiriyor. Onlar da tıpkı Türkiye gibi meseleye 'güvenlik' endeksli bakıyorlar. Paris hükümetinin "yardım için hiçbir şey yapmıyorsun" eleştirilerine cevap olmak için Fransız polisine takviyede bulunuyor İngiltere. Bazı İngiliz politikacılara göre de Calais limanından İngiltere’ye geçişi engellemek için büyük ve uzun çitlerin yapılması gerekiyor. 

 İtalya ve Yunanistan’da kaderlerinin tayin edilmesini bekleyen çoğunluğunun Suriyeli ve Iraklı olduğu 40 bin kadar göçmen bulunuyor. AB liderleri, 40 bin kişinin iki sene içerisinde Avrupa’ya dağıtılmasına karar verdi. Kendine verilen kotayı reddeden ülkenin başında İngiltere geliyor. AB ülkeleri imzaladıkları anlaşmadan ötürü sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılamaları ve 9 ay içerisinde onlara iş tedarik etmeleri gerekiyor. AB’nin olmazsa olmaz kutsal kuralları konu ilticacılara ve sığınmacılara geldiğinde nedense bu kurallar işlemiyor.

Ortadoğu ve Afrika’daki açlık ve savaşlar bitmediği sürece Avrupa’ya göç durmayacaktır. Suriye’deki iç savaşın ardından yaklaşık 4 milyon Suriyeli evlerini terk ederek komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Keza Afganistan ve Libya’dan da iç savaşlardan kaçanların sayısı milyonları buluyor. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki kirli politikalarıyla iç savaşlardaki rollerini sorgulayıp bu konuda bir şey yapmadıkları sürece, çitle mitle çözülür mü göçmenlik meselesi?