Vaktiyle iki kamp çarpışıyordu. Bir tarafta “reel sosyalizm” ülkeleri; diğer tarafta ABD ve NATO ülkeleri. O dönemde “üçüncü yol” aslında tıkalıydı.  

“Bloksuzlar hareketi” de aslında bu dünya çapındaki çelişkinin etkisindeydi. Bu hareketin başını çeken Mısır’da Nasır aslında Sovyet Blokuyla birlikteydi; Hindistan Batı blokundan yanaydı. Ve iki kamp, işte bu hareketin saflarındaki ülkeleri kendi yanlarına çekmek için savaşıyorlardı.
Ezcümle o dönemde “üçüncü yol” sadece “geçici” bir yoldu. O yolda yürüyenler ya Moskova’ya ya da Washington’a varıyorlardı. Gerçi bazıları “Ho Şi Minh, Kim il Sung ya da Castro yolundan” söz ediyordu ama, bu yollar da eninde sonunda Moskova ve Pekin yolundan bir başka yere çıkmıyordu.   
Günümüzde durum değişti.
Şimdi “üçüncü yol”, yani Kürt Özgürlük Hareketinin Ortadoğu’da ve dünyada izlediği yol, ABD, AB, İsrail, Türkiye grubuyla, Rusya, Çin, İran grubunun başını çektiği dünya ölçüsündeki kutuplaşmanın biricik reel alternatifi olarak ortaya çıktı. Bu yolda yürümek mümkündür.
Bunun kanıtı Rojava’dır. “Üçüncü yol”un laboratuarı Suriye’dir. Suriye’de yukarda anılan iki grup, biri El Kaide ve Özgür Suriye Ordusu’nu destekleyerek, diğeri Esad rejimini savunarak aslında birbirleriyle hegemonya kavgası vermekte.  Rojava devrimi ise “üçüncü yolda” büyük bir cesaretle yürüyor.
“Üçüncü yol”, Öcalan tarafından formüle edildi. Bu çizgi, Kürt Özgürlük Hareketinin başarısı için olağanüstü önem taşıyor. “Üçüncü yol” sayesinde PYD, hem kendi vatanını savunuyor, hem de Suriye’de yürüyen savaşın iki vurucu gücü olan Türkiye ve İran’la diplomatik ilişkiler kurabiliyor; aynı zamanda hem Rusya’yla, hem de NATO ülkeleriyle diplomatik diyalogu sürdürebiliyor.
Türk Dışpolitikası ise çıkmazda.  
Yalnız AKP’nin dışpolitikası değil, Kılıçdaroğlu ve ulusalcıların da dış politikası çıkmazda. Otuz yıldır yürüttükleri “Kürt düşmanı” siyaset şimdi ayaklarına dolanıyor. Geçmişte dillendirdikleri “Ne Amerika’nın yolu, ne Rusya’nın yolu, yaşasın Türkiye’nin üçüncü yolu” diyecek takatleri yok.
Bugünün dünyasında kavganın merkezi genel olarak Ortadoğu ve şu anda Suriye. İşte bu kavganın bağrında barış, halklararası dostluk ve refah için gerçek bir alternatif Rojava’da adım adım doğuyor. Ondandır ki, kavganın iki kutbu da Rojava’nın “üçüncü yolunu” tıkamaya çalışıyor. Bunlar “eğer PYD’yi tasfiye edebilirlerse” “üçüncü yolun” da tasfiye edileceğini, böylece Birinci Dünya Savaşı’nda paylaştıkları Kürdistan’ı, bu yeni savaşta “yeniden paylaşabileceklerini” düşünüyorlar.
Bana kalırsa, yakında Hewlêr’de toplanacak Kürt Ulusal Konferansı işte bu “paylaşmayı“ önleyecek bir ulusal, demokratik birliği sağladığı zaman başlıca amacına ulaşacak. Eğer Konferans “üçüncü yol” çizgisinde birleşirse, bu, Ortadoğu’da barışın sağlanması ve refahın adil paylaşılması yolunu da açacak.
Sınırlar değişmeden Kürdistan’ın ulusal, demokratik birliği, parçaların yer aldığı bütün devletler açısından büyük bir istikrar faktörü olacak. Tıpkı Filistin gibi, Kürdistan’ın parçalanmış olması, bölge devletlerinin büyük devletlerin oyuncağı haline getirdi. Birinci savaştan bu yana bölge istikrar yüzü görmedi. Denenmeyen yol, birleşik Kürdistan’dır. Parçalanmış Kürdistan’ın sonucu belli: İran şu anda hedeftedir; Irak parçalanmıştır; Suriye ise ölüyor. Ve herkes “sıra kimde?” diye soruyor.
Sıra Türkiye’de…Kimisi Başbakan “hasta” mı diyerek yıkıma hazırlanıyor; Cemaat ile AKP kavgası kızışıyor; Genelkurmay Başkanı kışlalarda rahat değil, ekonomi falso yapıyor ve Hükümet “Sonbahar” korkusuna kapılmış…
“Üçüncü yol”dan başka kurtuluş yok. Ve “üçüncü yolun” devrimciliği şurada: Bu yol ilgili devletlerin “kapitalist modernite” ya da “bölgesel emperyalist” yoluyla uzlaşmaz biçimde çelişiyor. Bu aşamada, Türk sermayesi ABD’den, İran sermayesi Rusya’dan ayrılamaz.
Bu da gösteriyor ki, “üçüncü yol” yalnızca Rojava’ya ya da Kürdistan’a özgü bir mücadele sloganı değil. Aynı anda hem bütün barış severleri, Kürt sorunu ve Alevi sorunu, yaşam tarzını savunma sorunu temelinde yürüyen demokratları, aynı zamanda samimi yurtsever Kemalistleri, sosyal demokratları ve özgürlükçü Müslümanları “aşağıdan yukarıya” doğru birleştirecek “sınıfsal” bir çizgi…
Sayılanlara sorun: Rusya’nın ve ABD’nin başını çektiği “iki yoldan mı yanasınız, yoksa Rojava’nın başını çektiği üçüncü yoldan mı?”
Hiç biri size “dördüncü ya da beşinci bir yol”dan söz edemeyecektir. Çünkü “Tek yol devrim”, yani “üçüncü yol”...