
İngiltere'nin AB'den ayrılma kararının yansımaları sürüyor. Avrupa'da şu anda hararetli bir şekilde "AB için sonun başlangıcı mı?" tartışması yürütülüyor. Britanya'da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlılar ise kararın göçmenlerin durumu daha da zorlaştıracağı görüşünde.
Britanya'da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlılara referandumdan çıkan AB'den ayrılma kararını nasıl değerlendirdiklerini sorduk. İşte yanıtları:
VELİ YADIRGI: (Akademisyen)
Referandum kampanyası başladığı günden beri Britanya'nın AB üyeliğine dair temel meseleler ve temalar hep geri planda kaldı. Meseleyi salt mülteciler, iltica ve güvenlik meselesi olarak tartıştırdılar ve bunun üzerinden suni bir kamplaşmaya gidildi, sanki referandum bu meseleler için yapılıyormuş illüzyonu oluştu. Hal böyle olunca bu sonuç ortaya çıktı.
NİHAT SEVEN: (Yönetmen)
David Cameron’un seçimi kazanmak için vaat edip yapmak zorunda kaldığı referandum en büyük hataydı. Hem Avrupa kökenli vatandaşların hem de Birleşik Krallığın geleceğini tehlikeye düşürdü. İskoçya ve Kuzey İrlanda bağımsızlık referandumu yapıp AB’de kalmak istiyorlar. Bu sonucun uzun vadede kimsenin işine yaramayacağını düşünüyorum.
DOÐAN GENÇ: (Aktivist)
Kararın sağlık ve sosyal yardımlar konusunda ciddi sıkıntılar yaratacağı kesin. En önemlisi Avrupa genelinde yükselen ırkçı dalgayı güçlendirir. Bu bir devlet aklıydı, İngiltere’nin uluslararası politikalarını yeniden dizayn etme ve aktörleri ona göre belirleme hamlesiydi. Britanya’nın AB'den çıkması Ortadoğu'daki pozisyonunu güçlendirir.
DR. İPEK DEMİR: (Akademisyen)
Karar, İngiltere’de göçmen toplumların yıllarca mücadele ederek kazandıkları kimlik haklarını ve sosyal güvencelerini baltalayacaktır.
MEHMET AKSOY: (Yönetmen-Yazar)
Eğer İşçi Partisi ve genel sol bu dönemde iyi bir siyaset izlemezlerse durum emekçiler, küçük işverenler ve göçmenler için çok daha kötüye gidebilir. Tabi AB ve İngiltere’nin dış politikası da bu sonuçtan etkilenecek. Ortanın zayıfladığı ve uçların güçlendiği bir dönem bizi bekliyor olabilir.
HANDAN ÖZBEK: (Hukukçu)
Bu karar Britanya’nın Avrupa’da yalnızlaşmasına da neden olacak. İngiltere'de çalışma saatleri, emeklilik hakları, açık pazar konularında gerileme ile birlikte ekonomik kriz yaşanabilir.
FERO FIRAT: (Yazar-Siyasi Aktivist)
Öncelikle, Avrupa Birliği’nin neoliberal, emperyalist bir proje olduğunu, kemer sıkma uygulamalarıyla küçük devletlere (Yunanistan) kan kusturan siyasetini unutmamalıyız. Avrupa sokaklarında bugün ırkçılık, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı gündelik hayatın ayrılmaz bir parçasıysa unutmayınız ki bu neoliberal, özelleştirme siyasetini eksen alan 'muhteşem' birliğin yarattığı hayal kırıklığında aramak lazım. Avrupa Birliği’nin Türk devletiyle vardığı iğrenç mülteci anlaşmasıyla, Erdoğan hükümetinin Kürtleri öldürmesine ses çıkarmaması da cabası.
ÇİÐDEM ÖZLÜK: (İç Mimar)
İskoçya’nın yüzde 62’lik kısmı AB’de kalmaktan yanaydı. İskoçya şimdi bağımsızlık referandumunu tekrar düşünme yolunda ve eğer İskoçya bağımsız olursa AB'ye tekrar katılacaktır.
