Alman hükümetinin resmi belgelerinde Türkiye’nin ‘radikal İslamcı terör grupları için eylem platformu’ olduğunu kabul edilmesi ve bilgilerin bir kısmının medyada paylaşılması ardından Alman hükümeti adına ciddi bir açıklama gelmedi. Ancak hem iktidar hem de muhalefet parti milletvekillerinden sert açıklamalar geldi. Birçok Alman siyasetçi, Türkiye’nin çete gruplarıyla olan ilişkilerinin yanı sıra DAİŞ’e verdiği desteğin de açıklanmasını istiyor.


‘İşbirliği gözden geçirilsin’

Almanya’nın Frankfurter Rundschau gazetesine konuşan Sosyal Demokrat Parti (SPD) Meclis Grup Başkan Vekili Rolf Mützenich, Federal İçişleri Bakanlığı’ndan Türkiye’yi “İslamcı grupların merkezi eylem platformu” olarak nitelendiren gizli raporu Alman parlamentosu ile paylaşmasını talep etti. Mützenich, Türkiye’den şiddet eylemlerinin merkezi olarak yararlanıldığı kesinlik kazandığı takdirde ikili işbirliğinin gözden geçirilmesi gerekeceğini söyledi.


‘Çıkarlar’ gereği!

CDU’lu Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, kendisinin de Erdoğan’ın politikalarını beğenmediğini söylerken, buna rağmen AKP ile işbirliğinden yana olduğunu yineledi. Erdoğan ve AKP’yle işbirliğini zorunlu gibi gösteren Schäuble, bunun ‘çıkarların ve sorumluluklarının’ gereği olduğunu savundu. İktidar partisi CDU’nun dış politika uzmanlarından Roderich Kiesewetter ise her şeye rağmen Türkiye’ye ‘etki edilebilmesi için’ diyaloğun korunması gerektiğini savundu. 


‘Açıklanandan fazlası var

Konuya ilişkin Handelsblatt gazetesine konuşan Yeşiller Partisi’nin önde gelen isimlerinden Jürgen Trittin, Türkiye’nin Ortadoğu’daki çete örgütlere yönelik lojistik desteğinin çok önceden bilindiğini söyledi. Alman hükümetinin yaptığı tespitin eksik olduğunu vurgulayan Trittin, Türkiye’nin DAİŞ ve El Nusra çetelerine yaptığı yardımların da bu değerlendirmeye alınması gerektiğinin altını çizdi.

Yeşiller Milletvekili, Alman hükümetinin konuyu artık açıkça gündemine alması gerektiğini söylerken, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler veya Hamas’a olan desteğinin zaten bilindiğini kaydetti. Trittin, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e yakın gruplara verdiği destekle Libya’daki iç savaşın bitmesinin önünde engel olduğunu da sözlerine ekledi.


FDP’den tutarsız yaklaşımlar 

Liberal Demokrat Parti (FDP) Başkanı Christian Lindner ise, Başbakan Angela Merkel ve hükümetin Türkiye’nin çetelere verdiği desteğe dair elindeki bilgileri açıkça paylaşmasını istedi. FDP’nin AP Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff ise sonur önergeyi Sol Parti dış politika sözcüsü Sevim Dağdelen’i gizli belgeleri ifşa etmekle suçladı. 


 Basının ana gündemi oldu

Alman İçişleri Bakanlığı’nın Sol Parti’nin bir soru önergesine verdiği yanıtın ‘gizli’ ibareli bölümünde Türkiye ile ilgili yaptığı değerlendirmeler, Alman basınının öne çıkan yorum konusu. 

Die Welt: “Sızdırılan bilgiler diyaloga yardımcı olmayacak, tam tersine Türkiye’den sert tepki alacak. Alman hükümeti sığınmacı politikasında elde ettiği tavizleri kurtarabilmek için ortalığı yumuşatmaya çalışacaktır. Washington’dan Berlin’e, Türkiye karşısında durumu idare etme konusunda Batı oldukça antrenmanlı. Ancak BND’nin Ortadoğu’da işlevsel yeteneği ve tarih birikimi göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye Cumhurbaşkanının uluslararası alanda terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas ile doğrudan bağlantısının şimdi resmi olarak dillendirilmesi ciddi bir durum. Türkiye’nin kimin tarafında olduğu sorusu ortaya çıkıyor.”

Kölner Stadt-Anzeiger: “Berlin’in, Türk hükümetinin DAİŞ dâhil Suriye’deki İslamcı örgütlere destek verdiği yönündeki şüphesi kimseyi şaşırtamaz. Türkiye’de bunu sağır sultan bile biliyor, gazeteciler bu yöndeki haberler nedeniyle hapse giriyor. Bunun Sol Parti’nin soru önergesi üzerinden kamuoyuna yansıması pek çok soru işareti doğuruyor. Politikalarıyla Suriyelilerin kaçmasına katkıda bulunan bir ülkeye, sığınmacıları barındırması için milyarlar ödeyecek kadar çaresiz duruma düşmüşüz.”

Neue Ruhr/Neue Rhein Zeitung: “Tüm dünyaya İslami köktenciliği ihraç eden Suudi Arabistan gibi gerici bir ülkeyle kârlı iş ilişkileri yürütenlerin, Türkiye’nin İslamcılarla ilişkileri konusunda zaten pek argümanı olmasa gerek.”

Reutlinger General-Anzeiger: “Yanıtın büyük bölümünün İçişleri Bakanlığı’ndan gelmesi ve asıl yetkili olan Dışişleri’ne danışılmamış olması, mayhoş bir tat bırakıyor. Dışişleri Bakanı Steinmeier’in arkasından iş mi çevriliyor? Yoksa Başbakan’a ve Türkiye ile mülteciler konusunda vardığı mutabakata karşı bir saldırı mı söz konusu?”

Landeszeitung: “Nahoş bir diplomatik arıza mı, yoksa hedefli bir sızdırma olayı mı? Alman hükümetinin Türkiye’yi İslamcılara destek veren ülke olarak sert bir şekilde yargılaması şaşırtıcı. İçerik açısından değil, zamanlama açısından. Sahadaki gerçekler, Alman istihbaratının analizini destekliyor. Türkiye çok uzun bir süre isteyerek cihatçılar için geri çekilme ve saldırıya geçme alanı işlevi gördü.  Bu nedenle sığınmacı krizinde AB’nin kapı bekçiliğini yapan Türkiye’nin suçlu olarak teşhir edilmesi, yanlış zamanlama.”


HABER MERKEZİ