• François Bayrou, merkez sağdan merkez sola kadar uzanan seçmen kitlelerine hitap edebilecek ve oylarını kazanabilecek yeni adayların öne çıkarılmasına yönelik çabaları savunuyor.

ALİ ARAYICI

Merkez sağdan Demokratik Hareket (MoDem) lideri ve eski Başbakan François Bayrou, 18 Nisan ile 2 Mayıs 2027 tarihlerinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde; radikal sol parti Boyun Eğmeyenler Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon ile aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Marine Le Pen’in ikinci tura kalacağını iddia ediyor. Merkez sağ eğilimli Le Figaro gazetesine 9 Ağustos'ta verdiği röportajda, bu konudaki endişelerini dile getirdi. Eski başbakan, merkez sağda böyle bir “felaket"in yaşanmasını önlemek için ne pahasına olursa olsun elinden gelen her şeyi yapmaya kararlı. Bayrou, 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ileri sürdüğü bu düşüncelerle merkez sağda herkesi tek bir adayın etrafında birleştirmeyi başarabilecek mi?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, merkez sağdan bir adayın yerine Mélenchon ile Le Pen arasında ikinci turda bir yarış yaşanması “riski” karşısında, büyük bir endişe duyan Bayrou, arayışlarını sürdürüyor. Le Figaro gazetesine verdiği röportajda, “aşırılığı kategorik olarak reddeden herkesin” katılacağı geniş kapsamlı ön seçimlerin, tek bir merkez sağ adayı belirlemek üzere Şubat 2027’ye kadar yapılması gerektiğini savundu.

Bayrou'nun endişeleri

Merkez sağ siyasetçi François Bayrou’ya göre; 2027 ilkbaharında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili “en büyük risk”, aşırı sağ ile aşırı sol arasında bir ikinci tur seçimi yaşanması ihtimali. Bayrou, tüm reformist demokratları birleştirebilecek bir adayı ikinci tura taşıyamazlarsa merkez sağ için u büyük “felaket”in gerçekleşeceği uyarısında bulunuyor. 2017 ve 2022’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Emmanuel Macron’u destekleyen Demokratik Hareket (MoDem) lideri Bayrou, merkez sağdaki adayları kastederek -bu siyasi çevreden Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayan isimlerin- hiçbirinin şu anda böylesine geniş bir seçmen kitlesini bir araya getirebilecek durumda olmadığına inanıyor. Bu isimlerde gerekli etki ve enerji eksikliği olduğunu dile getiriyor.

Bayrou, şu anda anketlerde birinci sırada olan eski başbakan ve Horizons (H) partisinin lideri Édouard Philippe’in bile, merkez sağı birleştirecek güce sahip olmadığını belirterek, bu konuda şunları söylüyor : “O sadece kendi konumunu savunuyor; tabii bu meşru bir durum. Peki o zaman, beklenen köklü yenilenmeyi kim gerçekleştirecek?”

Bu nedenle üç kez Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmuş eski Pau Belediye Başkanı Bayrou, “aşırılığı reddeden herkesin, Sosyalist Parti'nin sosyal-demokrat kanadından Gaullistlere kadar uzanan potansiyel adaylar arasında bir rekabet olması gerektiğini” belirtiyor. Bu bağlamda, merkez sağdan merkez sola kadar uzanan seçmen kitlelerine hitap edebilecek ve onların oylarını kazanabilecek yeni adayların öne çıkarılmasına yönelik çabaları savunuyor.

Belirsizlikten kurtulma

François Bayrou, kendi deneyimlerinden yola çıkarak, önümüzdeki ilkbaharda yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin görüşlerini şöyle özetliyor: “Herkesin kendi gelecek vizyonunu savunduğu büyük bir ön seçim düzenlenecek. Bir karara varmak üzere 2027'nin Ocak sonu veya Şubat başında mümkün olduğunca şeffaf bir oylama gerçekleştirilecek. Bu, kazanan adaya tam iki aylık bir seçim kampanyası süresi tanıyacaktır.

Bu süre, bir seçimi kazanmak için yeterli sayılabilir. Buna karşılık, adaylar arasında bir uzlaşmayı kolaylaştıracak bir yöntem bulunamazsa sürecin zorla ve iç çekişmelerle ilerleyeceği kaçınılmaz. Her halükarda, aday olmak isteyen herkes Eylül ayına kadar niyetini kesin olarak açıklamalıdır. 

Bunun nedeni olarak, adaylık beyanı süresinin eğitim-öğretim yılının başlangıcına denk gelmesi olabilir. Bu dönem, adayların pozisyonlarını netleştirip birbirleriyle karşı karşıya geldikleri aşamadan önceki bir dönem olma özelliğini taşıyor."

Bayrou, “hâkim olan belirsizlikten kesin olarak kurtulmalı... Artık netlik zamanı geldi” dedi. Niyetleri konusunda farklı derecelerde netlik gösteren, merkez sol ve merkez sağdan Bernard Cazeneuve’den Michel Barnier, Xavier Bertrand, Bruno Le Maire, François Baroin ve Yaël Braun-Pivet’e kadar, pek çok isim Cumhurbaşkanlığı için potansiyel adaylar olarak öne çıktı. Şimdi, tüm adaylar bu belirsizliği kesin olarak geride bırakmalıdır.

Breton'un adaylığı ihtimali

Bu arada, François Bayrou'nun merkez sağda bir figür olan, ekonomi profesörü, eski bakan ve Avrupa Komisyonu Üyesi Thierry Breton'un erdemlerini ve meziyetlerini övmesi de dikkat çekicidir. Breton'un, Jacques Chirac'ın (1995-2007) Cumhurbaşkanlığı dönemindeki Başbakan Jean-Pierre Raffarin'in hükümetinde; 2005-2007 yılları arasında Ekonomi, Maliye ve Sanayi Bakanı olarak görev yaptığını burada hatırlatmakta yarar var. Bayrou , özellikle Breton’un “demokratlar ve reformcuların büyük ailesinin bir parçası” olduğunu, ancak “giden iktidara ait olmadığını” ve “deneyimi sayesinde çok geniş bir yelpazedeki insanları bir araya getirme yeteneğine sahip olduğunu” belirtiyor. Böylece önümüzdeki aylarda, aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Le Pen'e karşı merkez sağın tek bir aday etrafında birleşmesini sağlamak amacıyla Breton’un Cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimali gündeme gelebilir.