
Ayrıca, bu etkinliğe ek olarak, Füruğ’un hayatı ve çalışmalarına yeni bir ışık tutacak yeni belgeseller de gösterilecek.
İngilizce altyazı ile verilecek belgesellerden Nasser Saffarian’ın yönettiği 2003 yapımı ‘Sarde Sabz’ (Yeşil Soğuk), şairin arkadaşları ve ailesi ile görüşmelerden meydana geliyor. Saffarian belgeselde, Füruğ‘un derin kişisel tablosunu ortaya koyuyor. Öyle ki, Füruğ’un kişisel bakış açısı ve onun çalışmalarında belirgin değerlerine yön veren formatif etkiler anlatılırken, aynı zamanda bazı çocukluk, aile hayatı ve romantik ilişkilerinin izi sürülüyor. Hamidreza Zeinali’nin yönettiği ve ismini Furuğ Ferruhzad’ın aynı isimli şiirinden alan 2012 yapımı ‘The Bird Was Just A Bird’ (Kuş Sadece Bir Kuştu) belgeseli, Füruğ‘un örnek teşkil eden eserlerinin devam eden etkisi ve önemi üzerine.
Furuğ Ferruhzad (1934-1967). XX. yüzyıl İran şiirinin en önemli temsilcilerinden biri. 1934 yılında Tahran’da doğdu. Sinema ve tiyatro alanında oyuncu ve yönetmen olarak çalıştı. 1962 yılında yaptığı “Bir Ateş” adlı belgesel filmi İtalya’da “Belgesel Filmler Festivali”inde birincilik ödülü aldı. 1963 yılında yaptığı “Kara Ev” filmi, “Oberhausen Film Festivali”nde en iyi film ödülü aldı. “Duvar, Esir ve İsyan” adlı kitaplarının haricinde Nima’nın etkisinde kaldığı “Yeniden Doğuş” adlı eseri, onun en büyük eseri olarak edebiyat tarihine geçti.
33 yaşında 1967 yılında bir trafik kazasında yaşamını yitirdi.
Güneş Doğuyor
Bak nasıl içimde gözlerimin
Eriyor damla damla keder
Karanlık ve isyancı gölgem nasıl
Tutsağı oluyor güneşin
Bak
Yok oluyor tüm varlığım ve beni
İçine alıyor bir kıvılcım
Fırlatıyor taa doruklara
Bak nasıl
Sayısız yıldızla
Doluyor gökyüzüm benim
Uzaklardan geldin sen ve uzaklardan
Ve kokular ve ışıklar ülkesinden
Şimdi bir teknedeyim seninle birlikte
Fildişi, bulut ve kristal
Götür beni ey yüreğimi okşayan
umudum
Götür şiirlerin ve coşkuların kentine
Yıldızlarla dolu bir yol beni götürdüğün
Çıkardığın yer yıldızlardan daha yüksek
Bak
Nasıl yandım ben bu yıldızlarla
Ateşli yıldızlarla doldum ağzıma kadar
Durgun sularından gecenin
saf ve kırmızı balıklar gibi
Yıldızlar topladım
Eskiden ne kadar uzaktı toprak
Gökyüzünün mor köşelerine
Yeniden duyuyorum şimdi
Senin sesini
Karlı kanatlı sesini meleklerin
Bak nerelere ulaştım sonunda ben
Samanyoluna, ölümsüzlüğe,
bir sonsuzluğa
Birlikte çıktığımız doruklarda şimdi
Yıka beni dalgaların şarabıyla
İpeğine sar beni öpüşlerinin
İşte beni yeniden bitmeyen gecelerde
Bırakma artık beni
Beni yıldızlardan ayırma
Bak tam karşımızda gecenin mumu
Damla damla nasıl eriyor
Nasıl doluyor ağzına kadar
uyku şarabıyla
Gözlerimin simsiyah kadehi
Senin ninnilerini dinlerken
Ve bak nasıl
Şiirlerimin beşiğine
Sen doğuyorsun, güneş doğuyor
SUNA ALAN/LONDRA