• Rojava Devrimi'yle ilgili sanal dünyadaki karamsar tabloları, kasıtlı, çok nankör, biraz yobaz, daha çok sosyal müteahhitlerce pazarlanan dezenformasyon olduğunun bilincindeyim.

SELİM FERAT

Temmuz ayına sığan iki Kürdistan tarihi:

Diyarbekir’de başlatılan ilk direniş;

Rojava Devrimi.

Buna eklemek istediğim uluslararası önemli bir Temmuz gelişmesi: Nelson Mandela’nın Temmuz 1991’de Afrika Ulusal Kongresi Başkanı seçilmesi.

14 Temmuz 1982’de Diyarbekir’de, Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek başlattıkları "Ölüm Orucu"yla, işkencecileri yaşamlarını sona erdirme kudretinden men etmiş oluyorlardı.

19 Temmuz 2012’de Kobanê’de, "ölüm Orucu"ndan 30 yıl sonra kendilerini düşürmek isteyenlerin belini bükenlere karşı direniş tünellerinden devrim yükseldi.

Rojava Devrimi’nin 14. yılında, sırtımı kadın devriminin kalbine dayayacağımdan kuşku duymuyorum.

Devrim kavramı, yüksek dozda bir kavram.

Sevgi kavramı gibi.

İnsan çabası yüklü olmayan devrimle, emeksiz sevginin yaşam estetiğinden yoksun olduğunun altını çizmek istiyorum.

Rojava Devrimi'yle ilgili sanal dünyadaki karamsar tabloları, kasıtlı, çok nankör, biraz yobaz, daha çok sosyal müteahhitlerce pazarlanan dezenformasyon olduğunun bilincindeyim.

Rojava Devrimi'nin dönüştürdüğü insan bilinci ve edinilen tecrübelere dayanan Rojava’daki politik toplumun beli bükülmez olduğu, buraya düşeceğim ilk not.

İkinci notum ise bu politik toplumun özellikle Halep katliamından sonra bize aktardığı tarihi not:

"Bizi fiziki olarak imha edebilir ama teslim alamazsınız!"

Bu devrimin öğretisinin ana başlıklarından biri, temsil hakkı oldu.

Kadın hümanizması ve kararlılığı, Rojava Devrimi'nin sarsılmaz dayanaklarından biri olarak tarih yazdı.

Dünyada, New York kıblesi tersine dünyada bir de Rojava kıblesi oluştuğu süreç sona ermedi.

Kendilerini okullarda, üniversitelerde, yerel halk meclislerinde, halk mahkemelerinde, kent yönetimlerinde temsil eden politik bir topluluğa geri adım attırılamayacağını bilen Suriye’deki egemenler ile Rojava’daki politik nüfus arasında "düşük yoğunluklu" siyasi, toplumsal bir "savaş" başladı ve devam ediyor.

Rojava’ya karşı güçler, adı değişse de varolan savunma birlikleri ile köylerde ve kentlerde yaşayan Rojavalıların bağlarını koparacak güçten yoksun olduklarını biliyor.

Rojava’da:

Su ve enerji tesislerini "yoktan var eden" bir topluluk;

"Mala Jin"de eğitim görerek bilgeleşen kadınlar;

Köylerde birbirine yabancılaşma sürecini sona erdirerek, politik ve ekonomik ortaklık kuran topluluklar;

Toprak, kültür, dil ve bilinci akrabalaştıranlara geri adım attırmanın mümkün olmayacağını bilen Suriye’deki yönetimin Kürtler, Dürzüler, Aleviler, Çerkesler, Türkmenler ve Süryanilerin haklarını sistematik olarak ihlal etmesi, daha çok Suriye’nin özgür ve kurtuluştan yoksun olduğuna işaret ediyor.

Rojava Devrimi’nin sadece statik bir devrim olmadı, bu devrimi duyan, bilen, gören, kendisine konuk olanların bilincinde dönüşüm sağlayan, bir yerde insanın kaybolmuş erdemlerini yeniden aktifleştiren güçte olduğu, bu direnişin kırılmayacağına işaret ediyor.

14 yıl önce 18’inde olanlar, emek harcayarak özerkleştiler.

Yine 14 yıl önce doğan çocuklar, özerk ve özgür yaşayarak ergenlik çağına girdiler.

14 yılını verdikleri emekle kantonlarda ve sürekli savunma halinde geçiren yetişkinlerin bilinci kırılmaz!

14 yılını özgür ama tetikte geçiren ergen yaştaki Rojavalıların baskıya tepkilerini hiç mi hiç bükemezsiniz.

'Jin Jiyan Azadî'nin yenilmeyeceği de bundan!