İstanbul’da gözaltına alınan HDP yönetici ve üyelerinin işkence gördüklerine yönelik yoğun başvuru ve gözlem üzerine avukatlar ile partililer, BM ve CPT’ye başvuracaklarını söyledi. 

HDP il ve ilçe yöneticilerine yönelik siyasi soykırım operasyonları sonucu İstanbul’da gözaltına alınanlara işkence yapılıyor. Avukatlar, dün İstanbul İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB), İHD İstanbul Şubesi, HDP ve çok sayıda sivil toplum örgütü açıklamaya destek verdi. 

Sistematik işkence var

ÖHP İstanbul Eşsözcüsü Av. Sinan Zincir, HDP’ye yönelik başlatılan gözaltı operasyonlarında gözaltına alınanların götürüldüğü karakollarda ciddi işkence vakaları ile karşılaştıklarını söyledi. 

İşkenceden dolayı intihar 

İHD yöneticisi Av. Gülseren Yoleri de “Duyduğumuz işkence iddiaları bizi endişeye sevk etti. Buna dair en son yaptığımız ziyaret Şırnak Cezaevi'ydi. Bir genç tutuklu işkenceden eli felç olmuştu. Yüzünde işkence izleri olmasına rağmen doktor tarafından sağlıklı olduğuna dair rapor verilmiş. Bu görüşme sonrasında Beytullah Akil isimli tutuklu işkenceyi protesto etmek amacıyla intihar etti” diye konuştu. 

Savcı suça ortak

ÖHP üyesi İbrahim Bilmez tarafından yapılan ortak basın açıklamasında ise HDP binalarına yapılan polis baskınlarında binaların neredeyse kullanılmaz hale geldiğini, kurum çalışanlarının açık hedef haline getirildiğini söyledi. Bilmez, gözaltına alınan 37 siyasetçi hakkında sağlıklı bilgi alamadıklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “KHK’lar gerekçe gösterilerek müvekkillerimizle görüşmemiz engellenmekte, görüşme yasağına ilişkin karar dahi tarafımıza verilmeyerek tüm itiraz haklarımız gasp edilmektedir. 676 sayılı KHK 3’üncü maddesi gözaltına alınanların avukatla görüşmesi 24 saat süreyle ve 'hakim kararıyla sınırlandırılır' şeklinde düzenleme getirmiş olmasına rağmen, polis hiçbir hukuki yanı olmayan KHK’ları bile tanımayarak keyfi bir biçimde bu süreyi 5 gün olarak uygulamakta ve soruşturma savcısı da bu suça ortak olmaktadır.

Çığlıklar dinletildi

Gözaltına alınan her insanın avukata, doktora ve ailesine erişim hakkının sağlanması gerekir. Bunun sağlanmadığı hatta bilinçli engellendiği her durumda işkence şüphesi vardır. Günlerdir avukata erişiminin engellendiği müvekkillerimizden Filiz Çolak’ın ifade işlemine katılmak üzere dün İstanbul TEM şubeye gittiğimizde, gözaltındakilere sistematik olarak uygulanan bu işkenceyi gördük, öğrendik. Gözaltındaki kadınlar, çıplak arama, cinsel organı tekmeleme, tecavüz tehdidi gibi sayısız cinsel işkenceye maruz kalmış, gözaltındakiler sırayla sorgu odalarında dövülmüş, çığlıkların bütün gözaltındakilere duyurulması gibi sistematik işkence uygulanmıştır. Müvekkillerimizin sağlıkları kaygı verici durumdadır. Görüşmeye gittiğimiz müvekkilimiz ayakta durmakta dahi zorlanır hale getirilmiştir.

Akıl almaz işkenceler

İşkence vakalarının giderek arttığı böylesi bir süreçte ‘işkence insanlık suçu’ demek, insanlık onurunu korumak için mücadele etmek, vicdan sahibi her insanın temel ve öncelikli görevidir. Bizler halklarımızın savunmanları olarak İnsanlık onurunu savunmaktan ve işkenceye karşı mücadele etmekten asla geri durmayacağız. Buradan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne, müvekkillerimize uygulanan işkenceyi bir an önce durdurma ve müvekkillerimizle görüşmemizin önündeki engelleri kaldırma çağrısında bulunuyoruz. 3 gündür gözaltındaki kişilere akıl almaz işkenceler yapılmaktadır. Öyle ki gözaltındakilerin işkence çığlıkları her yerden duyulur hale gelmiştir. İşkence yapan, işkenceye göz yuman tüm yetkililer hakkında bugün suç duyurusunda bulunacağız. Tüm demokratik kamuoyunu, insan hakları aktivistlerini işkence ve kötü muameleye karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

Açıklamanın ardından Zincir, işkence iddialarında dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile uluslararası alanda Birleşmiş Milletler, CPT gibi kurumlara başvuruda bulunacaklarını söyledi. 


 DİHABER / İSTANBUL