
Takvim formatında olan kitapta, her günün bir hikayesi var. Kitapta yer alan 366 hikayenin her biri farklı zaman ve mekanda geçiyor. Galeano'nun şiirsel dili ile yine hayatın gizlenmeye çalışılan gerçeklerine yolculuk yapıyoruz.
Galeano, kitabın isminin “uzayı zamanın kurduğunu” söyleyen Mayaların yaratılış inanışından geldiğini belirtiyor. Bir dergiye kitapla ilgili verdiği röportajında şöyle diyor: “Ve günler yürümeye başladılar. Ve onlar, günler, bizi meydana getirdiler. Böyle dünyaya geldik işte hayatı kovalayan ve araştıran bizler; yani günlerin çocukları.”
Galeano, şair Nazım Hikmet'in vatandaşlığa kabul edildiği günün anısına 6 Ocak sayfasını bu konuya ayırıyor. "Bekleyen Ülke" adını taşıyan öykü şöyle:
"Türkiye, 2009 yılında Nazım Hikmet'in reddedilen vatandaşlık hakkını tekrar iade etti, ülkenin en sevilen, en nefret edilen şairinin Türkiyeli olduğu sonunda resmen kabul edildi.*
Kendisinin bu iyi haberden haberi olmadı, yarım yüzyıl önce hayatının büyük kısmını geçirdiği sürgünde ölmüştü.
Ülkesi onu bekliyordu, ama kitapları yasaktı, kendisi de tabii. Sürgündeki şair dönmek istiyordu:
Giderayak, işlerim var bitirilecek,
giderayak.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Nazım hiç dönmedi.
* Nazım'ın Türkiye vatandaşlığına kabul ediliş tarihi 5 Ocak 2009."
30 Ağustos'un hikayesi ise "Kayıplar Günü":
Kayıplar:
Mezarsız ölüler,
isimsiz mezarlar,
terörün yuttuğu kadınlar ve adamlar
savaş ganimeti sayılan ve hâlâ öyle olan bebeler.
Ama aynı zamanda:
doğal ormanlar,
şehir gecelerinin yıldızları,
çiçeklerin kokusu,
meyvelerin aroması,
el yazısı mektuplar,
kaybedecek zamanların olduğu ve harcandığı o eski kahveler,
sokaklarda oynanan futbol,
yürüme hakkı,
nefes alma hakkı,
güvenceli işler,
güvenceli emeklilikler,
etrafı çevrilmemiş evler,
kilitsiz kapılar,
birlik duygusu
ve sağduyu.
KÜLTÜR SERVİSİ