Kürdistan’ın her yerinde olduğu gibi Amed’te de halk, bayram dolaysıyla ya arife günü ya da bayram sabahı şehitlerinin, sevdiklerinin ebedi mekânı olan mezarını ziyaret ederler.

Halkın bu anlamlı ve önemli yaklaşımı, siyasal ve toplumsal bir olgudur.

Etkisi ve devamlılığı uzun yıllara yayılacak kültürel ve yaşamsal bir davranışa dönüşmüştür.

Arife günü, eşimle birlikte değer verdiklerimizle, özlediklerimizle, sevdiklerimizle olan duygusal bağı tek yönlü de olsa ilerletmek için Amed-Yeniköy Mezarlığını ziyaret ettik.

Ziyaret ettiğim mezarlık bölgesinde, 90’lı yıllarda şehit olan onlarca gençlerimize ait mezarlar da bulunuyor.

Yürek burkan hatta yakan bir manzarayla karşılaştık.

Mezarlığın bir bölümü, 2-3, bilemedin 5 gün öncesinden yakılmıştı. Yanan otların artıkları hala orada duruyordu.

Çoğunluğu 15-20 yıllık ağaçlar tepelerine kadar yanmış, kurumaya başlamıştı. Hatta mezarlar için yapılan kaidelerin içine dikilen çiçekler dahi yanmıştı.

İşin ilginç tarafı yanan alan küçük değil ve bu alanın Mezarlık İdare Binası‘na mesafesi en fazla 200 metre idi.

Bana göre yangının iki nedeni olabilir.

Birincisi, dikkatsizlik veya art niyet. Burada şu soru insanın aklına geliyor. Alan itibariyle zamanı uzun olan ve büyük ağaçların tepelerine kadar çıkan bu yangın idare binasında bulunan veya gece nöbeti tutan görevliler tarafından nasıl fark edilmemişti? Fark edilmemişse bir görev ihmalidir.

İkincisi, bayramda halkın ziyaretini kolaylaştırma amacıyla mezarlar arasında bulunan otlardan kurtulmak için tıpkı anızları yakarak toprağa, doğaya ve insanlığın geleceğine zarar verenler gibi bu “otla mücadele” yöntemini iradi olarak gerçekleştirmek. Böyle olmuşsa suç işlenmiştir.

Alanı gezip durumu tespit ettikten sonra görevlilerle paylaşmak üzere idare binasına gittim.

Kapısını çalarak içeri girdiğim odada oturan üç kişi ve kavurucu yaz sıcağında serinletici klima havası karşılamıştı beni.

Yangının yol açtığı sonuçları paylaştığımda bir görevli yangından haberlerinin olmadığını söyledi. Hatta “yangın mı çıkmış” biçiminde yanıt verdi.

Diğer iki görevli sanki ruhsal ve yaşamsal belirtilere sahip değilmiş gibi oturuyorlardı. Esas yetkili makamı ve kişiyi sorduğumda bana Belediye Başkanlığını işaret ettiler.

Şimdi sormak istiyorum:

Devletin orman yakmasıyla Amed Yeniköy Mezarlığı’nın gayri ihtiyari veya iradi olarak yakılması arasında bir fark var mıdır?

Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesi Amed Yeniköy Mezarlığı’ndaki ağaçların yakılmasından daha önemli midir?

Gerçekleştiği yere göre olguların doğruları değişiyor mu?

Halkın siyasal ve toplumsal değerlerine saygının, kayıtsızlık veya suçun görmezden gelinmesiyle bir ilişkisi var mıdır?

Amed Büyükşehir Belediyesi ve ilgili birimlerinin bu yangından haberleri var mı?

Başta Belediye Eşbaşkanları olmak üzere yetkililer bu yönlü bir araştırma ve soruşturma yapmış, yaptırmış mıdır?

Yangın “kuruyan otla mücadele” yöntemi olarak personel tarafından iradi olarak mı çıkarıldı?

Araştırma ve soruşturma yapılmışsa hangi sonuçlara ulaşıldı?

Bu yönlü halka hiçbir açıklama yapıldı mı?

Yanan ağaçlar ile ilgili çözümleri nedir?

Yoksa değerleri ve ağaçları yakanları, öbür dünyada hesap sorulmak üzere Allah’a mı havale edeceğiz?