DTK Kadın Meclisi, Wan'daki kadınlar, BDP Colemêrg Kadın Meclisi, Semsûr Kadın Yaşam Derneği ve Êlih Kadın Platformu son yıllarda Kürdistan'da artan cinsel istismar olaylarını kınadı.

Wan'da Ramazan ayı itibarı ile her hafta Wan'ın bir mahallesinde gerçekleştirilecek olan protestolar kapsamında Cevdetpaşa Mahallesi'nden Şabaniye Mahallesi'ne kadar bir yürüyüş gerçekleştirildi. Kitlenin önünde yürüyen kadınlar ellerinde, "Tacîz û tecawizê deşîfre bike da ku carekê din neyê te tine neke" ve "Tecavüzü koruyan devlet tecavüzün ortağıdır" pankartını taşıdı.

Tecavüz bir savaş taktiği

Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunulması ardından konuşan BDP Wan İl Eş Başkanı ve DÖKH aktivisti Figen Yaşar, bölgede yaşanan cinsel istismar vakalarının devlet politikası olduğuna dikkat çekerek, geçmişte polis ve askerlerin gözaltına aldığı Kürt kadınlarına hakim ve savcı kılığına bürünülerek karakollarda tacizlerde bulunduğunu söyledi. Taciz ve tecavüz kültürünün bir savaş taktiği olduğunu dile getiren Yaşar, "Bu taciz ve tecavüz kültürü mahallelerimizde devam ettirilmeye çalışılıyor. Şu an Kürdistan'da bir savaş politikası olan uyuşturucu ve fuhuş olayları ile Kürdistan'daki örgütlü güç kırılmaya çalışılıyor" dedi.
Yaklaşık dört ay geçmesine rağmen devletin buna hiç bir karşılık vermediğini dile getiren Yaşar, "Gerillaların boşalttığı alanları başta Kürt kadınları ve gençleri olmak üzere onurlu Kürt halkı dolduracaktır" diye konuştu.

Amed direnişçileri anıldı
14 Temmuz 1982'de Amed zindanında yaşanan insanlık dışı uygulamalara da değinen Yaşar, "Amed zindanında verilen mücadele Kürt toplumunun yeniden dirilişinin simgesi olmuştur. Biz de buradan 14 Temmuz direnişini selamlıyoruz ve Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz şahsında tüm devrim şehitlerini saygıyla anıyoruz" diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Kadın bedenini sermaye olmaktan çıkaracağız

BDP Colemêrg Kadın Meclisi'nin de son dönemde artan taciz ve tecavüz olaylarını kınamak amacıyla belediye önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasına çok sayıda sivil toplum örgütü destek verdi. Yüzlerce kadın, "Jin jiyan azadî", "Em ê bi rêxistinkirinê berxwe bidin, bi berxwedanê tundiya li ser jinê dawî bikin" pankartları ile "Kadın kırımına hayır", "Jin jiyan azadî" ve "Fuhuşa yer temini ve aracısı olma" dövizleri açarak, sık sık, "Bedenimiz satılık değildir", "Jin jiyan azadî" sloganları attı. Kadınlar adına konuşan Binevş Kadın Merkezi Sosyoloğu Özgül Doğan, kadına dönük taciz ve tecavüzü kınadı. N.Ç. davası bitmeden E.A. davası, E.A. davası sonuçlanmadan N.F. davası gibi olaylarla utanç verici durumların ardı arkasının kesilmediğine vurgu yapan Doğan, "Elezîz'de 80 yaşındaki bir kadına tecavüz edilmesi de bu zihniyetlerin kadına bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır. Sêrt'te yaşanan olay ise kesinlikle kabul edilmesi mümkün olmayan, bu tarzdaki erkek zihniyetin statüsü ne olursa olsun, hangi konumda olursa olsun, sadece tek bir bakış açısına sahip olduğunu göstermektedir" dedi.

'Bu kirlilik temizlensin'

Geçen günlerde Colemêrg kent merkezinde gerçekleştirilen fuhuş operasyonunda yakalananları kınayan Doğan, "Colemêrg'deki fuhuş olaylarının üzerini örtmek yerine, bu olayların faillerinin tutuklanması ve gereken cezaların verilmesini istiyoruz. Colemêrgli kadınlar olarak, üzerimize kazılan bu kirliliğin bir an önce temizlenmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Masum olanların korunması yerine suçluların korunmasının bu türden olayların tekrar yaşanmasına teşvik edildiğini belirten Doğan, "Yaşanan iğrenç tecavüz, taciz ve fuhuş olaylarının çocuklarınızın, ailenizden birinin, eşinizin, dostunuzun, akrabanızın başına geldiğini düşünerek hepinizi empati kurmaya çağırıyoruz. Tecavüzcüler ve tacizciler tutuklanıncaya ve gerekli cezayı alıncaya kadar, kadın bedeninin sermayelikten çıkarıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz" diye kaydetti. Her Pazartesi ayrı bir konu ile kadınlar olarak alanlarda olacaklarını belirten Doğan, bütün kadınları her Pazartesi alanlara çıkıp haklarını savunmaya davet etti.

