
Bugüne kadar çıkarılan eserler, Kütahya’dan gelen taş dokulu seramiklere uygulanan özel UV baskı teknolojisi ile kabartmalı olarak basılarak görsel bir şölen yaratılıyor.
Tarlasını süren köylü buldu
İnsanlık tarihini değiştirecek çok önemli bulguları barındıran Xerawreşk’in gerçek anlamda önemi ise Riha Örencik Köyü’nden Şavak Yıldız’ın tarlasını sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götürmesiyle ortaya çıktı. Tarlasından çıkan taşı tarihi değeri olabileceği şüphesiyle müzeye götüren Yıldız, dünyadaki arkeolojik bilgileri yerle bir eden 12 bin yıllık Xerawreşk Tapınağı’nın ortaya çıkartılmasını sağlamış oldu. 2007 yılından itibaren Klaus Schmidt başkanlığında yürütülen 5 bin metrekarelik alanda yapılan çalışmalarda 20 adet tapınma amaçlı alan keşfedilirken, bunlardan şimdiye kadar 6 tanesi gün yüzüne çıkartıldı. Xerawreşk, Harran Ovası’na hakim konumuyla bugüne kadar çok az bölümü kazılmış olmasına rağmen avcı-toplayıcı yaşam biçiminden dini mekanların biçimlenmesine, tapınak mimarisinin ve sanatın doğuşundan tarım ve hayvancılığa geçişe kadar pek çok tarihsel süreci anlamamıza katkı sağlayan benzersiz bir tarih öncesi yerleşim olma özelliği taşıyor.
Mısır piramitlerinden önce
Dünyanın en eski ve büyük tapınağı olan Xerawreşk, dünyanın en ünlü tapınakları olan Mısır Piramitleri’nden 7 bin 500 yıl ve İngiltere’deki Stonehenge’den 8 bin yıl önce inşa edilmesiyle değerini ortaya koyuyor. Kazılarla birlikte yerleşik hayata geçişle ilgili bilinen tüm bilgileri alt üst eden buluntular ortaya çıktı. Dünyada kabul gören arkeolojik görüşe göre insanoğlunun avcı ve toplayıcı yaşam biçiminden yerleşik hayata geçmesindeki en önemli faktörler açlık korkusu ve korunma içgüdüsü olarak gösterilirken, Xerawreşk buluntuları ile yerleşik yaşama geçişte dinsel inanışların da etkisinin olabileceği ispatlanmış oldu. Xerawreşk’teki kazıların sorumlusu Prof. Dr. Klaus Schmidt bir röportajında, “Önce tapınak geldi, şehir sonradan geldi” diyerek erken medeniyet tarihine yeni bir açılım getiriyor. Schmidt, “Avcı-toplayıcı toplumlara ait eş zamanlı olarak kurulan birçok yerleşim birimi var. Göbekli Tepe bu yerleşimlerde yaşayan insanlar için bir ibadet yeriydi” diyor. Schmidt’e göre bu tapınağı yapanlar, yeryüzünde ilk kez “Evren nedir, biz neden buradayız” sorularını kendilerine soran kişilerdi.
Dünya Mirası Listesi’nde
İlk kez 1983’te fark edilen Xerawreşk, 1995 yılından bu yana Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından ortaklaşa yürütülen kazılarla gün yüzüne çıktı. İnsanlığın doğduğu yer olarak gösterilen tapınaklar, Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de alındı.
Mezopotamya tarihine katkı
İnsanlık tarihine ışık tutan Xerawreşk’e ilişkin M. Sait Üçlü’nün yazdığı “Göbekli Tepe (Xerawreşk) Uygarlığı (Kimliğini Arayan Kent)” isimli kitap Westa Yayınları’ndan 2012 yılında çıkmıştı. M.Sait Üçlü’nün 300 sayfadan oluşan kitabında kazılarda ortaya çıkan eserlere ait 48 fotoğraf yer alıyor.
M.Sait Üçlü “Xerawreşk insanlık tarihinde bir ilktir” diyor. Gerekçesini ise kitabında, “Doğru diye bildiğimiz tüm ilk’leri som altın tahtından alaşağı ediyor. Tümünün yerleri değişiyor. Xerawreşk tapınağı açığa çıkarılıp henüz anlatılmamış demokratik uygarlığın ve tarihin yeni adıdır. Yeni bir arkeolojik keşif, yeni bir uygarlık ve yeni bir zihniyettir. Tarihin en eski, en büyük, en orijinal ve demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü insan aklının, emeğinin, düşlerinin ve tasarımının en görkemli ve muhteşem yapısıdır. Mevcut bulgulara göre tüm ilklerin kök hücresidir. Egemenlerin, ‘bilimsellik’ ve tarih adına geçmişten günümüze dek oluşturup, topluma empoze ettiği ‘tarihsel bellek’ ve ‘toplumsal hafıza’nın yanılgılı olduğunu açığa çıkartıyor. ‘Bilimin doğruları’ adına geliştirilen tüm düşünce kalıplarını, inanç sistemlerini, sanat, kültür, mitoloji ve evrim tarihini kökünden sarsıyor. Tümünün soy kütüğü ve oluşum haritalarını değiştiriyor” ifadeleri ile açıklıyor.
İSTANBUL