Almanya Gündemi


Alman devlet televizyonu ARD, geçtiğimiz Pazartesi,  Erdoğan ile darbe sonrası gelişmelerin değerlendirildiği bir röportaj yayınladı. Zira darbe girişimi sonrası Türkiye’deki gelişmeler Alman basınının önemli gündemleri arasında yer alıyor. Fakat yapılan röportajın tarzı Erdoğan’ın söylediklerinin önüne geçerek, sıkı eleştirilere neden oldu. BR televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Sigmund Gottlieb tarafından yapılan mülakatta, Gottlieb eleştirisel bir gazetecilik sergilememekle suçlandı. Elimizdeki fotoğrafa baktığımızda Gottlieb’in pasif kaldığını, hatta Erdoğan’ın propagandasını yapmasına izin verdiğini söylemek mümkün (nitekim birçok eleştiri bu yöndeydi), oysa Türkiye’de gazeteciliğin getirildiği noktayı da bu fotoğrafın içine dahil ettiğimizde, aslında Gottlieb’in mevcut şartlarda daha farklı bir söyleşi çıkaramayacağı gerçeği malumunuz. 

Türkiye örneği ile karşılaştırıldığında, (Almanya, özgün koşullarıyla değerlendirildiğinde devlet eksenli olaylara yaklaşım ve yansıtma boyutuyla basına yönelik eleştirisel noktalar bulunmaktadır) Almanya’da basının varoluş amacının eleştirel gazetecilik temeline dayandığını, egemen odaklı haber anlayışından sıyrılarak muhalif kimliğini hala koruduğunu, ‘haber alma özgürlüğü’ kavramının hala etkili olduğunu söylemek mümkün. 

Örneğin; 2011 yılında Savunma Bakanı Karl Theodor Gutenberg doktora tezindeki intihal nedeniyle basının gündemine yerleşmiş, Merkel’in bütün koruma çabalarına rağmen istifa etmek zorunda kalmıştı. Yine Almanya’nın 10. Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Aşağı Saksonya eyalet başkanlığı sırasında Münih’te katıldığı bira festivalinde yaklaşık 800 Euro değerindeki konaklama masrafını film yapımcısı David Groenewold’e ödettiği için rüşvet almakla yargılanmış, bu haber basında büyük ses getirmişti. Daha önce de ev yaptırırken bir işadamının eşinden özel kredi aldığı iddialarına karşı sessiz kalmış, işadamı ile ilişkilerini reddetmişti. Haberi yapmak isteyen Bild gazetesine gönderdiği tehditkar sesli mesaj ise kariyerine nokta koyarak istifasını getirmişti. 

Oysa; Türkiye’de gazetecilik açısından gelinen nokta içler acısıdır. İktidar süzgecinden geçirilerek yapılandırılan havuz ile tek tip yayıncılık anlayışı, sermaye ile medya arasındaki düşük mesafenin neden olduğu ilkesizlik, AKP döneminde zirveye ulaşmıştır. Muhalif bütün sesler sindirme politikaları ile baskılanarak, iktidar uyumlu gazetecilik dışında basına yaşama şansı verilmemiştir. Birçok gazeteci ya işinden kovulmuş, ya da tutuklanmıştır. Son örnek olarak; Özgür Gündem Gazetesi’ne destek amacıyla bir günlük Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılan akademisyen ve gazeteciler Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu’nun tutuklanması örneği muhalif gazeteciliğe tahammülsüzlüğün sadece örneklerinden biridir.  

İşte bu çerçeveden bakıldığında Erdoğan ile yapılan röportajda Gottlieb’in performansı şaşırtıcı gelmemeli. Zira Erdoğan ile daha farklı bir performansla yapılacak bir röportaj sürdürülebilir miydi sorusu, aslında bütün netliği ile karşımızda duruyor. 

Örneğin terörle mücadele içerikli sorulara yuvarlak cevap veren Erdoğan, İslamcılığı terörle özdeşleştirilmemesi gerektiğini savunarak, IŞİD’in İslam adına terör yaptığı gerçekliğini öteledi. Israrlı sorulara rağmen, terör algısı Kürtlerde yoğunlaşan Erdoğan, Almanya’yı suçladı ve Merkel’e isimlerle birlikte 4 bin dosya verdiğini açıkladı. Tıpkı AKP milletvekili Yeneroğlu’nun darbe girişimi sonrası Alman kanalları ile yaptığı mülakatlarda bu algının önemle altını çizdiği gibi. Nedense iktidarın istemi dışında sorulan her soru tehdit olarak algılanıyor, verilen cevaplar da havuz medyasında 'tokat gibi cevap' olarak lanse ediliyor. 

Evet Gottlieb’in Erdoğan röportajı Alman basını tarafından eleştirildi. Çünkü demokrasilerde medya organları iktidarın penceresinden değil, varlık nedeni olan muhalif çizgide hareket eder. Basın organlarında demokrasiye zarar veren gelişmeler dillendirilir, eleştirilir. Bu nedenle Gottlieb’in kamuoyuna yansıtacaklarına yönelik beklenti, Türkiye’de benzeri mülakat örneklerine göre daha yüksekti.