Bu yıl Newroz her yerde coşkuyla kutlandı. Cizîrê Kantonu, Hewlêr ve çevresinde savaş nedeniyle bazı kutlamalar yapılmamış olsa da Newroz’un tüm Kürdistan’da coşkulu biçimde en fazla kutlandığı ve Newroz ruhunun kendini hakim kıldığı bir yıl olmuştur. Şengal ve Kobanê direnişleri Newroz ruhundaki direniş ve birliği en güçlü biçimde ifade ettikleri, yaşattıkları ve güçlendirdikleri için 2015 Newrozu da bu ruhla ve güçle kutlanmıştır. Şengal de yaşadığı acılar temelinde bu Newroz’u ilk defa anlamına uygun olarak direniş ve birlik günü olarak kutlamıştır. Şengal’deki Newroz kutlaması özgürlük ve demokratik ulusal birlikteki kararlılıktır. Şengal’in savunulması ve özgürleştirilmesi Kürdistan’ın savunulması ve özgürleştirilmesi haline gelmiştir. Artık Şengal ve Êzîdîler savunulmadan ne Kürdistan savunulabilir, ne de Kürtler özgür ve demokratik yaşama kavuşabilir. Bu açıdan 2015 Newrozu başta Şengal olmak üzere tüm Kürdistan’ı özgürleştirme andı olmuştur. 

Şengal’den başlamak üzere tüm Başurê Kurdistan’da gerillanın direnişi, gerillanın tüm Kürdistan’ın özgürlük gücü olduğunu kanıtlamıştır. Bugün Başur halkı gerillayı özgür ve demokratik yaşamın güvencesi görmektedir. Çünkü gerilla gibi fedai bir güç olmadan Kürt halkının düşmanlarıyla baş etmek mümkün değildir. Bu açıdan Özgürlük Hareketi’ni ve tüm Ortadoğu’yu demokratikleştirmeyi ve özgürleştirmeyi hedefleyen gerilla gücünü temel güvence olarak görmektedir. 

Süleymaniye’deki Newroz kutlamalarında gerillanın en önde yer alması, Başûr halkının gerillayı bağrına basması bu gerçekliğin kanıtıdır. Çünkü gerilla gücü olmasaydı bugün Kerkük IŞİD’in işgali altında olacaktı. Başûr için çok önemli olan Kerkük Kürdistan’dan ve Kürtlükten koparılacaktı. Bu nedenle gerilla Başûr’da da tarihsel bir rol oynamıştır. KDP başta olmak üzere bazı çevreler gerillayı Başûr’dan çıkarmak isteseler de halk buna izin vermeyecektir. Çünkü özgürlük gerillası bir parçanın savunma gücü değildir; tüm Kürdistan’ın özgürlük gücüdür. Rojava’daki direniş de bunu kanıtlamıştır. Rojavalı, Rojhilatlı, Bakurlu ve Başûrlu gerillalar omuz omuza savaşmış ve şehit düşmüşlerdir. Genco arkadaşın kahramanca şehadeti bu gerçeği bir daha gözler önüne sermiştir. 

Bugün gerilla tüm halkın moral gücüdür. Süleymaniye’deki törene Kürt’ün moral gücü olarak katılmıştır. Çünkü Başûr halkı gerillayı yanında görünce kendini güvende hissetmektedir. Gerilladaki fedai ruhun hiçbir güç tarafından kırılamayacağı ve yenilgiye uğratılamayacağı görülmüştür. Bu nedenle Süleymaniye’deki törene gerilla bizzat halk tarafından çağrılmıştır. Gerillanın olmadığı bir törenin çok eksik olacağını bilerek bu çağrıyı yapmışlardır. Artık gerillasız bir Kürdistan düşünülemez. Analarımız dünyanın dualar üzerinde durduğunu söylerdi. Kürdistan da bugün gerillanın gücüyle var olmakta ve ayakta kalmaktadır. Eğer bugün gerilla olmasa Kürdistan ve Kürtlük öksüz kalır. Bu açıdan gerillanın varlığını ve anlamını daha derinden anlamaya ihtiyaç vardır. 

