90’lı yıllarda ‘Anadoludan Görünüm’ adlı bir program vardı TRT’de. Bu program genelkurmaylık ve özel savaş dairesi tarafından PKK’yi ve Önderliğini karalamak için yapılan/yaptırılan programın sunucusu emekli asker zatın (Güntaç Aktan), her haberin sonunda tekrarladığı “teröristler gece karanlığından faydalanıp kaçtılar” cümlesini benim kuşağımda olanlarda hatırlamayanınız yoktur…
O gün bu gündür bu cümle Türk medyasında moda oldu ve PKK’liler eylem gerçekleştirdikten sonra hep gece karanlığından faydalanarak kaçar oldular Mehmetçik medyada… Son dönemlerde gelişen gerilla eylemlerinde nedense bu cümleyi kullanmaz oldular. Çünkü artık gerillalar sadece gece değil gündüz de eylem gerçekleştiriyorlar. Gün boyu yollarda denetim yapıyorlar. Gündüz gözüyle karakollara baskınlar düzenliyorlar. Ve bütün bunları kameraya çekip internet sitelerinde yayınlayarak eylemlerini dünyaya duyuruyorlar.
İşte bunun son örneği Haruna (Güzelkonak) jandarma karakoluna yönelik gerçekleştirilen fedai eylemi. Gerillaların yayınladığı görüntüler yoruma yer bırakmayacak kadar açık. Her şeyi gözler önüne seriyor. Türk devletinin yalanını açığa çıkarıyor. Valilik ve askeri yetkililer “kamyonla karakola saldırmak istediler, fark edilip vuruldular” dedi. Ama görüntüler hiç de öyle demiyor.
Yayınlanan görüntülerde bir gerilla birliği kamyonla kale-kolun nizamiyesinin önüne kadar geliyor, hareket halindeki araçtan gerillalar inerek hızla nizamiyeden kale-kolun bahçesine giriyor.
Kale-kola yönelik gerçekleştirilen operasyonun görüntüleri, Türk devletinin ‘1 korucu öldü, 9 asker yaralandı’ iddiasını da yalanlıyor. Gerillaların binaların içerisine girdikleri ve binaların içinde patlamaların olduğu, onlarca roketin askeri araçlara ve binalara isabet ettiği görülüyor…
İşte bu görüntüler bana nedense ‘Anadoludan Görünüm’ programını hatırlattı. Acaba Güntaç da izlemiş midir bu görüntüleri?...
Anlaşılan o ki aradan geçen yıllarda roller değişmiş ve Kürdistan’da Türk ordusu artık karanlıktan faydalanarak hareket ediyor. Skorskyler, asker cenazelerini almak için karanlığın çökmesini bekliyor.
…
Kürt Özgürlük Hareketi ve gerillası 23 Temmuz ile birlikte yeni bir döneme girdi. Şemdinli’de başlatılan sürece, Çukurca-Yüksekova, Beytüşebap, Amed, Dersim ve Serhat dahil oldu. Kürdistan’ın diğer eyaletleri de peş peşe devrimci harekatlar başlattılar. Gerillalar harekat başlattıkları alanlarda denetimlerini kurdular. İlçe merkezleri ve ana yollar gerilla kontrolüne geçti. Asker karakollara hapsoldu.
Bu durum, AKP devletince uzun süre kamuoyundan saklanmak istendi. “Böyle bir şey yok” dediler. Bölgeden görüntüler gelmeye başlayınca da “kırsalda denetimleri var” dediler. Çelişkili açıklamalar bunlarla da sınırlı değil. Hakkari valiliği ve askeri yetkililer, Şemdinli’de 150 gerillanın olduğunu ve çatışmalarda 125 gerillanın yaşamını yitirdiğini duyurdular. Daha sonraki operasyonda ise “35 gerilla öldürüldü” dediler. Haruna’da verdikleri gerilla kaybı sayısı ise 24.
Yalanın bini bir para!