Sêmsur, Wêranşar ve Êlih’te tepki

Düzenlediği basın toplantısıyla tepkisini duyuran Semsûr (Adıyaman) Kadın Yaşam Derneği (AKAYDER) ise cinsel istismar olayında Abdullatif Ç'in ilk etapta serbest bırakılmasının vicdanları yaraladığını ifade ederek, adalete olan güvenlerinin derinden sarsıldığını ifade etti.
Wêranşar’da çalışan Berjin Amara Kadın Danışma Merkezi Sorumlusu Rihan İnan ise, Çekin'in 2 çocuğa cinsel istismarda bulunmasının rıza ile olacak bir durum olmadığını söyledi. İnan şöyle devam etti: "Bu yaş aralığında 'bir çocuğun kendi rızası' diye bir kavram yoktur. Bizler ahlaklı bir toplumun mücadelesini verirken, böyle bir ahlaksızlığı kabul etmiyoruz" dedi. Açıklama yapan kadınlar, kadınlara yönelik taciz, tecavüz, cinsel sömürüyü yok etmek ve eşit hakları kazanmak amacıyla kadınları birlikte mücadele etmeye davet etti.
Êlih’te bulunan Kadın Platformu bileşenleri de düzenledikleri basın toplantısıyla, son birkaç ayda çok sayıda Êlih ve ilçelerinde kadınların katledildiğine dikkat çekerek, F.A isimli kadının Yeşiltepe mahallesinde eşi tarafından katledilmesini ve artan cinsel istismar olaylarını kınadı.

HABER MERKEZİ




‘DTK Kadın Meclisi:  'Sizi tanıyoruz'

DTK Kadın Meclisi, Sêrt'te iki çocuğa cinsel istismarda bulunan ve BDP'den ihraç edilen Siirt Belediyesi Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Çekin'e ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, eril zihniyetin ahlaksızca tutumunun boyutlandırıldığı belirtilerek, buna karşı özgür ve örgütlü mücadeleyle, tepkileri yükseltmenin zorunlu olduğu ifade edildi. Açıklamada, bölgedeki kadın mücadelesinin boyutlandıkça savaşın sonucu olarak tanımlanan çocuk istismarı, tecavüz ve tacizin bilinçli olarak örgütlendirildiği belirtildi. Kadının, bedeniyle, ruhuyla, emeğiyle ilk sömürülen ve köleleştirilen olduğu belirtilen açıklamada, "Kürdistan'da soykırım politikaları da kadın üzerinden tarif edilmekte ve uygulanmaktadır. Tüm sömürgeci güçlerin aklını başlarına alması gerekmektedir" denildi. Kürt kadınının ne eski zihniyete uyum göstereceğini, ne de gelinen aşamada Kürt özgürlük hareketi ve kurumsal dinamiklerinin bunu kabul eden ideolojik perspektiften yoksun olacağı belirtildi.

'Her Kürdistanlı ders çıkarmalı'

Abdullatif Çekin'in çocuk yaşlardaki iki kız kardeşe cinsel istismarda bulunmasının ahlaken, vicdanen ve politik olarak kabul edilemeyeceğinin vurgulandığı açıklamada, "Her Kürdistanlının dersler çıkarması gerektiğini düşünüyoruz" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Kürdistanlılar şunu unutmamalıdır, 'Kadın da olsa, çocuk da olsa vurun' diyen anlayış, savaşı ve soykırımı Kürdistan üzerinden kadın bedeniyle tarif ediliyorsa kadına; namus, kuma, çocuk doğurma aracı, erkeğin yedek gücü, satılacak mal gibi yaklaşımların tümü Kürdistanlı kadınlarca kabul edilmeyecek ve mücadelesi en radikal temelde yükseltilecektir."

Devletin sosyal ajanıdır
Kürdistan'ın tüm illerinde kadın bedeni üzerinden özel savaş politikalarının uygulandığı belirtilen açıklamada, "Bu, 'tavşan kaç, tazı tut' yaklaşımıdır. Görünen şudur ki, tavşanlar da tazılar da sizinle birlikte hareket ediyor. Abdullatif Çekin gibi devletin sosyal ajanlarını bu toprakların kadınları iyi tanıyor. Askerin, polisin, din görevlisinin, korucunun, kontra güçlerinizin yaptıklarına yeni tanıklık etmiyoruz. Biz sizleri çok iyi tanırız" vurgusu yapıldı. Çekin'in gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmasına tepki gösterilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bugün Kürdistan'da yaptıklarınızı kapatmanın yeni bir provokatif senaryosunu göstermektesiniz. Malum şahsı serbest bırakmanız da sizinle olan samimiyetindendir. Yeniden tutuklanmış olması da mücadelemizde sonuç alacağının ve Kürdistan'da iddiamız olan ahlaki, politik tutumumuzun netliği ve kararlı duruşumuzdur."
Açıklamanın sonunda, bütün Kürdistan illerinde kadına dönük taciz, tecavüz ve şiddet karşısında mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulunuldu.

AMED