Nietzsche, “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır” der. AKP iktidarı ile yakınlığı bilinen ressam Ahmet Güneştekin geçen yıl Venedik Bienali’nde sergilenen eseri “Kostantiniyye”nin, İslamcı çevrelerin tepkisi üzerine bu yıl sergilendiği İstanbul Ataköy’deki bir alış veriş merkezinin önünden kaldırılması üzerine “artık ümidim kalmadı” demiş. Evet belki de artık sadece ümit etmenin ötesine geçerek daha ciddi bir örgütlenmeyle güçlü bir mücadelenin parçası olma zamanı.
Rusya’nın Ankara büyükelçisinin hem de görevdeki bir Türk polisi tarafından öldürülmesi bugüne kadar yaşadıklarımıza hiç benzemeyecek bir geleceğin bizi beklediğini işaret ediyor zira. İktidarını zora dayayan Tayyip Erdoğan’ın iktidarı elinde tutmak için kurduğu ittifakları çözülüyor. Erdoğan’ın iktidarını korumak için beslediği tetikçiler O ve iktidarı ile ipleri koparabileceklerini gösteriyor. Söylemek istediğim Mevlüt Mert Altıntaş Erdoğan’ın polisi değil. O Erdoğan’ın dün aynı yollarda beraber yürüdüğü müttefiklerinin artık gevşeyen iktidarında ona kafa tutanların polisiydi, tetikçisiydi. Altıntaş, Rusya büyükelçisi Andrey Karlov’a kurşun sıkarken kimin adına bu suikastı yapıyor ise onlarla Erdoğan arasındaki ittifakın bitme noktasına geldiğini duyuruyordu.
AKP’li Burhan Kuzu olayın hemen ardından, “hadi biz gevşeğiz peki Ruslar neden korumamış elçiyi” diye izah etti bu durumu bir televizyon programında. Açıkça hükümranlık yetkisinin iktidarda olmadığını söyledi aslında. Bunu bilen Ruslar’ın nasıl bu boşluğa geldiğine bu nedenle anlam veremiyordu Kuzu. Evet bu iktidar tamamen gevşedi. Erdoğan’ın başını çektiği çetenin 17-25 Aralık’ta ayyuka çıkan hırsızlığı nasıl-en azından şimdilik- cezasız kalmışsa ittifak içinde olduğu güçlerin cinayetleri de öyle cezasızlık kapsamındadır.
Hali hazırda Rusya büyükelçisi Andrey Karlov’un katili polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ın hangi İslami örgüte mensup olduğu belirlenemedi. Hükümet Gülen Cemaati’nden olması için adeta dua ediyor. Elde edilebilen tek bulgu ise Altıntaş’ın suikast sırasında kullandığı bazı cümlelerin El Nusra tarafından da kullanılıyor olması. Ancak Nusra bu suikastı reddediyor.
İyi de başta Türk polis teşkilatı olmak üzere TSK ve MİT’te bürokraside de ciddi bir radikal İslamcı yapılanma olduğu ve bunların mevcut iktidar döneminde hiç bir dönem olmadığı kadar palazlandırıldığı bilinmiyor mu? Biliniyor. Nitekim Altıntaş’ın ablası da kardeşinin polis kolejine girdikten sonra radikalleştiğini anlatıyor(26 Aralık, Hürriyet). O halde neden bilindik bir örgüt peşindeyiz. Belki de Türk devlet aygıtı içinde Erdoğan’la iktidarının devamı için ittifak yapan “yerli ve milli” bir örgüttür aranan.
Bu yapı hem devlet içindeki özerkliğini ilan etti hem de Suriye’de parçası olduğu bir savaşı Ankara’ya taşıdı. Bunu yaparken de Rusya üzerinden cephesinin Ankara ile sınırlı olmadığına dikkat çekti. Anlaşılan o ki büyükelçi suikastı 2017’nin ilk günlerinden başlayarak tüm yıla yayılması muhtemel bir dizi suikastın ilki olarak anılacak gelecekte.
Bir hatırlatmayla devam edelim. Takip edenler hatırlayacaktır 20 Eylül 2016’da bu köşede eski Urfa terörle mücadele müdürü Ahmet Sait Yayla’nın ABD’de yayınlanan Insurgeintelligence Dergisi’ne verdiği röportajda DAİŞ’in Türkiye emiri Ebu Hanzala’nın Tayyip Erdoğan’ın korumasında olduğu iddiasına yer vermiştik. Bu iddia ne Erdoğan ne de AKP Hükümeti tarafından yalanlandı. DAİŞ’in elinde esir olarak tuttuğu iki Türk askerini yaktığı görüntülerin yayınlandığı şu günlerde de Erdoğan ve hükümetinden ses yok. Oysa faaliyetlerini Erdoğan’ın korumasında sürdüren Hanzala’nın DAİŞ’in insanları diri diri yakmasının caiz olduğunu söylediği görüntüleri ortaya çıktı. “Tevhid dersleri” isimli Youtube kanalında konuşan Hanzala DAİŞ tarafından yakılarak infaz edilen Ürdünlü bir pilotun akıbetini değerlendirirken “Bir insanın başlangıç olarak yakılması caiz değildir. Fakat kısas durumu söz konusu olursa, veya tenkil durumu; yani geriden gelenlere ibret olma durumu söz konusu olursa bu durumda caizdir” ifadelerini kullanıyor.
Maalesef 2016’nın şu son günlerinde gündemimizi bunlar işgal ediyor. Beklentilerimizi bir sonraki yıla havale etme demlerini çoktan geçtik. Erdoğan’ın Kürdistan’ı yıkma planında aktif görev alan “Esedullah timleri” içinde yer alıyor muydu bilinmez ama Altıntaş’ın da başta Diyarbakır ve Hakkari olmak üzere birçok kez Kürdistan’a “göreve” gittiğini söylüyor ablası (26 Aralık Hürriyet). 2017 Erdoğan iktidarının bu ittifaklarının çözüldüğüne tanık olacağımız bir yıl olacak. Yeni yıldan beklemek yerine güçlü bir örgütlü muhalefetin bu yıl içerisinde yapabileceği çok şey var. Biz de temennimizi böyle dile getirelim.