Anlayacağınız ordunun ve Hakkari Valiliğinin verdiği rakamlara göre, Şemdinli’de 150 gerilla vardı ve yaklaşık 200’ü yaşamını yitirdi!..
Ancak Şemdinli’de nedense gerilla denetimi devam ediyor ve ordu karakollardan ve şehir merkezinden hala çıkamıyor.
Gerçekler bir bir ortaya çıktı. Şemdinli’de, Çukurca’da, Yüksekova’da devlet otoritesi yıkıldı. Ordunun denetimi kırıldı.
Kürdistan’da yaşanan savaş sadece Kürdistan’ı etkilemiyor elbette. Gerilla direnişi, Türk kamuoyunda da önemli sonuçlar doğurdu. Özel ordu tartışılır oldu. Yapılan anketlerde AKP’nin oylarının düştüğü ifade ediliyor… İşte bu durumun ayan beyan olmasından sonra, AKP Hükümeti ve emir eri Özel, 9 Eylül’de yeni bir konsept devreye koydu.
Yeni konsept dahilinde Özel ve kuvvet komutanları bölgeye gitti. Binlerce komando ve paralı asker savaş bölgesine nakledildi. Türkiye’den Kürdistan’a savaş uçakları intikal ettirildi.
Bu konseptte Türk devletinin yetersiz kalacağı öngörülerek ABD’den destek istendi. Bu da yetmedi şimdi de korucular operasyona gönderilmek isteniyor. Arınç’ın; “bölge şartlarını çok iyi bilen bir örgüt ile karşı karşıyayız” sözleri şu gerçeğin itirafı oluyor: Bölgeyi iyi bilen, araziyi tanıyan korucular, askere öncülük etmediği sürece ordu burada ilerleyemez!
Şimdi ordu bütün gücüyle Şemdinli’ye yükleniyor. Yıkılan imacını düzeltmek için kaybettiğini kaybettiği yerde arıyor Türk devleti ve onun şaşalı ordusu. Başarabilirlerse sembolik de olsa Özel’i belki de Gediktepe’ye götürüp fotoğraf çektireceklerdi. Olmadı.
Türk ordusu şaşalı bir şekilde psikolojik bir harekat başlatmışken; tam da bu dönemde Lice’de, Bingöl’de, Şemdinli ve Yüksekova’da, Dersim’de, Serhat’ta, Beytüşebap’ta gerillalar yeniden karakollara operasyonlar düzenledi, sabotaj eylemleri yaptı. Türk ordusu operasyona hazırlanırken yine operasyon yedi. Bir yerde gerçekleştirdikleri operasyona aynı anda gerilla yanıtları geldi peşpeşe. Hem de hiç umulmadık yerlerde ve beklenmedik tarzda.
Ordunun, Şemdinli’de gerillaların elinde bulunan tepeleri ele geçirip gövde gösterisi yapma umutları da kursaklarında kaldı böylece… Şemdinli’de gelişen savaş sadece Şemdinli ile sınırlı değil artık. Şemdinli bir sembol oldu. Şemdinli’de direnen bütün Kürdistan şimdi…
Bu savaşın ilginç ve komik yönleri de var elbette. Bunlardan birisi de Türk genelkurmay başkanının söylemi… Mehmetçik medya da hemen manşet yaptı bu sloganı “ordu gerilla ile gerilla yöntemiyle savaşacak” diye…
Şimdi bölge sürekli olarak savaş uçaklar ile ve kobralarla bombalanıyor. Skorsky tipi helikopterler önemli tepelere gece asker indiriyor, aynı askerleri sabaha doğru geri alıyor.
Bilmediği bir araziye inen zavallı askerler acaba ne zaman gelip bizi alacaklar? diye ecel terleri döküyor.
Peki gerillanın savaş tarzı bu mu? Gerillalar böyle mi savaşıyor?
Gerillalar, F16’larla, kobralarla Güzelkonak Jandarma Karakolu’nu vurdu sonra da skorskylerle karakolun bahçesine indiler, öyle mi?..
Gerilla Haruna’da Skorsky ile mi indi?