Dünya bile gerillanın bugün nasıl bir güç olduğunu anlamıştır; gerilla gücünün farkına varmıştır. YPJ gerillasının Avrupa’nın özünü teşkil eden Elysee sarayında ağırlanması bunu ortaya koymaktadır. Avrupa’nın amacı ne olursa olsun, gerilla o saraya girmiş; Avrupa’nın kalbini orada etkilemiş ve fethetmiştir. Belki de tarihte fethetmek isteyenlerin fethedilmesi yaşanmıştır. Çünkü Kürt gerillası Önder Apo ruhuyla şekillenmiş fethedilmeyecek bir güçtür. Aslında Avrupa yıllarca “PKK’ye evet, Apo’ya hayır” derken, şimdi Apo Elysee sarayında ağırlanmıştır. PYD Eşbaşkanı ve YPJ komutanı bu Önderlik düşüncesi ve ruhuyla şekillenmiştir. Bu gerçeği mitolojilerdeki zalim tanrılar bile inkar edemeyeceğine göre, PYD Eşbaşkanı ve YPJ komutanının Elysee sarayında ağırlanmaları, Önder Apo’nun gücünün Avrupa’yı yenilgiye uğrattığının resmidir. Elysee sarayındaki fotoğraf, aynı zamanda uluslararası komplonun boşa çıkarıldığının resmidir. 

Bugün tüm Kürdistan’da ulusal karakter ve etki gücü olarak kabul edilen lider Önder Apo’dur. Çünkü önderleri önder yapan her zaman düşünce gücüdür. Kürdistan tarihindeki en büyük düşünce gücü de bu Önderliğe aittir. Artık sadece Kürtler ve Ortadoğu halklarının değil, tüm insanlığın önderidir. Büyük gücü de buradan kaynaklanmaktadır. Pratiği ise hiçbir Kürt siyasi liderliğinde olmadığı kadar güçlüdür. Tüm Kürtlerin başını dik tutan ve insanlık karşısında Kürt’ün onurunu ve gururunu yaşatan bir Önderliktir. 

Gerillayı yaratan da Kürt’ü özgür ve demokratik ruhlu kılan da Kürt Halk Önderi’dir, Önder Apo’dur. Bu önderliğin demokratik ve özgürlükçü karakteri o kadar derin ve kapsamlıdır ki, toplumsallığa o kadar kutsallık derecesinde değer vermektedir ki, bu ruhla yetişen bir halk gücünü ve gerillayı yenilgiye uğratmak mümkün değildir. Kürt halkı tüm saldırılara rağmen neden direniyor ve kazanıyor denilirse, bunun cevabı, bu Önderlik gerçeğindedir. Zaten bu Önderlik daha uluslararası komployla İmralı’da esaret altına alınmadan önce de “Ben öyle bir halk ve öyle bir hareket yarattım ki, mezarda da olsam rolümü oynarım” demiştir. Beni mezara da koysalar rolümü oynarım, demiştir. İşte bu gücü anlamak önemlidir. Bu nedenle şimdiye kadarki Önderlik, PKK, Kürt Özgürlük Hareketi ve gerilla değerlendirmeleri yetersizdir. 

Bu gerçeklikleri en iyi ifade edecek olan sanat ve edebiyattır. Sanat ve edebiyat dışındaki tüm anlatımlar yetersiz kalır. Çünkü sanat ve edebiyatın dili ve gücü ancak bunları ifade edebilir. Bu nedenle Önder Apo, PKK, Özgürlük Hareketi ve gerillayı ancak sanat ve edebiyat anlatabilir. Zaten özgür kadın gerçeğini bugün kimse tam ifade edemiyor; özgür Kürt kadın gerçeği karşısında şaşkın durumdadır. Bu şaşkınlığı yaratan derinliği, kapsamlılığı ve güzelliği edebiyat ve sanat dışında başka hiçbir şey bütünüyle anlatamaz. Hiç kimsenin gücü sanat ve edebiyat dışında bu gerçekleri anlatma düzeyine ulaşamaz. Bu açıdan Kürt edebiyatı ve sanatıyla uğraşanlara büyük iş düşmektedir. Zaten bu gerçeklikleri anlatmadan da kimse kendisini çağdaş Kürt edebiyatçısı ve sanatçısı olarak göremez. 

Sanat ve edebiyat devrimci dönemin dinamizmleri içinde büyürler, güçlenirler. Kürt edebiyat ve sanatının da büyüyeceği bir dönemde yaşamaktayız. Bunu da bize Önderliğimiz ve şehitlerimiz bağışlamışlardır. Sanata ve edebiyata düşen de buna layık olmaktır. Bu büyük devrimin, değerlerin ve güzelliklerin hakkını vermektir.