
Yaşamlarını yitiren 31 yoldaşımızın önünde saygıyla eğiliyorum.
Bütün faşist diktatörler gibi Erdoğan da en çok gençlerden korkuyor. Gezi’de, 6-8 Ekim’de yaptığı gibi Kobanê’ye inşaya giden devrimci gençleri hedef aldı, katletti.
Erdoğan iktidarın yönetimini kesin olarak ele aldıktan sonra, faşizmi yeni biçimde tahkim etmeye girişti. Faşist saldırganlığını tırmandırdı.
Polise öldürme yetkisini, mahkemesiz arama ve gözaltı yetkisisini verdi, faşist saldırganlığı yasal düzeyde tahkim etti.
2011-12’de Oslo barış görüşmesini keserek, Kürt halkımıza karşı kirli savaşı yoğunlaştırdı.
7 Haziran seçimler döneminde sayın Öcalan’la çözüm süreci görüşme masasını yeniden devirdi. Öcalan’a tecrit emrini verdi.
Seçim sürecinde halklarımızın demokratik cephesi HDP’ye karşı yaklaşıp 200 saldırıyı, Amed seçim mitingi katliamını, Hüda Par’lıların yeniden cinayetlere sevketme işini Erdoğan’ın faşist diktatörlüğü gerçekleştirdi.
Rojava ve Suriye’ye, tezkeresini çıkararak, orduyla savaşa girmeyi amaçladı. Koşullar engellediği halde, her durum değişikliğini savaşa girmenin aracı yapmaya çalıştı. Savaşa doğrudan ordu sokamadı ama sürecin tümü boyunca başta Rojava’da olmak üzere Suriye’de yıpratıcı savaşı yönlendirdi ve yönetti. Bunun Kürt halkımız açısından en acı sonucu aylarca süren Kobanê savaşında çok ağır bedeller ödemek zorunda kalması oldu. Şengal’de HPG-YPG yetişinceye değin kitlesel ölümler, esir düşmeler ve kadın köleler vermek zorunda bırakılması oldu.
Erdoğan DAİŞ, Nusra, Ahrar-u Şam, İslam Cephesi vb. radikal İslamcı savaş örgütlerini, Suudi ve Katar monarklarıyla, ABD ve Avrupa emperyalist devletleriyle birlikte Suriye’de destekledi. Eğitip üslendirdi, silahlandırıp savaşa sürdü. Kullandığı DAİŞ kontrolden çıkınca, onu devrimcileri katletmede kullanma ve yine onu neden göstererek yeniden Rojava’ya orduyu sokma ikili savaş oyununu oynuyor.
Halklarımız, seçim alanında demokratik bir zafer kazanarak, Erdoğan’ın başkanlık diktatörlüğünü engelleyince, düşüşünü önlemek için elindeki devasa militarist-polisiye devlet aygıtını kullanarak saldırıyor. Eskiden hükümet kuramama boşluğunda iktidarın iplerini elinde tutan generaller kontracı saldırıları düzenlerdi. Şimdi benzer şartlarda Erdoğan katliamcı saldırılar düzenleyerek iktidarını hissettirmeye, korku salarak düşüşünü engellemeye, iktidarını sürdürmenin yolunu yapmaya çalışıyor. Ucuz işçi sömürüsüyle, kent rantıyla, iş cinayetlerinin tırmandırıldığı kanlı birikim-talanla saltanat süren, Ortadoğu yayılmacılığıyla petro-dolarlardan daha büyük pay kapmaya çalışan açgözlü burjuvazinin hırslı temsilcisi Erdoğan, bu saltanat sürsün diye içte-dışta savaşı bize reva görüyor.
Diktatör Erdoğan, DAİŞ çetesi eliyle sosyalist bir dünya düşleyen gençlerimizi bu uğursuz ve kirli amacı için katletti. Saldırttığı ve her bakımdan desteklediği DAİŞ çetelerinin aylarca süren yok edici savaşında harap olan Kobanê’yi inşa çalışması gibi en barışçı dayanışmaya gidenleri öldürecek kadar korkak ve kalleş diktatör olduğunu gösterdi.
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençlerimiz, sosyalist bir dünya için mücadele ediyorlar.
Üniversite ve lise gençliğinin mücadelesinde daima en ön saflarda yer aldılar. ODTÜ gençliğinin Erdoğan’ı kampüsten kovan kitlesel ve militan direnişinin öncüsü bu gençlerdi.
Faşist çetelerin saldırısına karşı korkmadan dövüştüler.
Kadın özgürlük mücadelesinde de en önde Üniversiteli Genç Kadınlar olarak onları görürdünüz.
Soma madenci katliamına karşı işçi direnişinin yardımına en önde bu gençlerimiz koştu.
Gezi/Haziran barikatlarında bu gençler dövüştü.
Erdoğan’ın Roboskî Katliamı’na karşı Türkiye cephesindeki protestolarda en önde yer almakla yetinmediler. Roboskî köyünde katledilenlerin anısına Roboskî müzesini kurma çalışmasını bu gençler yürüttü.
Kürecik’te NATO radar üssüne karşı mitingler düzenlediler. Sinan Cemgil anısına yapılan ormanın fidanlarını diktiler.
İstanbul’da mafya çetelerinin kurşunlarına hedef olan bu gençlerdi.
SGDF’li gençler, devrimci tutsaklarla ve ölüm orucu direnişleriyle dayanışmanın aktivistleri oldukları gibi, ölüm orucu siperlerinde yer alan direnişçi kahramanlardır.
SGDF’li gençler, Deniz, Mahir, İbrahim’in simgelediği devrimci gelişme sürecinin günümüzdeki gençlik içindeki yeniden inşasının emekçileridir.
SGDF’li gençler çalışarak derneklerinin masrafını karşılayacak denli de emekçidir.
SGDF’li gençler HDP’nin seçim zaferinin Türkiye kentlerindeki çalışkan emekçisiydi.
SGDF’li gençler Kürt halkımızla fedekarca dayanışma göstererek ve Türk halkı içinde şovenizmin kahredici tecridine meydan okuyarak mücadele ettiler. Proleter enternasyonalist kardeşliğin bayrağını hep yüksekte tuttular. Onlar Mazlum Doğan’ın da genç yoldaşlarıdır.
Sosyalist gençlerle Kobanê’ye dayanışmaya giderken şehit düşen yüreği genç yoldaşlar, aynı ideali paylaşmanın ve idealleri için dolu dolu yaşadıkları geçmiş sürecin onurlu temsilcileriydiler.
Diktatör Erdoğan ve güruhu, tam da bu nedenlerle sosyalist gençleri kalleşçe bir saldıryla aramızdan aldı.
Erdoğan bilsin ki, devrimciler ve komünistler, onun gözüdönmüş katliamcılığından ve kalleşçe pusularından yılmayacak kadar cesurdur.
Yitirdiğimiz canlarımızın anısını ve acısını mücadele gücüne ve direncine dönüştürerek halklarımızı ve işçi sınıfını, gençliğimizi, kadınlarımızı, Erdoğan diktatörlüğünü yıkma mücadelesine seferberedeceğiz. Mutlaka hesabını soracağız.
Onları görkemli topluluklarla sonsuzluğa uğurlayarak bu mücadeleyi başlattık. Sürdüreceğiz.