Senaryoya göre, Kürdistanlı adam, Türkiye’ye ayarlanıyor.
Geri dönüş gününe kadar, sözkonusu şahsiyetin edindiği "fors" sökülüp alınıyor.
Elbette "geri dönen"in insan olduğunun ve uzun yıllar geri dönmeme "acısı"nın altını çiziyorlar.
Burada yapılmak istenen, kişinin biçare düştüğünü göstermek.
Adalet makamları, en zayıf halkayı yakalıyorlar.
Önce konsolosluklarla irtibat kurduruluyor;
Gizli görüşmeler yapılıyor.
Sonra işin bedeli konusunda pazarlık yapılıyor.
En ahlaksız teklif, geri dönüşten sonra, resmi kayıtlara geçeceklerle ilgili.
Hazırlıklar yapılıyor.
Sonra geri dönüş medyaya yansıyor.
"Ülke"ye ayak Diyarbekir’de değil, İstanbul’da basılıyor.
Sonra hakim karşısında "göstermelik"(!?) ifade var.
Orada giden şahsiyet bir nevi "idam sehpasında" gibidir.
Şarteli kendisi indiriyor.
Böylece, "defteri dürtülmek" üzere devlet karentinasına alınıyor.
Seruma bağlanıyor.
Türk medyasının tümüne yakını ve çeyrek Kürt medyası, "insani nedenleri işliyorlar".
Asıl mekanizmanın çiğneyip geçtiği hayalleri göremiyorsunuz.
Çünkü aksesuarda "insani nedenler" dizaynı var.
Sanki kişinin hayalleri, insani değilmiş gibi…
İnsan-felsefe/görüş arasındaki uçurum o kadar ustaca ayarlanıyor ki, geri dönen bile, başına neler getirildiğinin farkına varmıyor.
Bu da insani bir durum.
Sonra sevinç ve alkış var.
Herkes "mutlu ve umutlu"!
Ancak "büyük abi" makamındakiler, bir defteri daha kapatıyorlar.
Bu sırıtan "manzara" bir "eğri dönüş"ün içini boşalttıktan sonra, yeni bir hikaye uydurmak için harekete geçiyor.
Bu devlet projesi, yıllar önce hayata geçirilmek üzere biçimlenmişti:
23 Eylül 2009’da gazetemizin yaptığı ropörtajda: "Kürdistan Hareketi’ne karşı abluka girişimi, hem Kuzey ve hem de Güney Kürdistan’a parallel yürütülüyor ve özellikle de 'Sürgündeki Kürtler', 'Üniter Devlet Kürdü' olmaya zorlanıyorlar…Tüm bunlarla daraltılmak istenen Kürtler’in ufkudur…"
Neden daraltılıyor Kürtler’in ufku?
Uzun yıllar boyu, Kürt dünyasında "öncü aydın" olarak addedilen adam, eninde sonunda "devletin bağrı"na sığınınca;
Kolonyal devlet, Kürdistan’dan bir "yıldız"ı koparıp almayı "başarınca";
Başkent Ankara, sürgün ettiklerini, İstanbul’daki puslu dünyaya "konuk" edince;
Önemlisi, geri dönen: "Türkiye aleyhine" hiçbir faaliyette bulunmadığını ilan edince;
Kürtler’in ufkunun daralmaması işten değil.
Bu, tekerrür eden tarihtir sadece çeyreğidir.
Seviniyorum, tarihimizin üççeyreği, umut dolu.
Kürt halkının, kolonyal işgalden kurtulmak için başlattığı mücadele inatla devam ediyor.
Rojava’da dünyaya bir başka pencere açıldı.
Kürdistan, üzerinde barındırdığı halklara eşit bir yaşam sunmak için, inatla ilerliyor.
Bundan dolayıdır, Ankara’nın, "geri dönüş" rüşveti vermesi…
Nafile olduğunu bile bile.
Geri 'dönen'in vay haline!
AKP ve özellikle de Erdoğan’ın orta vadeli planlarından birinde de, Avrupa’daki Kürt "şahsiyetleri"nin geri dönüşünü sağlamak var.