Kürtlerin silahsızlanma gibi boş tartışmalarla kaybedecek vakitleri yok. Günümüz Ortadoğu koşullarında silahsızlanmak Kürt hareketi açısından egemen güçlerin boyunduruğuna girmekten başka hiçbir sonuç doğurmaz.
Zaten Kürtlerin böyle bir gündemi de yok. Aklı başında ne kadar Kürtle konuşursanız size ilk işaret edeceği sorunlardan biri Kürt halkının artan savunma ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı konusudur. Dünyanın en tehlikeli, en vahşi örgütüyle binlerce kilometrelik bir hat üzerinde sürekli olarak çatışma halinde olan bir halkın silahsızlanma gibi bir hedefinin olamayacağı açıktır.
Düşünün; ya Kürt hareketi “barışçıl, sivil” bir hareket olarak Rojava’da kendini tesis etmiş olsaydı; gidip rejime yamansaydı ya da Suriye muhalefeti içinde eriseydi; sanıyor musunuz ki Esad rejimi ya da muhalifler tutup Cizire’yi, Efrîn’i, Kobanê’yi savunacaktı. Rojava’daki askeri örgütlenme olmasaydı şimdi DAİŞ Derîk’ten Efrîn’e kadar tüm Kürt şehirlerini çoktan işgal etmişti. Korkunç bir Kürt katliamı yaşanacaktı.
***
Halkın savunma gücü, örgütlülüğü artık hiçbir zaman olmadığı kadar büyük bir öneme sahip. Bu güç hiçbir şeyin önünde engel değildir, aksine ön açıcıdır.
AKP Hükümeti gerilla gücünü, Kürt halkının kendini savunma konusunda yeterliliğe ulaşma yönündeki örgütlenmesini kendine en önemli tehdit olarak görüyor. Rojava’da, özelde Kobanê’de, Şengal’de, Güney Kürdistan’da, Irak’ta AKP Hükümetinin hesaplarını bozan bu güçtür. AKP Hükümeti DAİŞ’le mücadeleyle birlikte gerillanın artan gücünden, rolünden son derece rahatsız.
AKP Hükümeti Kuzey Kürdistan’da iki yol kesildi diye mi bu kadar kıyamet koparıyor sanıyorsunuz? İki yıldır bir iki hadise dışında pasif olan gerilla gücü nasıl birden sürecin kilidi haline geldi?
AKP sadece ve sadece Kürtlerin gardını indirmeye çalışıyor. Başka bir açıklamaya gerek bile yok.
***
Hangi barış süreci siyasal adımlar atılmadan, müzakereler bir sonuca ulaşmadan, taraflardan birinin askeri olarak tasfiyesini amaçlamış? Tek bir örnek bile yok.
Daha bırakın siyasal adımları, hasta tutsakların serbest bırakılması konusunda dahi adım atmayan devlet tutup sürecin ilerlemesi için Kürt hareketine silahsızlanma vs gibi dayatmalarda bulunuyor.
Bunlar boş çabalar.
AKP, Kürtlerin artık hangi aşamada olduklarının farkında dahi değil. Kürtler önümüzdeki dönemde savunma yeteneklerini kat be kat geliştirecek. Bunu yapmak zorunda.
Hiçbir güç savunma yeteneğine sahip bir Kürt gerçekliği karşısında savaşı, derin bir çatışmayı göze almaz, alamaz.
Gerillanın varlığını korumasının barış süreci üzerindeki tek etkisi AKP’nin, Erdoğan’ın Kürt düşmanlığını için için yaşatmalarına rağmen omuz silkip “süreci bitiriyorum” diyememesidir. Savaştan çekinenler barışa biraz daha yakındır. Karşısında güçsüz, tasfiye olmaya niyetli, hevesli bir hareketle kim barış yapar ki. Kim böyle bir durumla karşılaşsa, rakibinin üstüne gidip onu yıkmak ister.
Barış güçlüler arasında olur. Güçlülerin barış bir anlam taşır.
Kürtler de güçlü kalacak. Kürtler boyun eğmeyecek.
Müzakere isteyen masaya oturur, barış isteyen konuşur.
Kendisine biat edilmesini bekleyen ise nafile bekler.