Gençlik ruhunu bilince çıkarmış, kendi gerçekliğinin farkında olan ve ortak bir zeminde dayanışma oluşturan gençlik her zaman toplumların öncüsü, yönlendiricisi ve tamamlayıcısı olmuştur. Dünyadaki birçok devrim mücadelesine baktığımızda hemen hepsi gençlik öncülüğünde gerçekleşmiştir. Bir Küba Devrimi, Sovyet Devrimi, Vietnam Devrimi ve Filistin Direnişleri, “68” kuşağı gibi bu dönemlerde ön plana çıkan kimlik hep gençlik olmuştur. Bu yapısından kaynaklı sistemlerin her zaman en çok uğraştığı kesim olmuştur.
“68” kuşağı tüm dünyada yakın tarihteki en önemli devrimci dayanışma örneklerinden birine sahne olmuştur. Batı Avrupa’da gelişen gençlik hareketi, özellikle Ortadoğu’da Filistin Direnişi’yle birlikte Türkiye gençliğini ve toplumsal muhalefeti de derinden etkilemiştir. İşte böyle bir zamanda TİP üyeleri tarafından; “68”in en önemli gençlik örgütlenmesi FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu) ilan edildi. Kısa sürede bütün muhalif gençleri/güçleri kendi çatısı altında toplanmayı başarabildi. Mayıs 68’de Fransa’da patlak veren olaylar Türkiye’de de çok ciddi yankılar oluşturdu. Ve tarihler Haziran 68’i gösterdiğinde de Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde başlayan sonrasında da İÜ (İstanbul Üniversitesi), İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi), ODTÜ’de (Ortadoğu Teknik Üniversitesi) devam eden olaylar FKF’li gençler öncülüğünde kısa sürede tüm ülkeye yayıldı. Gittikçe radikalleşen, militanlaşan FKF; legal ve liberal bir parti olan TİP’i aşacak ve kurultaya giderek ismini DEV-GENÇ olarak değiştirecekti.
Tabi DEV-GENÇ Türkiye devrim tarihinde çok önemli bir kesiti ifade etmektedir. Devrimi üniversitelerden çıkarıp köylü hareketlerine, işçi grevlerine yaymış, hatta enternasyonalist bir kimliğe büründürüp Filistin direnişinde en ön saflarda savaşmış ve tüm toplumu derinden sarsmıştır. Sistemin bir irade olarak görmediği, görüşüne, düşüncesine önem vermediği bu gençlik ortak bir zeminde, ortak amaçları olan devrim için dayanışmanın en güzel örneğini göstererek devrimin öncülüğünü yapmış ve Deniz’ler, Mahir’ler, İbo’lar gibi birçok devrimci önder yaratmıştır. Mahir Çayan ve arkadaşları cezaevlerinde idama mahkum edilen yoldaşları için, ideolojik farklılıkları olmasına rağmen bir an bile tereddüt etmeden eyleme geçmiş ve Deniz’lerin idam kararının kaldırılması için kahramanca bir tutum göstererek Kızıldere planını yapmışlardır. İşte böylesine müthiş bir dayanışma örneği gösterilmiştir.
Devrimci dayanışma “68” ruhunun genel kimliği olmuştur. Bu yüzdendir ki “68” hala çokça bahsedilen, özlemle anılan bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. “68”den sonra gençliğin örgütlü ortak mücadelesinden muazzam korkan sistem gençlik üzerinde daha da yoğunlaşmış, gençliği yozlaştırmak için birçok yöntem kullanmıştır. Ve bunda da başarılı olmuştur. Özellikle “80”lere gelindiğinde “68” ruhunun tekrar yakalanamamasının cezasını başta gençlik olmak üzere bütün toplum günümüze kadar çekmiştir. Bugün ise gençlik hareketlerinin bu parçalı yapısına bir son demek için, hep birlikte özgür bir gelecek için ortak bir zeminde mücadele etmek için “Farklılıklarımızı Anlıyorsak Benzerliğimizi Bulacağız” şiarıyla “GENÇLİK KONFEDERASYONU GİRİŞİMİ” 8-9 Kasım’da bir konferans gerçekleştirdi. Dil, din, renk, ırk farkı gözetmeksizin tüm bunların üst kimliği olan “insan” olmada birleşen bütün gençliği tekrardan ortak mücadele hattında birleştirmeyi uman, kapitalist sistemin para, mal, mülk adına tüm halklar üzerinde kurduğu insan hayatını hiçe sayan tahakkümünü, yine sistemin yarattığı iradesiz, mekanik, duygudan yoksun gençlik profilini ortadan kaldırmayı, hep birlikte özgür yarınlara ulaşma amacını taşıyan bir konferans gerçekleşti. Kürt, Türk, Hemşin, Laz, Çerkes, Arnavut, Roman, Arap gençlerinin katılımıyla çok renkli, çok dilli güzel, sonuç alıcı tartışmaların yapıldığı verimli bir konferans oldu.
Bundan sonrası bu gençlik; “68” ruhunu tekrar uyandırmak, onların mirasını bugünlere taşımak için, anti-kapitalist, anti-emperyalist, kadın özgürlükçü, demokrat, ekolojist, emekçi gençliği bir araya getiren bu “GİRİŞİMİ” sahiplenmeli ve buradan açığa çıkacak güçle devrime öncülük etmelidir.