SELMA AKKAYA

Her şeyin satın almayı dürtme yetisinin yüksekliğiyle ölçüldüğü günümüz dünyasında, yüzeyde basit, güldürmeyi ve ağlatmayı aynı derecede beceren, fakat derine indikçe kendini tekrar ve tekrar izleten filmler binde bir karşımıza çıkıyor. 2016 yılında yapılan Cem Yılmaz’ın oynadığı Yüksel Aksu’nun son filmi ‘İftarlık Gazoz’u herkesin herkese savaş açtığı ve düşmanlaştırıldığı Türkiye cenderesini anlamak için bu anlamda izlenmeye değer!

Film, 1970’li yıllarda bir Ege kasabasında sıcak bir yaz mevsiminde yaşanmış bir Ramazan dönemini içerisinde son 80 yılda şekillendirilen Türkiye gerçeğini esprili bir dilin içerisinden anlatıyor.

Filmin ilk karesinde 1980 sonrası hakları için açlık grevinde olan siyasi bir mahkumun sedye üzerindeki görüntüsüyle başlıyor. 80 darbesi sonrasında cezaevlerinde kalmış ya da işkence yaşamış olanların beynine kazınmış 12 Eylül 1980 Darbesi şarkısı ‘Türk’e Türkt’en başka dost yok’ ve sedye üzerindeki bir siyasi mahkumun ‘gazoz’ sayıklaması! İşte bu anda sedyede yatan Adem’in çocukluğuna gidiyoruz.

Anne-babasının mühendis, doktor olacak dediği ‘takdirname’ getiren ilkokul öğrencisi, onu okul önünde bekleyen, küresel kapitalist pazarı Coca-Cola’nın yeni kapladığı dönemde gazoz satıcılığı ile direnen Cibar Kemal karakteriyle Cem Yılmaz, sonra zengin ve muhafazakar bir ağanın Ankara’da üniversite okuyan solcu oğlu Hasan’ın Halkevi çatısı altında örgütlemeye ve kasaba halkını sosyalist fikirleriyle etkilemeye çalışırken tanıyoruz. İmam’ı unutmamak gerek. Türkiye sinemasının önemli oyuncularından Macit Koper’in büyük bir ustalıkla canlandırdığı bu karakter, kasaba halkının, Adem’in hayatına metafizik bir gücün bu dünyadaki temsili olarak girer.

Adem, yaz tatilini Cibar Kemal’e çıraklık etme kararı, çırak-usta arasındaki diyaloglar, dayanışmanın ve dürüstlüğün önemi, günümüz siyasetini de özetleyen Cibar Kemal’in, “Oğlum solcu olacaksan işte CHP, bunların aşırısı, komünisti falan bize uymaz” mealindeki öğüdü, İmam’ın Ramazan sohbetlerinde, inanç, pişmanlık ve kefaret üzerine yaptığı konuşmalar bugün inançla terbiye edilen-toplumsal dokusu değiştirilen Türkiye’nin nasıl şekillendirildiğini özetler nitelikte.

Bugün sinemalarda çocukluğumuzun sinemalarındaki gibi gazoz ya da ‘alaska’, ‘furuko’ ve ‘frigobuz’ satıcıları yok etrafta. Her şey Coca Cola, hamburger etrafına sıkışmışken, yapımcılığını Aksu’nun yapmış olduğu İftarlık Gazoz filmi, Türkiye’nin siyasal gerçeğini yurdum insanı tadında, komedya-dram ikilemi arasında bize sunuyor.

Birçoğu için filme dair, belki siyasal eleştiriler anlamında çok şey bulunabilir. Ama yozlaşmayı, modernleşme olgusu, kendini topluma dayatan siyasal-islam, babasının parasına karşın toplumsal değerler uğruna vurulmayı göze almanın erdemi, gündelik hayat içerisinde bireylere dayatılan muhafazakar otoriteyi, neo-liberal dünya ekonomisine entegre bir vahşi kapitalizmin nasıl hayat bulduğunu Ege’nin 70’li yıllardan günümüze dönüşümüne baktığımızda cezaevinden sedye üzerinden tabuta taşınan Adem’in ‘gazoz’ çığlığı içerisinden seyrediyoruz.