Göçmenler ‘padrón’ duvarı

Dünya Haberleri —

Göçmenler için eylem /foto:AFP

Göçmenler için eylem /foto:AFP

  • İspanya, göçmenleri nüfus kayıt sisteminden dışlayarak barınma, sağlık, eğitim ve yasal statü haklarını gasp ediyor. İnsan hakları örgütleri hükümete, nüfus kayıt gözlem merkezi kurmasını, alternatiflerin tanıtılmasını ve yönetmeliğe uymayan belediyelere yaptırımlar uygulamasını öneriyor.

Devlet Kayıt Hakkı Koordinatörü (Coordinadora Estatal Padrón por Derecho), İspanya'da yerel konseylere kayıt olmanın önündeki engellere ilişkin yeni raporu "Haklara Sahip Olma Hakkı"nı yakın zamanda sundu. Ülke genelindeki aktivist araştırmalarından ve deneyimlerinden yararlanan rapor, göçmenlerin günlük yaşamlarında karşılaştığı en önemli sorunlardan birini ayrıntılarıyla ele alıyor: Kayıt olma haklarının sistematik olarak reddedilmesi.

Yasa, idari durumuna (belgeleri olup olmadığına) veya konut durumuna bakılmaksızın, herkesin nüfus kaydını yaptırmasını zorunlu kılıyor. Rapor, nüfus kaydına erişimin devlet tarafından Galiçya'dan Almería'ya, Girona'dan Huelva'ya kadar sistematik bir şekilde engellendiğine dikkat çekiyor. Göçmenlerin nüfus kaydının olmaması, sağlık, eğitim, barınma, çalışma ve hukuki haklara erişimi imkânsız hale getiriyor. Bu hem maddi hem de manevi zararlar zinciri demek.

Nüfus hakkının engellenmesi ayrıca göçmenlerin de yer aldığı işçi sınıfının çalışma sistemini düzensizleştiriyor, temel haklarını ortadan kaldırıyor ve sömürü kıskacına atıyor. Dolayısıyla bu, sadece hakların ihlali değil, işçi sınıfına karşı yürütülen genel saldırının bir dayanağıdır.

En savunmasız kesime yöneliyor

Saldırı iki taktik izliyor. İlk olarak, şiddet sınıfın en savunmasız kesimine yoğunlaştırılıyor ve bu kesimin ırksallaştırılması, yerli halk arasında düşmanlığı ve ilgisizliği yaratıyor. İkincisi açıkça saldırıya geçilmiyor. Yönetmelik, evrensel kapsayıcılık görüntüsü veriyor ancak gerçekte tam tersi geçerli. Bu taktik, aslında yapısal ırkçılığın ana işleyiş biçimidir. Sürekli polis tacizi, baskınlar ve saldırılar, konut erişiminde ırkçılık, CIE'lerde hapsedilme ve sınır dışı edilme riski, ırkçı cinayetler gibi gerçekler, bu şekilde gizleniyor. Tüm bunlar, İspanya'da ortalama yüzde 29,3 olan ve ücret dağılımının en düşük yüzde 10'luk diliminde neredeyse yüzde 60'a ulaşan göçmen ve yerli işçiler arasındaki ücret farkıyla özetlenebilir. Rapora göre, son üç yılda 28.700'den fazla kişi, sağlık hizmeti alma veya temel tedavilere erişme konusunda engellerle karşılaştıktan sonra Dünya Doktorları tarafından desteklenmiştir.

Sistematik karşıt politikalar

Öte yandan, büyük mücadeleler sonucunda hem Katalonya hem de Bask Ülkesi, belediye kayıtlarına erişimi garanti altına almak için parlamento taahhütleri aldı ama 6 ay sonra çok az şey değişti. Kayıt olmanın önündeki engeller sadece devam etmekle kalmadı, aynı zamanda taahhütleri uygulamak için etkili hiçbir önlem alınmadı. Ancak sadece İspanya değil Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkeler, aşırı sağ ve göçmen karşıtı politika izleme tutumunda ısrar ediyor. AB, özellikle 2026 yılının başlamasıyla göç kurallarını sertleştirerek, onları savunmasız ve yersiz bırakıyor. 

