• Sürekli şikâyet eden, zayıf, iddiasız insanlarla vakit geçirenlerin, bir süre sonra her şeyde ve her yerde olumsuzluklar yaşadıklarına tanıklık edeceksiniz.

HAFIZ AHMET TURHALLI

Arkadaşlık ve dostluğun duygusu ve güçlü etkisi, insanlaşma ve sosyalleşme ile başlamış bir hakikattir. İnsan, hem etkileyen hem de etkilenen bir varlıktır. Toplumlar, hem birey ve şahsiyetler anlamında hem de kitleler bazında çevrelerini etkilemekte ve çevrelerinden etkilenmektedir. Bu etkileşim, kainatın her tarafında gözlemlenirken, insandaki etkisi ise daha belirleyici olmaktadır. Bu minvalde bir değerlendirmeye tabi tuttuğumuzda insan yaşamının, çevredeki evrensel ve baskın kültürler karşısında eridiğine şahitlik edeceğiz. Hepimiz, değişim ve etkilerini günlük hayatımızda görmekteyiz.

Resulullah’ın bir hadisi ile bu etkileşimin din manasındaki yerine bakalım: “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizî, Zühd, 45; Ebû Dâvûd, Edeb, 16)

Kötü ortamın etkisi

Kişi dostunun dini üzeredir hadisi, dostluğun ve arkadaşlığın şahsiyet üzerindeki etkisini anlatmaktadır. Bu hadisin daha sade bir şekilde anlaşılması için günlük hayatımızdaki olgulardan örnekler verelim:

Bütün günümüzü ve zamanımızı bir balık pazarı ya da bir bataklıkta geçirirsek, tek bir balığa dokunmamış ya da bataklığa girmemiş olduğumuz halde, bu kötü kokuların üzerimize sindiğini göreceğiz. Yanımıza yaklaşanların bu nahoş kokulardan rahatsız olduklarını ve bizden uzaklaşmak istediklerini görmüş olacağız. Dost ve arkadaş olarak seçtiğimiz ya da seçmek durumunda kaldığımız insanlar da bu kokular gibi karakterimize ve ahlakımıza sirayet edecektir. Tembel, iradesiz, şikayetçi, köle ruhlu, negatif düşünceli, yalancı, gıybet eden, fitneci, zalim, hain, katil, hırsız, dolandırıcı, iftiracı gibi kişi ve kesimlerle arkadaşlık ve dostluk kurmak, onların karakterinden etkilenmek ve zamanla onlara benzeşmekle sonuçlanacaktır. Kişi bu özellikleri dostluk ve arkadaşlık olarak edinecek ve Peygamber'in (SAV) dediği gibi; şahıs, dostunun ve arkadaşının dininine girmiş olacaktır. Bu manada kişi, dostunun özelliklerini kazanacak ve onun gibi yaşamaya başlayacaktır.

İyi ortamın etkisi

Bu negatif ve kötü örneğin bir de pozitif olduğuna göz atalım. Günümüzü bir parfüm ve esans dükkânı ya da bir gül bahçesinde geçirmiş olsak, parfüm ve esansı satın almasak, güllere dokunmasak da o güzel ve çekici kokular da üstümüze sinecek ve bizler güzel kokmuş olacağız. Yanımıza oturacaklar ve bize arkadaşlık yapacaklar, güzel koktuğumuzu söyleyecek ve bizlerden etkilenecektir.

Bu örnekleri vermemin nedenleri, sadece koku ile sınırlı görülmemelidir. Meramım hayatın bütün alanlarında farklı etkileşimlerin olduğu gerçekliğine dikkat çekmektir.

Kişisel dostluk ve arkadaşlıklar, komşuluk yaptığımız toplumlar, bulunduğumuz ortam ve çevreler, zamanla bizi etkileyerek şekillendirecektir.

Sürekli şikâyet eden, zayıf, iddiasız insanlarla vakit geçirenlerin, bir süre sonra her şeyde ve her yerde olumsuzluklar yaşadıklarına tanıklık edeceksiniz. Birden, sürekli bahaneler üreten ve negatif enerji yaymaya çalışan insanlar oluverirler. Böylelikle daha önce bu kişilerde var olan değişim ve gelişim, duraksamaya başlayacaktır. Gerileme, gerilme ve başarısız olma gittikçe derinleşecektir. Gelişim gösterme, geliştirme ve ilerlemede ciddi anlamda zorlanmalar başlar.

Bu özellikleri taşıyan dost ve arkadaşlarla birlikte olanlar, hayatlarını bu psikoloji ile geçirmeye başlar. Negatif ve kötü enerji ortamında yaşayanlar, kötü ve zararlı olmayı uzun bir dönem sürdürür. Bu durum, bir rehabilitasyon gerektirecektir.

Bu olgunun tersi olan, harekete geçme, değişime ve dönüşüme, çözüm odaklı olan insanlarla birlikte yaşayanlar ise harekete geçer ve çözüm odaklı olmaya başlar.

Çalışkanlık, üretkenlik ve özgürlük odaklı olan dost ve arkadaşlar edinmek ise hayattaki güzellikleri ve fırsatları daha kolay fark etmeyi sağlar. Bu güzel ortamın enerjisi ve pozitif etkisi, sizi ilerideki zamanlarda da etkilemeye devam edecektir.

Azami dikkat etmeliyiz

Kur’an buyuruyor: “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran 104)

Günümüz insanı ağırlıklı olarak şahıs ve toplulukları, paraya ve maddi güce çağırmaktadır. Manevi değerlerden ve vicdandan uzaklaşmış birey ve toplumlar gittikçe fazlalaşmaktadır.

Çevremiz, bizleri katillerin, hırsızların, yalancıların, köle ruhluların, hainlerin ve paraya tapanların saflarına çağırmaktadır.

Kötülerin dostlukları parlatılmakta, şahıs ve toplumlar kötülere dost ve arkadaş olabilmek için birbirlerini ezmektedir. Kötü yöneticiler ve kötülük abidesi olan bireyler örnek olarak alınmaktadır. Trump ve benzeri zalimlere dost ve arkadaş olabilmek için yarışan sözde Müslüman yöneticilerin, arkadaş ve taraftarlığını yapanların, onların dini üzere olduklarını Peygamberimiz söylemiştir.

Hepimiz dost ve arkadaşlıklarımıza azami derecede dikkat göstermek zorundayız.

Ahlaklı ve güzel haslet sahibi arkadaşlar ve dostlar edinmeliyiz, kendimizi kötü dost ve arkadaşlıklardan muhafaza etmeliyiz.

İslam'a iman edenler şöyle dua ederler: “Allahım bizi salihlerden, güzeli inşa edenlerden, mazlumlara yardım edenlerden, garip gurebaya kucak açanlardan, özgürlük ve huzur için çalışanlardan, çalışkan ve akıllı olanlardan, güzel ahlak ile ahlaklanmış olanların arkadaşı eyle. Yıkım ve fesat gerçekleştirenlerden, kötü ahlak sahiplerinden, yalancı ve dolandıcılardan, insan katl edenlerden, insanları Allah ve güzel değerleri kullanarak aldatanlardan muhafaza eyle.

Dua, sadece dil ile yapılmamalıdır, bu eksik ve yetersiz bir durumdur. Dua, dille istediğimizi yaşamımıza yerleştirince anlam kazanmış olur. İyilerin dostları ve arkadaşları olmalıyız ve iyilikleri çoğaltmalıyız.