Son günlerde beni ürküten ve bir o kadar da düşündüren görüntülere sıkça rastlamaya başladım. Özellikle Lise gençlerinin selamlaşma biçimi olarak kafalarını birbirlerine tokuşturmaları, hal hatır sorarken, “Elhamdülillah iyiyiz” diye cevap vermeleri. Kılık kıyafetlerine baktığımda hangi modayı takip ettiklerini, hangi akımın temsilcileri olduğunu anlamadığım bu gençler kim diye sormaktan da alıkoyamıyorum kendimi.

Eskiden ülkücüler kafa tokuştururlardı, kafa tokuşturma geleneği daha çok ülkücülerle özdeşleşmişti. Bildiğim kadarı ile Kurtlar kendi aralarında birbirlerine hislerini geçirebilmek ve tanıyabilmek için şakak kısımlarını birbirlerine değdirirler. Ülkücülerin kurtlarla olan dansını da bildiğimizden bu selamlaşma biçimi daha çok onlara aitti. Yolda kafa tokuşturan birilerini gördüğümüzde onların hangi ideolojiye mensup olduklarını anlayabiliyorduk, ama bugün bu selamlaşma biçimi dinci kesimlere de sirayet etmiş durumda. Artık bağlantıyı varın siz kurun…
Başbakan’ın ve hükümetin dindar ve milliyetçi bir gençlik yaratma çabaları tam hız devam ediyor. Okullar da zorunlu din dersi, kuran kursu, 4+4+4 gibi aklı evvel buluş beyhude olmaktan çıktı. Şimdilerde de üniversite sınavlarına din soruları hazırlanmaya başlıyor. Vatana, millete hayırlı olsun.
Ermeni, Alevi veya dindar olmayanların üniversite sınavlarındaki durumu zorlaşacak, bu zaten istenilen bir durum idi. Yani hayal değil, gerçek olmaya başladı.
12 Eylül sonrası okullardaki uygulamaları hepimiz biliyoruz, hepimiz o torna tezgahlarından geçtik. Güya ilim, irfan yuvası olan okullarda “eğitim, öğrenim"in yerini askerlik almıştı. Aslında hepimiz küçük birer askercik olarak yetiştiriliyorduk. Her sabah okul bahçelerinde “Türklük” bize ezberletiliyordu, “Bir Türk dünyaya bedeldir” diye yüksek sesle bağırarak marş marş adımlarla sınıflara gönderiliyorduk. Ortaokul ve lise de, bir sürü apolet takmış generaller “milli güvenlik” adı altında derslere giriyordu. General sınıfa girince neredeyse hazır olda durup selam çakmadığımız kalmıştı. Yine bu generaller ve bir sürü okullara yerleştirilmiş öğretmen kisvesi altındaki muhbirlerden de az çekmiyorduk. Kürt, Alevi veya solcu ailelerin çocukları olarak sebepsiz disipline gönderilmeler, tuhaf bakışlarla teneffüslerde yanımıza gelen sözde öğretmenlerin, “gözüm üzerinde” diyerek tehdit söylemleri ve delici bakışları vs…
Şimdilerde de durum pek farklı değil. Belki değişen tek şey, askerliğin yerine dindarlığın da eklenmesi… "Her Türk asker doğar” sloganlarının yanı sıra, “Her Türk Müslüman doğar” söylemleri de aldı.Birkaç gün önce, Yalova’da Romanların olduğu mahalle okullarında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden birkaç hoca ve Yalova valiliğinin de desteği ile bir anket yapıldı. Ankette, "Bu anket soruları bilimsel bir araştırmaya veri elde etmek için hazırlanmıştır. Amacımız Romanların çocuklarına nasıl bir ortamda ve hangi şekillerde dini eğitim verdiklerini tespit etmektir. Sizden aldığımız bilgilerin değerlendirmelerini yaparak bilimsel sonuçlara ulaşmak ve karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri ortaya koymak bu çalışmanın temel hedefidir.” yazıyordu. Sorular ise düşündürücü olmaktan ziyade, iyi niyet arz etmiyordu.
Ankette yer alan bazı sorular, “Allah’ın varlığına ve birliğine inanır mısınız? Erkek çocuğunuza sünnet töreni yaptınız mı? Oruç tutar mısınız? Gusül abdesti alır mısınız?” gibi hiçbir araştırmaya ışık tutmayan sorulardandı…
Pardon ama hangi bilimsel sonuçlar elde etmek istiyorlar? Ayrıca kimin hangi ortamda dini eğitim aldığından kime ne? Ben ateistim ve çocuğumu da böyle yetiştiriyorum dediğimde bana ve çocuğuma hangi çözüm önerileri sunacaklar. Ya da ben Aleviyim veya Ermeni’yim çocuğumu kendi inançlarıma göre büyütüyorum dediğim de, beni ve çocuğumu fişleyip hangi mekanizmalarında yargılayacaklar?
Heyhat, çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor? Asıl ahlaksızlık olan, insanların hangi ortamda dini eğitim aldığı değil, küçücük körpecik çocuklarımızı “din” kisvesi adı altında zehirleyerek, bilimden, eğitimden, kültürden uzaklaştırarak zehirlemek…