Türk devletinin yönetenleri toplumu gündelik yalanlarla avutabileceklerini sanıyor ve işlerini de bu minval üzerinden yürüteceklerini düşünüyor. Bunun en tipik örneği ise Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti yapıyor. Bir olay yaşandığında “zaten yedi düvel bize karşı” diyorlar ve herşeyi unutturmak istiyorlar. Ama şu an yaşananlar öyle es geçilip, unutturulacak, gözden kaçırılacak bir durumda değil.
Örneğin Çele’de (Çukurca) helikopter düşürülmüş, görüntüsü ortaya çıkmış. TSK hala gerçeği gizliyor. Medya haber vermiyor. Ama sosyal medyada en az 45 bin kişi Hulusi Akar istifa diye mesaj geçiyor. Yani durum gerçekten artık farklıdır.
Birincisi yaşanan savaşın karakterindeki değişikliktir. Ve bu savaşa gerilla aktif bir şekilde katılıyor ve belirleyen bir noktaya geliyor. Dersim-Erzincan, Amed-Bingöl-Muş yolu, Hakkari-Şırnak yolu diğer ana ve ara yollar Türk askerine kapanıyor. Yol kontrolleri gerillanın kontrolüne geçiyor. Şemzinan, Gever, Çukurca hattında gerillanın alan hakimiyeti artık daha derinliğine bir şekilde genişliyor.
Bakın sadece iki günlük gelişmelerin ve bu gelişmelerin nasıl yansıtıldığı ya ya da yansıltılmadığını analiz edelim...
İkincisi gerilla artık dar anlamda eylem yapmıyor, operasyon yapıyor. 13 Mayıs’ta Çele (Çukurca) operasyonunda en az 48 asker ölmüş, 1 kobra helikopter düşürülmüş, en az 15 asker cenazesinin üzerine gidilerek çok sayıda silah kaldırılmış; ama Türk genelkurmayı ve medyası bütün bunları olmamış gibi ya da en az olmuş gibi veriyor.
14 Mayıs günü Oremar (Dağlıca) çevresinde büyük bir çatışma çıkmış. Uçaklar bombardıman yapıyor. Tepelerde asker cenazeleri kalmış. Çok asker ölmüş, en az 8 asker o an gerillaların denetimindeki alanlarda kalmış. Türk genelkurmayı ve medyası bu gelişmeyi de göstermiyor.
14 Mayıs akşam saatlerinde Şırnak’ta Emniyet Genel Müdürlüğü ve Çakır Söğüt Tugay Komutanlığı’na eylemler düzenleniyor. Tugayın nizamiyesi yanıyor. Patlamalar, silah sesleri, ambulanslar gidip geliyor. Patlama sesleri, ambulans sirenleri kulakları sağır ediyor ama Türk genelkurmayı ve medyasında ses yok.
12, 13, 14 Mayıs’ta onlarca savaş uçağı yüze yakın hedefi bombalamış. Bombalanan yerlerin görüntüleri yayınlanıyor. Kandil’de köyler, Behdinan’da köyler... Genelkurmay bu konuda açıklama yapıyor, diyor ki 98 hedef vuruldu. Hedefe gidip bakıyor gazeteci arkadaşlarımız köyler, köy çevreleri...
Hükümete daha doğrusu saraya bakıyoruz. “Bitirdik, diz çöktürdük, yok ettik, belini kırdık” diyorlardı. Ama artık onu da diyemiyorlar. Çünkü yaşananları biliyorlar. Birebir gözlemliyorlar. Durumun söyledikleri gibi olmadığı en iyi onlar biliyor.
Durum nedir biliyor musunuz? Kürdistan’daki savaşta farklı bir aşama yaşanıyor. Hem gerilla alanlarında hem de kentlerde... Savaş yaygınlaşmış, derinleşmiş ve etkili sonuçları hemen ortaya çıkan bir gerilla savaşı bu... Yani ne 1984’lerdeki gibi, 1990’lardaki ne de 2012 ya da 2015’teki gibi bir gerilla savaşıdır. Bütün bu dönemlerin birikimini ve deneyimini içeren ama farklı bir özelliğe bürünerek süren bir savaştır. Bu savaş siyasal sonuçların hemen ortaya çıkmasına endeksli ve bunun için de sonuç alıncaya kadar derinleşecek bir özellik taşıyor. Hiçkimse bir anlık bir durumun olumlu ya da olumsuzluğuna göre ruh hali ve politika belirlemeye kalkmasın. Çünkü bu gerilla savaşı iç içe geçmiş, farklı özellikleri içinde barındıran bir savaş tarzıdır. Türk devleti, AKP hükümeti, Türk genelkurmayı ve medyası bu gerçeği ne kadar gizlemeye kalkarsa kalksın gerçek kendisini direk ifade edecektir. Ki bu gerçek sadece Kürdistan dağlarında, kent çevrelerinde değil, İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Bursa, Bolu vb alanlarda kendisini ifadeye kavuşturacaktır. Türkiye toplumu da bu gerçeği görecek ve o zaman bu savaştan beslenip iktidarda, sarayda kalmak isteyenler için gerçekten ama gerçekten kötü zamanlar başlayacak...