Ana babadan çocuklara aktarılan, karakteristik özellikleri taşıyan biyolojik kalıtım birimidir gen. Doğal süreçlerde organizmanın biyolojik gelişim yönünü genetik yapı belirlemekteyse de, bu rol artık kaçınılmaz bir kader değildir. Genetik bilimi, organizmanın içinde yer alan genlerin yapısal bilgisine ulaşarak, hücrenin gelişiminin yönünü ve özelliklerini önceden tanımlayabiliyor hatta gelişim sürecine müdahale edebiliyor.
Elbette toplumsal yasalar doğa yasalarından çok farklı özelliklere sahiptir ve aynı kategoride yer almaları olanaksızdır. Toplumsal yasalarda öne çıkan insan iradesinin gücü (volanterizm) pozitif bilimlerde yerini bütünüyle iradeden yoksun kimya ve fiziğe bırakır. Ben de ‘toplumsal-genetik’ sözünü, zaman zaman ve sadece, toplumu bütünüyle düzenleyen “kuruluş felsefesi” ya da kuruluş ilkeleri” anlamında kullanırım. Bir anıştırmadır; anlatıma kolaylık sağlaması amacıyla, bir anlatım aracı olarak kullanılmaktadır.
***
“Taraftar bilim” çevresinde Tayyip Erdoğan’ın Yeni-Osmanlıcılık Hareketinin teorik temellerinin yaratılmasına ilişkin olağanüstü büyük bir istek ve çaba var. Teorinin kurucularından biri olan Davutoğlu, bu alanda misyon üstlenmiş tek “bilimci” değil elbette. Örneğin Prof. Dr. İhsan Mungan‘ın “Atatürk Türkiye’sini Mekanistik Yaklaşımla Yorumlama Denemesi” de, çağdaş bilimin “bilimsel olmadığı” gerekçesiyle en az yüz yıl önce reddettiği mekanist teorilere yeniden sarılarak, “2023’ün kaderinin AKP” olduğu “gerçeğinin” altını “bilim ile” çiziyor.
Atatürk’ün üç temel ilkesinden birincisinin “Türk milletinin birlik ve beraberliği” yani tek millet ve tek vatan; ikincisinin “halkın idaresinde tam bağımsızlık” ve üçüncüsünün “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi olduğunu söyleyen Mungan, “bu üç ilke bir sacayağı gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Sarsılmaz Temel’ini oluşturur” der. Ona göre Türkiye’nin kaderi nettir: “Halen toprak itibariyle Avrupa’nın en büyük demokratik ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun 100. yıldönümünden nüfus bakımından da Avrupa’nın en büyük demokratik ülkesi olacaktır. Bu gelişme milletimize, sulh içinde, diğer alanlarda da buna uygun bir gelişme ve güçlenme zorunluluğu getirmektedir. Atatürk ilkeleri tamamen bu hedefe yöneliktir.”
Kürtaj ya da sezeryan yasağını da, Van Belediye başkanlarının toplama kamplarına tıkılmasını da, Suriye ile savaş çığırtkanlığını da, 100 yıldır sistematik olarak sürdürülen katliamları da bir çırpıda size anlatabilecek bir “bilimsel” çalışma. Hızla gelişmekte olan çöküşün üstü kapatılarak, matematiğe, fiziğe falan dayanarak Tayyip iktidarının geleceğinin teorik alanda da kaçınılmaz zaferini müjdeliyor halklara.
Bir siyasal irade, “havuç” yöntemini kullanarak bu ülkede çoğunlukta bilimin de bilimcinin de genetiğini bozmuş, sistemin sıradan ve aşağılık yalakası haline getirivermiştir.
Oysa teorinin aksine yaşam grilikten uzaktır. Halkların bunca bedele rağmen yıldırılamayan iradesi, sömürgeci genetiğin karakteristik yapılarını bütünüyle altüst etmiş, iktidarıyla muhalefetiyle sömürgeci siyaseti birlikte arayışa yöneltebilecek kadar etkili bir gelecek projesini sunmuştur. Kürt Özgürlük Hareketi gerçeğin, yaşamın dilini kullanarak geleceğin menzilini bugünden yarattığı değerlerle göstermiştir.
***
CHP çoktandır “ne dediği belirsiz” bir partidir artık. Çünkü bir başka genetiksel bozulmanın yarattığı bir başka hilkat garibesidir artık. Kürtaj ve sezeryan üzerine tartışmaları “bu bir gündem saptırmasıdır” diyerek teğet geçti. Bunun, köhnemiş babaerkil Avrupa demokrasilerinde bile kadın haklarının en temel ilkelerinden biri haline gelebilmiş olan kürtaj ve sezeryanın fiilen yasaklanmasına yönelik bir saldırı olduğunu, görmezlikten geldi. Ve şimdi Suriye’nin yaratacağı Bölgesel Kürt Sorunu’nun yani Kürdistan’ın dört parçasının özgür birliğine giden yolu el birliğiyle kapatabilmek için “havuç ya da sopa” yöntemleri arasında nöbet değişimini AKP’ye önerebilmektedir. Wan esirleri, KCK esirleri, Öcalan’ın esareti, Dersim katliamları ya da Ermeni soykırımı üzerine tek söz söylemeden, tek öneri getirmeden, “ön şartsız olarak” AKP ile masaya oturmaya karar vermiştir CHP. “Kürt sorununu çözmek” değil “terörü durdurmak”tır bu genetiği bozulmuş yapının hezeyanı.
Türkiye siyasetinde yeri fazlasıyla doldurulduğu için artık giderek daha marjinal hale gelen MHP’nin alan kazanmak için yaptığı çıkışlar temel siyasette farklılaşmanın değil, tersine birliğin ifadesidir. Çok da kıymet-i harbiyesi yoktur sömürgeci siyasetin bütününde.
Yani sömürgeciler panik içerisindedirler. Şimdi sadece Kuzey Kürdistan’dan değil, dört parçanın bütününden korkmaktadırlar ki bu korku onları tüketecek olan temel güçtür artık.
Volanterizm, Kürt iradesi olarak ortaya çıkarak, halkların tarihi değiştirme gücünü bir kez daha kanıtladı.
Genetiği bozuk Türkiye ve Volanterizm’in gücü