Öteden bugüne beklenen ve bu sıkışmışlık sonunda büyük bir gümbürtüyle açılan sözde demokrasi paketi günlerdir tartışılıyor. Bu paketin hazırlanmasında AKP'den başka hiç kimse söz sahibi değildi. Ne Kürtlerden, ne Alevilerden ne de başka muhalif kesimlerden tek bir düşünce alınmadan hazırlandı o paket. Hatta AKP'nin kendisinin atadığı Akil İnsanların düşünceleri de alınmadı, önerilerine kulak verilmedi. Tayyip ne istediyse, partisi nasıl yol alacaksa ve halklar nasıl oyalanacaksa, bu sıkışmışlıktan nasıl sıyrılınacaksa öyle hazırlandı bu paket. Tam da seçim paketi oldu.
Gazeteci Celal Başlangıç, bu pakete "makyaj paketi" demiş, yok makyaj paketi bile değil. Makyaj daha güzel görünmek için, kusurlar kapatılmak için yapılır bir estetiği var yani, yok Tayyip’in paketinde ne makyaj, ne estetik var. Kabalık, çarpıklık, çirkinlik insan olanı insanlıktan çıkarıyor. Öyle ki demokrasiyi muhafazarkarla,rın özgürlüklerinin genişletilmesinden ibaret olarak gözlerimizin içine sokması bile bir çirkinlik gösterisi.
Sözde laikliği önemseyenlerin demokrasiyi Türklerin meselesi sanması gibi, demokrasi niyete göre belirleniyor ve paket de öyle ortaya çıkıyor. En önemli noktası ise sürece sekte vurmak, müzakereyi sonlandırmak kuşkusuz. Ortada bir sorun var; adını bile doğru dürüst ortaya koyamadıkları ya da adını koyup sonra vazgeçtikleri "Kürt sorunu", "Alevi sorunu" demokrasinin önünde dağ gibi duruyor. Önce onu çözeceksiniz. Demokrasiyi kendi kurallarınız, kendi niyetinize göre değil, evrensel kurallarıyla yaşama geçireceksiniz. Cunta’nın getirdiği seçim sistemini ve barajı değiştirmeden demokrasiden söz etmeniz mümkün değil. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller dururken demokrasiden söz edilir mi hiç? Siz tekçiliği topluma dayatacak, tekçiliğin zaptiyelerini yaratacak, demokrasinin olmazsa olmazlarından, çoğulculuğu dışlayacak, sonra da demokrasiden dem vuracaksınız öyle mi?
Sonuç olarak, Erdoğan, "sürprizlerle dolu" diye ortalığı ayağa kaldırdığı paketten çıka çıka 'türbana özgürlük' çıktı. Bir de besleme basına rahatlık, muhalif basını dışlamak. İnkar etmeyelim bir de Alevilere var olan üniversitenin adı değiştirilerek Haci Bektaşi Veli’nin adı verildi. Ama, Hacı Bektaş'a Aleviler hala bilet alıp para vererek gitmeye devam edecekler. Erdoğan, "Cem evi cümbüş evidir" diyordu bir zamanlar Cem evine. Camiyle yan yana getirerek ,camideki o sıkıcı ayinlerden kurtulmaya mı çalışıyorlar sorusu geliyor insanın aklına. Aleviler, katilleri olan Yavuz'un adını duymak istemiyor. Köprüye verilmesi ise çirkinlikten başka bir şey değil. Beklentimiz yoktu bu paketten diyorlar. Ama eşit yurttaşlık hakkı talep ediyorlar, zorunlu din derslerinin kaldırılması da temel hak diye düşünüyorlar. Artık laik devlet demiyor, laik devlet istiyoruz diyorlar; iyi bir gelişme Aleviler için. Daha öğrenecekleri, kat edecekleri çok yol olduğunu onlar da öğrendiler. Metiner’in "Cem evleri terörist yuvaları" sözü bir yandan Kürtlerle "barış sürecini" sürdürürken, öte yandan "terörist"lükle suçlaması gibi AKP'nin niyetini, bakışını ve ruhunu açığa çıkarmıştır.
Erdoğan, tek tek sekerekten "tek dil, tek bayrak, tek millet, tek vatan" diyor ama, unuttuğu bir şey var: Toplumsal dinamikler onun umduğundan, gördüğünden daha hızlı gelişiyor, demokrasi ya gelecek ya gelecek. Ve bu gelişme onu tekletecek...
Gel demokrasi gel
AKP Hükümeti kimseyi muhatap almadan, kendi belirlediği yolda ilerliyor görünmesine karşın, ciddi bir kriz içinde olduğu da kesin. Ülkede yaptığı yanlışlar, eleştirilere tahammülsüzlük, ‘ben yaptım oldu’ ve en önemlisi merkez partisi hatta devlet partisi konumuna gelmesi ve devlet güdümüne girmesi, tekçilik anlayışını sürekli dile getirmesi, onu diğer partilerden farklı kılmıyor. Askeri vesayete, yasaklı, anlayışlara karşı durduğu söylemiyle iktidara gelmişti. Bugün geldiği nokta kendi askerini, kendi polisini, kendi yargısını oluşturarak ayakta duruyor, görünüyor. Ancak ne kadar gizlerse gizlesin, uluslararası arenada giderek yalnızlaşan bir AKP ve onun başında da Erdoğan var. AKP'nin dış politikadaki yanlışları, El Kaide gibi eli kanlı örgütlere açıktan destek vermesi ve bunun yine örgüt kanalıyla su yüzüne çıkarılması AKP'nin sıkıştığının işaretlerini vermektedir.