- Erdoğan iktidarı, toplumu ayrıştırdı ve kimi kırıntılarla sahte umut yaratma dil ve yöntemini iyi kullandı. Yandaş ve karşıt kültürünü geliştirdi; bunu hep canlı tutarak nemalanmayı bildi.
RUŞEN TUTKU
AKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve şimdiki ekibi iktidara geldiklerinden bu yana, toplum mühendisliği yaparak iktidarlarının ömrünü uzatmayı başardı. Toplumu, inançları parçalayarak kutuplaştırmayı hep siyaset malzemesi yaptı. Doğru, ilkeli bir muhalefet olmayınca adeta kendisi çalıp oynadı. CHP'nin eski genel başkanları Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu yedeğine alarak muhalefeti de kendine göre dizayn etmeyi başardı. Zaten Kürtleri ötekinden sayınca hep terörize etmek Türkiye toplumu için zor değildi. Hatta bazen muhalefeti "terörün destekçisi" ilan edip baskı altına aldı. Bu bilinen ama eskisi gibi hükmü kalmayan siyaseti, sürdürmede ısrar etmek istiyorlar.
Mutlak iktidar zihniyetinin pervasız uygulamalarına rağmen Erdoğan ve AKP'nin toplumsal tabanı, sosyolojisi erimiş, yıkıntıyla karşı karşıya. İktidar olarak halklara yeni bir proje vadedecek güçleri kalmadı. Oluşan vizyon kendi döngüsünde debeleşmeye başladı. Deyim yerindeyse karizma bozuldu. 'Reis'in son deminde konsantrasyonu dağıldı. Taşıma suyu ile değirmen dönmeyeceğini görüyor. CHP'ye operasyon çekme, kimi belediye başkanlarını şantaj ve tehditlerle yanına çekme çabalarına rağmen kan kaybını durduramayacaktır. Elbette İktidarı bırakmak istemeyecektir, çünkü kirlenen bir iktidar var ve iktidar değişimiyle birlikte bir hesap verme süreci başlayabilir. Böyle bir yapılanmada yolsuzluklar, saklanmayacak kadar büyüktür. Yandaşlarına peşkeş çektiği ihaleler ve yapılan usulsüzlükler diz boyu.
Önder Apo'nun çağrısıyla başlayan süreç, AKP tarafından oyalamaya bırakıldı, hep ertelendi. Adım atmamak için adeta topu hep taca attı. Sorunu çözme konusunda kırıntı halinde bir inanç vardı, ancak onu da tüketti ve toplum karşısında inandırıcılığı bitti. Kürt halkı baştan beri temkinli yaklaştı, hükümete inanmadı. Anlaşılan norm ya da norm dışı devlet, AKP ve Erdoğan ile bir dönem daha Türkiye'yi yönetmek istiyor. Zaten ciddi bir alternatif yoktu ve oluşmaması için her türlü hukuk dışı yönelimlerle alternatif yapılanmalara operasyon çekti, itibarsızlaştırıp güçsüz düşürdü. CHP son seçimde kazanımlarıyla, alternatif oldu ve bu Erdoğan'nın iktidar ayarlarını bozdu. Önce CHP’li belediyelere kayyum atadı. Son hamle olarak da 'mutlak butlan'la CHP'nin başına genel başkan olduğu dönemde iktidar değnekliğini yapan Kemal Kılıçdaroğlu'nu atadı. Bu hukuk eliyle gerçekleşen sivil darbedir. Hile yapmada uzmanlaşan Erdoğan'nın CHP’ye yönelik son hamlesi en açık oyunu oldu. Böylece Türkiye'de muhalif kesimler ve doğrudan yana olanlar açısından güvencenin kalmadığının açık örneği.
Toplum mühendisliğinin en temel yöntemi, toplumu parçalayıp kılcal damarlarına girip, onu istemlerine göre yönlendirmektir. Ulus devlet zihniyeti bunu geliştirdi ve Türkiye’de en acımasızca yapan Erdoğan geleneği oldu. Topluma dilenci zihniyetiyle baktı, ayrıştırdı ve kimi kırıntılarla sahte umut yaratma, beklenti oluşturma dil ve yöntemini iyi kullandı. Yandaş, karşıt kültürünü geliştirdi. Bu acımasız, yaralıyıcı, dağıtıcı yöntemleri hep canlı tutarak nemalanmayı bildi. Tüm bu yaklaşımlara rağmen tükendi ve ciddi bir yozlaşmayı yaşayan AKP iktidarı, toplum gerçekliğinden uzaklaştı, kendine sevdalanan bir seçkin zümre haline geldi. Obezleşen iktidar sonunda hastalandı, tökezlenmeyle karşı karşıya kaldı.