İlk göçmenler etkileniyor

Valensiya Özerk Bölgesi'ndeki göçmenlere yardım biriminden Jhonny Vallés, 2024 yılında meydana gelen sellerden en çok kayıt dışı bırakılan göçmenlerin etkilendiğine işaret ediyor. “Acil durum nedeniyle onaylanan olağanüstü düzenlemeden yaklaşık 35.000 kişi yararlandı. Ancak kayıtlı olmadıkları veya etkilenen bölgelerin dışında yaşadıkları için birçok kişi bu düzenlemeden yararlanamadı” diyor.

Pandemi döneminde tanık olduğu haksızlıkları El Salto’ta, “Polis kontrolü korkusuyla alışverişe çıkamamanın göçmen nüfus için ne anlama geldiğini zaten biliyorduk. Bazı belediyeler iyi niyet göstererek fiili ikamet raporları düzenledi. Fakat bu belgenin alınabilmesi için sosyal hizmetlerden geçmek gerekiyordu” sözleriyle anlatıyor. 

Red Solidaria de Acogida (Dayanışma ve Barınma Ağı) temsilcisi Nines Cejudo, “Nüfus kaydı sadece bir hak değil, idarelerin bir yükümlülüğüdür” diyor. Belediyelerin bu yükümlülüğü yerine getirmemek için engeller çıkardığını ekliyor. 

‘Var olmayan’ işçiler

Mazagón Malililer Derneği Başkanı Abdoulaye Sanogo, kırmızı meyve hasadının merkezi olan Huelva'daki mevsimlik işçilerin durumunu anlatıyor: “İspanya'ya gelen göçmenler, belgeleri ve kayıtları olmadan iş aramak için oraya gidiyor. Alternatifleri olmadığı için, iş bulabilecekleri tarlaların yakınındaki gecekondulara yöneliyorlar ancak bu barınaklarda nüfus kaydı yaptıramıyorlar. İşverenler de daha ucuza çalıştırmak için onları işe alıyor.” Sanogo, nüfus kaydının olmamasının yol açtığı sorunları şöyle anlatıyor: Doktora gitme, belgeleri yenileme veya düzenleme, banka hesabı açma gibi konularda engeller. “Banka size hesap açar iki veya üç ay sonra kayıt olmanızı ister. Çocukların parası bloke olur ve çekemezler” diyor. “İnsanlar çok acı çekiyor.” 

En çok etkilenen diğer bir kesim ise ev hizmetlerinde özellikle yatılı olarak çalışan göçmen kadınlar. Latin Amerika ve Karayipler Kadın Ağı'ndan Soledad Lucero, Galiçya'nın Ferrol kentinde tanık olduğu gerçeği şöyle anlatıyor: “İşverenlerden, işyerlerinde kayıt yaptırmamıza izin vermelerini istiyoruz. Bize, bu kayıt için aylık 50 euro ödersek kayıt yaptırmamızı kabul edeceklerini söylüyorlar.”

Haritadan silindiler

Nüfus kaydı olmaması, başka bir görünmez grup olan çocukları da etkiliyor. Vallés, “Valensiya'ya gelen çocukların nüfus kaydı olmadığı için, anayasada bir hak olarak yer alan İspanyol eğitim sisteminden mahrum kaldıklarını görüyoruz” diyor.

Madrid'in Lavapiés semtindeki Valiente Bangla Vakfı'ndan Mohamed Elaji, göçmenlerin güvencesiz koşullarından faydalanan organize suç örgütlerine dikkat çekiyor: “Üç aylık bir kayıt  bin 500 hatta 2 bin euroya satılıyor. Bir aile 3 bin euroya kayıt satın aldı.”

Dayanışma ve eylem ağı

20 Şubat'ta Madrid'de yayınlanan "Haklara Sahip Olma Hakkı" başlıklı rapor, bu sorunların çözümü için, nüfus kayıt gözlem merkezi kurulması, sabit adresi olmayanlara alternatiflerin tanıtılması, eşlik kampanyaları düzenlenmesi veya yönetmeliğe uymayan belediyelere yaptırımlar uygulanması gibi öneriler sunuyor. 

Sonuç olarak İspanya’da en savunmasız ve hor görülen kesime şiddet uygulayarak yürütülen bu saldırı, sosyal demokrasinin “yönetmekten” başka bir şey yapamadığı bir saldırıdır. Buna karşın, hakları gasp edilen, yok sayılan göçmenler ile insan hakları örgütleri ve aktivistler örgütlü bir şekilde mücadele geliştirmek zorunda. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.