Girê Sipî, Kobanê ile Cizrê arasında kalan Urfa’nın Akçakale İlçesi’nin karşısına düşen bir Kürt şehridir. BAAS ırkçı, sömürgeci rejimi tarafından 1968 yılında uygulamaya konulan “Arap Kemeri” planı çerçevesinde burada yaşayan Kürtler Suriye’nin güneyine sürgün edilmiş, Kürtlerden boşalan topraklara da Arap aşiretleri yerleştirilmişti. “Arap Kemeri” planının amaçlarından en önemlisi Güneybatı Kürdistan’da yaşayan Kürtler arasında ve de Güneybatı Kürdistan ile Kuzey Kürdistan arasında tampon bir bölge oluşturmaktı.

“Arap Kemeri” planı uygulamasında sonra Girê Sipî’nin ismi faşist, ırkçı BAAS rejimi tarafından Tel Abyad olarak değiştirildi. Tıpkı diğer Güneybatı Kürdistan şehirlerinin isimlerinin değiştirildiği gibi. Girê Sipî DAİŞ çetelerinin denetimindeydi. Aynı zamanada Kobanê ve Cizîrê Kantonu arasına sokulmuş bir hançer gibi duruyordu. DAİŞ çetelerinin Türkiye’den aldığı yardımların kapısıydı. Aynı zamanda Rakka’ya açılan stratejik bir merkezdi.

YPG-YJP güçleri ile Özgür Suriye Ordusu’na bağlı Burkan El Fırat güçleri 31 Mayıs’ta Girê Sipî’yi DAİŞ çetelerinden temizlemek amacıyla başlattıkları operasyon başarıyla sonuçlandı. Zafer, YPG/YPJ ile Burkan El Fırat güçlerinindir. Yani halkın öz güçlerinindir. Ancak koalisyon güçlerinin hava bombardımanları da zaferin elde edilmesini kolaylaştıran bir etkendir. Kobanê’de olduğu gibi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Bakü dönüşünde uçakta gazetecilerle yaptığı sohbette “Til Ebyad bölgesinde Araplar ile Türkmenlerin hedef alındığı gibi bir hava var. O bölgeden yaklaşık 15 bin Arap ve Türkmen Türkiye tarafına geçti. Onların boşalttığı yerlere PYD ve PKK yerleşiyor. Zira bu, sınırımızı tehdit edebilecek. Bu konudaki hasasiyetlerimizi herkesin gözönünde bulundurması lazım” demiş. Sömürgeci sistemlerin hassasiyetleri hiç bitmiyor. Sömürgeci sistem tasfiye edilip yerine demokratik, çoğulcu bir sistem konulmadığı sürece bu hassasiyetler hep devam edecek.

Türkiye bölgede bir başına kalmış durumunda. TC’nin staratejik müteffiki ABD’nin Suriye’deki müteffiki artık TC değil, PYD ve Özgür Suriye Ordusu’dur. Durum böyle olunca TC’nin Güneybatı Kürdistan’da tampon bölge oluşturma, emniyetli hava sahası oluşturma politikası da boşa gitmiştir.

Girê Sipî’nin gerçek sahiplerinin eline geçmesinin en önemli sonucu ise Kobanê ile Cizîrê Kantonları arasına BAAS rejiminin 1968’de sapladığı hançerin sökülüp atılması, Güneybatı Kürdistan’ın birleşmesidir.

Kürtler her dört parçada da güzel günler görecektir. Özgür ve mutlu olacaktır. Bunun önüne geçmek artık mümkün değildir. Onun için herkesin, her siyasi organizasyonun, herbir Kürt önderinin bu mutluluğa ve özgürlüğe köstek değil, destek olması gerekmektedir. Bu günler öyle bedavadan kazanılmadı. Her gün onlarca şehit cenazesi Güneybatı Kürdistan’dan kuzeye geliyor.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 15 Haziran 1909’da Peyman gazetesi Diyarbekir’de yayınlanmaya başlandı.

* 15 Haziran 1988’de İstanbul’da “Toplumsal Diriliş” dergisi aylık olarak yayına başladı.

* 16 Haziran 1994’te DEP Anayasa mahkemesince kapatıldı. Milletvekilleri Remzi Kartal, Zübeyir Aydar, Nizamettin Toğuş, Ali Yiğit ve Naif Güneş Avrupa’ya çıkarak Brüksel’de basın toplantısı yaptılar.

* Çanakkale Cezaevinde 24 Nisan 1998’de teslimiyete karşı bedenini ateşe veren Sema Yüce, 17 Haziran 1998’de İstanbul Çapa Tıp Fakültesinde şehit düştü.

* 17 Haziran 1921’de Koçgiri Kürt Milli Harekatı Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki Türk Ordusu ve Topal Osman çeteleri tarafından kanlı bir biçimde bastırıldı.

* 18 Haziran 1919’da İngiliz yönetimi Şehy Mahmud Berzenci’yi Hindistan’a sürgün etti.

* 19 Haziran 1950’de Kürt gazeteci, şair ve siyasetçisi Piramerd aramızdan ayrıldı.

* 19 Haziran 1924’de Süleymaniye İngilizler tarafından işgal edildi.

* 20 Haziran 1930 tarihinde Zilan Katliamı başladı.

* 20 Haziran 1999 tarihinde “AX” filmi Hamburg Film Festivalinde jüri özel ödülünü aldı. Filmin yönetmeni Kazım Öz ve yardımcı sanat yönetmeni ise Özkan Küçük idi.