12 Mart Gazi Mahallesi Katliamı ve katliama karşı başkaldırısının 21. yıldönümü. 12 Mart 1995'te, faşist diktatörlük, Gazi Mahallesinde Alevi halkımızın kahvesini tarayarak yaşlı Halil Kaya'yı katletmiş ve bazı canları da yaralamıştı. Sünni-Alevi çatışmasını da tutuşturacağını varsayarak faşist saldırıyı yapmıştı.
Ancak marksist leninist komünistler başta gelmek üzere devrimciler, bu katliamdan doğrudan devleti sorumlu tuttular, devlete, onun karakoluna yönelik başkaldırıya giriştiler.
Devlet ve polisi, 13-14-15 Mart 'ta Gazi ve 1 Mayıs mahallelerindeki protestolara karşı uzun menzilli silahlarla saldırdı. Halkın akan seli önünde polis güruhunun kaçma pozisyonunun verdiği moral çöküntüsünü katlederek önledi. Tersine çevirmeye çalıştı.
Sonuçta 23 canımızı aramızdan aldı. Yetinmedi sonrasında Hasan Ocak'ı Gazi başkaldırısına önderlik etmesi nedeniyle kaybederek katletti. Devrimcileri kaybederek katletmeye devam etti.
Demirel-Çiller generallerle ortak olarak faşizmi yönetiyordu. CHP (o günkü adıyla SHP) kirli savaşı yöneten bu ekibin rıza üretmede, özellikle Alevi halkımızı ve demokratikleşme potansiyelini aldatmada, koltuk değneği olarak DYP-SHP hükümet koalisyonunda yeralıyordu. Önceki yıllardan başlayarak Kürt ulusal özgürlük mücadelesine karşı kirli savaşı yoğunlaştırdılar. Kaybederek katletmeyi de faili meçhulleri de, işkenceyi de doruk noktasına çıkardılar.
Çiller ve o dönemin Genelkurmay Başkanı Güreş kirli savaşı faşist keyfilikle yönetiyor, Güreş, kirlilikte uyumun ifadesi olarak "tak şak paşa" olarak kendisinin ürettiği lafla anılıyordu. Dönemin İstanbul polis şefi Menzir, Polis müdürü Ağar sonradan mükafat olarak DYP'den parlamenter yapılacaktı.
Faşist sömürgecilik Kürde karşı kanlı zafer elde etmek istiyordu. Bu amaçla Alevi halkımızı ve Türkiye devrimci hareketini devlet terörüyle ezmek, korkutmak, teslim almak onun hedefiydi. Böylece Batı'da devrimci bir durumun hazırlanmasını engelemek taktiğinin bir parçası olarak Gazi ve 1 Mayıs katliamlarını gerçekleştirdi. Tek tek devrimcileri kaybederek, işkencede, evde, hapishanede katletmek buna eşlik etti. Kürt işadamlarına ve medyasına suikastler ve bombalı saldırılar bu yıllarda gerçekleştirildi.
Dikkat edilirse hapishane katliamlarının Buca, Amed ve Burdur'da yeniden başlatılması ve F tiplerinin yeniden gündeme getirilmesi de 95- 96 yıllarına rastlar.
Batı'da Alevi halkımız ve demokratik güçlerin büyümesi, Kürt özgürlük mücadelesiyle aynı cephede yer alması olasılığı faşizmin yenilgisine yolaçabilirdi, bunun için bu katliamlarla önlenmeliydi! Faşist sömürgecilik Gazi-1 Mayıs mahalleleri katliamlarıyla bunu önlemeyi amaçladı.
Gazi başkaldırısı faşizmin bu amacına ulaşmasını önledi. Öncelikle Sünni-Alevi çatışmasını önleyerek. Dahası faşizmin Kürde de Alevi'ye de, demokratik Türk'e de düşman olduğunu bu mücadele gösterdi.
Kitlelerin politik mücadelesi, 96 1 Mayıs'ı hemen sonrasına kadar devrimci atılım yaşadı.
Karşıdevrim, sonraki süreçte elbette boş durmadı. 96 1 Mayıs Katliamıyla korku yaratmaya girişti. Ulusalcı faşist bir dalga geliştirdi. Alevi halkımızı ve Türk halkının demokratik güçlerini -bir bölümüyle- ulusalcı zehirlemeyle Kürde ve devrimciye düşmanlığa çekti, CHP'de ulusalcılığın genel başkanlığına Baykal getirildi.
Bugün Cizre, Sur, İdil, Nusaybin ve diğer mücadeleci Kürt kentlerinde faşist sömürgecilik, dünü aşan askeri kent kuşatmasıyla ahlaksız ve kuralsız kirli savaş dayatmış durumda. Bu kez, başlangıçta demokratik ve antişovenist güçleri-Kürt Özgürlük Hareketiyle kolkola olan- vurdu. Önce Amed mitingi-Suruç-Ankara demokratik barış mitingi katliamlarını yaparak Cizre-Sur-İdil-Nusaybin'e sıkıyönetimle, özel ordu ve polis harekat birlikleriyle işgal ederek saldırdı. Geçmiş Kürt katliamlarındaki gibi tenkil ve tehcir planı uyguluyor.
Faşizmin "Çöktürme planı" 90'lardaki kirli savaş saldırısını aşıyor. IŞİD'li katilleri harekete geçirerek kitlesel öldürme ve yaralamalarla Batı'da demokratik güçleri daha başlangıçta şok ve dehşetle hareketsiz kılmak ve şovenizm fırtınasıyla boğmak bunun bir ayağını oluşturdu. Dün Gazi Katliamının rolünü bugün bu katliamlara oynattı.
Ardından Kürdistan kentlerinde tarihteki adıyla "tenkil ve tedip" olan soykırımcı savaşla şok ve dehşet yaratmaya, Kürt halkımızı teslim almaya çalışıyor.
Dün Alevi halkımız ve demokratik güçler, Gazi Katliamına karşı ve sonraki bir yılı aşkın sürede direnerek bu saldırının erken sonuç almasını engellemişlerdi.
Bugün başlangıçtaki şok ve dehşet katliamlarına karşı da, Cizre-Sur ve diğer Kürdistan kentlerindeki soykırımcı kuşatma ve katliamlara da, direnerek faşist sömürgeciliğin kanlı zafer elde etmesini önlemek, Erdoğan-generaller diktatörlüğü mü, özgürlük ve demokrasi mi seçeneklerinden hangisinin zafer kazanacağını tayin edecektir.
Cizre -Sur'un demokratik özyönetimi, faşist diktatörlüğe karşı çıkarması ve halkın öncüleri ve gençlerinin ölümü kucaklayan devrımcı fedekarlığı, özgürlük ve demokrasinin öne atılmış mücadelesidir. Zaferi Gazi başkaldırısından daha uzun süreli devrimci atılımı yaratacak, toplumsal altüst oluşa basamak olacak. Gazi Katliamına karşı demokratik öfkeyle dolu, Gazi şehitlerinin acısını taşıyan demokratik güçler Cizre-Sur halkımızın fedekar direnişine omuz verelim Erdoğan-generaller faşizmi yenilgiye halkların direnişi zafere ilerlesin!