BÜLENT EKİNCİ: (Esnaf)
Margaret Thatcher'ın ruhu canlandı. Kibir, üstünlük, emperyal heves ve sağ değerler yeni Anglo Sakson ulusçuluğunda zuhur etti. Britanya ekonomisinde çalkantıların olacağı kesin, ülke sosyal ve siyasal olarak da daralmaların yaşanacağı bir döneme giriyor. Siyasal sonuçları itibarı ile Britanya parçalanabilir; İskoçya ayrılabilir hatta Kuzey İrlanda İrlanda Cumhuriyeti'ne dahil olabilir. Anglo Saksonsuz yeni bir Avrupa şekillenebilir. Sonuç olarak ulus tandanslı kapitalist kutuplar güç kazanacağa benziyor. Evrenselciler evrenselciliğin gölgesinde yattığı sürece bu ara buhranlar devam edecek. AB konsepti evrensel değerleri savunanlar tarafından içi doldurulabilseydi sonuç belki bu olmayacaktı.
MİTHAT İSHAQ: (Doktora öğrencisi)
Referandum sadece AB'den çıkış anlamını taşımıyor, aynı zamanda bundan sonra her alanda (sosyal, siyasal, ekonomik vb.) bir domino etkisi yaratacaktır. Gözle görülür şekilde bir ırkçılık artışı öngörüyorum. İlerisi için pazar anlamında bir daralma etkisinde de bulunacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında kültürel anlamda çok renklilik kaybolabilir.
HELİN PEKOZ:(Aktivist/Gik-Der)
Toplumda büyük bir endişe ve korku hakim. Herkeste sağcıların zaferiymiş gibi görüntü hakim. Bunu da basın yoluyla insanlara empoze ediyorlar. Irkçılığın gelişebileceğini düşünüyorlar. Referandumda "Hayır" diyen sendikalar ile sosyalist partiler UKİP’in gölgesinde kaldılar ve bunların da azınlıkta olduklarını söylüyorlar. Bir korku da İskoçya ve İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan çıkacağı ihtimali. AB üyesi ülkelerin vatandaşlarında da bir panik var, nasıl etkilenecekler, çocukların eğitimi ve benzeri konularda korku ve endişe var.
BEKTAŞ YAVUZ: (Politikacı-UCFL)
Yeni başbakanın seçilmesiyle iki yıl sürebilecek birlikten çıkış müzakereleri başlayacak ve bu süre içerisinde seyahat, çalışma, yeni ticari antlaşmalar yapılmaya çalışılacak.
TUNCAY AKPINAR: (Aktör)
Bana göre İngiltere’de gelecek 25 yılın nüfus azalmasını Avrupa Birliği ile temin etti şimdi ise onları İngilizleştirmekte, onun için Avrupa Birliği'ne harcayacağı zamanı ve ekonomiyi şu anda İngiltere’de yaşayan Avrupalı göçmenleri kendi kriter ve yaşam kültürüne entegre etmeyle ilgilenecek.
EBRU SOYTEMEL: (Akademisyen)
Referandum sonucunun sadece İngiltere’dekilerin değil diğer ülkelerdeki gençler için de umutsuzluk anlamına geldiğini düşünüyorum. Sonuç aynı zamanda milliyetçilerin İngiltere’de yıllarca ısrarla yaydıkları politikalarının aslında sayısı artan bir kesimce ne kadar önemsendiğini de gösteriyor. Bir de bütün bunların İngiltere’de farklı kültür ve kimliklerin yaşadığı mahallelerde yaratacağı kutuplaşma ihtimali çok korkutucu. İngilizler bile kendi içlerinde kutuplaşmaya giderken bunu engellemek için ne yapılacak hep birlikte göreceğiz.
ALADDİN SİNAYİÇ / LONDRA