Zindana sığmayan sesler... 29 Ekim 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Meltem Oktay, Mardin’in Nisêbîn ilçesinde sokağa çıkma yasağının devam ettiği süreçte bölgede haber takibi yaptığı sırada 12 Nisan’da evine yapılan operasyonla gözaltına alınmış ve “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı.   Hazırlayan: Zabel MİRKAN 29 Ekim 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Meltem Oktay, Mardin’in Nisêbîn ilçesinde sokağa çıkma yasağının devam ettiği süreçte bölgede haber takibi yaptığı sırada 12 Nisan’da evine yapılan operasyonla gözaltına alınmış ve “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı. 14 Nisan 2015’te tutuklanan Oktay, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden görülen 2. duruşmasında tahliye edilmişti. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Oktay’a haberlerinden dolayı “örgüt propagandası” yaptığı iddiası ile verilen 2 yıl 4 aylık ceza Yargıtay tarafından onandı. Gazeteci Oktay 3 Nisan 2017’de Edirne’de gözaltına alındı ve 20 Nisan 2017’de tekrar tutuklandı. Mesleğimi yapıyorum Bir yılı aşkın süredir rehin tutulan Oktay, geçtiğimiz haftalarda hapishaneden gönderdiği mesajda şöyle diyordu: "Burada zamanımı iyi geçirmeye çalışıyorum. Ama hayalimde özgürüm. Boynumda fotoğraf makinesi var ve mesleğimi yapıyorum." 2016’da tutuklandığı zaman yaptığı savunmasında, anadilinin Kürtçe olduğunu ancak asimilasyon politikalarından dolayı öğrenemediği için annesinden ve Kürt halkından özür dileyerek savunmasını Türkçe yapmış ve üç yıldan fazla bir zamandır Dicle Haber Ajansı'nda muhabir olduğunu belirtmişti. Gözaltına alınmadan üç buçuk ay önce Nisêbîn'e geldiğini söyleyen ve bu dönemde yaptığı haberleri, çektiği fotoğrafları ajansına göndermekten başka bir iş yapmadığını söyleyen Aksoy sadece gazetecilik yapmaya çalıştığını ısrarla vurgulamıştı.
Siyasi mizah yasak 2017 yılında, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması ile yargılandığı davadan hapis cezası aldığı için Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan karikatürist Melih Gürler’e, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a yazdığı mektupta “Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a hakaret” ettiği gerekçesi ile dava açılmış ve mektupta yer alan ifadeler nedeniyle 10 ay hapis cezası verilmişti. Karikatürist Melih Gürler’in tutuklanmasına neden olan mektubun içeriğinde suç unsuru oluşturabilecek bir şey yok. Mektubu Abdül Müttalip ismiyle göndermeye çalışan Gürler’in suçlanmasına neden olan ise yazdığı mektubu göndermek istediği adres. Adres şöyle: “Beştepe Mahallesi. Külliye Sokak. No:1 Kaçaksaray/Ankara”. Bu adres nedeniyle Gürler yaklaşık bir yıldır tutuklu. Dışarıdayken de devleti rahatsız eden isimlerden Melih Gürler’in mizahi yönü baskın mektup adresini kaleme alması boşa değil, çünkü Gürler bir karikatürist. Dışarıda olduğu dönemlerde Kürt halkına yönelik baskıları ve şiddeti, kadınlara yönelik şiddeti ve tacizi çizen Gürler, dışarıdayken zaten işleriyle de devletin huzurunu bozan bir isimdi. Sürekli iletişim cezaları da alan Gürler’in işlerine 'Görülmüştür' ekibine gönderdiği fakslardan ulaşmak mümkün. Ruh sağlığını yitirmiş tutsakların hali içler acısı Ekim 2017’de gönderdiği mektupta hapishanedeki kötü koşullardan bahseden Gürler, özellikle akli dengesi yerinde olmayan adli tutsaklarla hapishane çalışanlarının sürekli dalga geçmesinden duyduğu rahatsızlığı belirtmiş ve şöyle demişti: “Onların kaderine terk edilmesi üzüyor bizleri. Özellikle ‘ruh sağlığını yitirmiş’ tutsakların hali içler acısı, birçoğunun cezai ehliyetlerinin olmadığına dair raporlar var; fakat bu da bir şey ifade etmiyor. Ruh sağlığını yitirmiş adli tutsaklarla resmen dalga geçip eğleniyorlar. En üzücü olan şey de bu zaten. Ülkedeki tüm zindanlarda da durum aynı değişen hiçbir şey yok. Hasta tutsaklar için yazılı olan birçok kanun var yetersiz olduğu gibi uygulama da yok zaten.”