Gramsci aslında ne demişti?

Forum Haberleri —

Gramsci

Gramsci

  • ‘Canavarlar Zamanı’, dünyanın mevcut haline duyulan şaşkınlığı özetliyor, ancak Marksist düşünürün yazdığı tam olarak bu değil.

* PHILIP OLTERMANN

İtalyan komünist Antonio Gramsci'ye atfedilen “Eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmakta zorlanıyor: şimdi canavarlar zamanıdır” sözü, eski jeopolitik kesinliklerin çöktüğü bir dönemde, mevcut anın tüm görünür anlamsızlığını anlamlandırmak için başvurulan alıntı haline geldi.

Sadece son iki ayda bile sıklıkla çarpıtılmış haliyle bu alıntı, sağcı Belçikalı bir başbakan, solcu bir İngiliz siyasi lider, İrlandalı bir merkez bankacısı ve yazar Rutger Bregman’ın verdiği en son BBC Reith konferansının başlığında kullanıldı. Instagram’da etkili kullanıcılar, takipçilerine ciddiyetle “Canavarların kazanmasına izin veremeyiz” diye uyarıyor; LinkedIn’de iş danışmanları, “Gramsci boşluğu”nu ve bunun kurumsal stratejiye etkisini görselleştiren grafikler paylaşıyor. Tek sorun şu: Gramsci, böyle bir şey ne söyledi ne de yazdı. En azından viral hale gelen bu çarpıcı ifadeyle değil.

Ara dönemin hastalıkları!

“Canavarlar zamanı”, 2026’da haberlerden duyulan tiksinti ve inanmazlığı güçlü bir şekilde özetliyor. Goya’nın ünlü gravürü “Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur”u olduğu kadar günümüz pop kültürüyle de çağrışım yapıyor. Brunel Üniversitesi Londra’dan siyaset düşüncesi tarihçisi ve Gramsci uzmanı Peter Thomas, “Apokaliptik bir hissi var; Stranger Things’in sonunda Demogorgon’un ortaya çıkması gibi” diyor.

Halbuki Gramsci’nin, Kasım 1926'da İtalyan faşist hükümeti tarafından hapsedildikten sonra siyasi teori, felsefe ve dilbilim üzerine düşüncelerini doldurduğu defterlerde canavarlara dair hiçbir bahis yok. Orijinal İtalyancada “In questo interregno si verificano i fenomeni morbosi più svariati” diye yazıyor. En yaygın kullanılan çeviri, İngiliz akademisyenler Quintin Hoare ve Geoffrey Nowell Smith’in 1971 tarihli çevirisinde pek de özlü olmayan “In this interregnum a great variety of morbid symptoms appear / Bu ara dönemde çok çeşitli hastalıklı belirtiler ortaya çıkıyor” şeklindedir. Pete Buttigieg’in merhum babası Joseph Buttigieg’in 1996 baskısında ise “hastalıklı belirtiler” yerine “hastalıklı olgular”dan söz ediliyor. Yine de canavar yok. (İş Bankası Kültür Yayınları veya Belge Yayınları gibi ana yayınevlerinden çıkan Hapishane Defterleri seçkileri, henüz tam metin olarak yayımlanmamış olsa da çoğunlukla seçmeler, derlemeler veya makaleler üzerinden alıntılanır. Gramsci'nin bu meşhur pasajı şu karşılıklarla aktarılır: Bu ara dönemde (veya fetret devrinde / geçiş döneminde) çok çeşitli hastalıklı belirtiler (veya patolojik olgular / morböz fenomenler) ortaya çıkar.)

Slavoj Žižek nereden aldı?

Gramsci ile bağlantılı olarak İngilizcede “canavarlar zamanı"nın ilk kaydedilen kullanımı, Sloven filozof Slavoj Žižek’in 2010’da New Left Review’da yayımlanan “Kalıcı Ekonomik Acil Durum” başlıklı makalesinde. Bu bağlamda alıntı, euro bölgesi bankacılık krizinin sol için oluşturduğu meydan okumaya şiirsel bir ağırlık katıyor. Žižek’e orijinal İtalyancayı neden şiirsel bir şekilde yeniden şekillendirdiği sorulduğunda, canavarların kendisinden olmadığını ısrarla belirtti. Guardian’a e-postayla “Bunun hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum ama eminim kelimeyi başka bir yerden aldım” diye yanıt verdi.

Aslında Žižek’in İngilizcede popülerleştirdiği andan önce Fransızca bir versiyonu var. Fransız ekonomist ve kent plancısı Gustave Massiah, 2003 tarihli bir denemesinde “Dans ce clair-obscur surgissent les monstres”, yani “Bu alacakaranlıkta canavarlar yükseliyor” diye yazmıştı. “Dans cet interrègne surgissent les monstres” ifadesi ise Le Monde gazetesinde 1996’da kullanılmıştı.

Fikirleri neden hala güçlü?

Gramsci’nin canavarlarının tam kökeni belirsiz kalsa da İtalyan aydının fikirlerinin bugün hâlâ bu kadar güçlü olmasının daha geniş nedenleri var. Gramsci’nin ölümünden yıllar sonra 1947’de yayımlanan Hapishane Defterleri, komünist düşünürün hücresinde kalem ve kâğıda izin verildiği yoğun dönemlerde yazıldı. Roma’daki Gramsci Enstitüsü Başkanı Silvio Pons, “Defterler, Gramsci’nin aklındaki pek çok şeyi damıtıyor; en azından bir İtalyan için inanılmaz derecede kesinler” diyor. Defterler, Soğuk Savaş sonrası gerçekten küresel hale geldi ve 40’tan fazla dile çevrildi, ancak merkezi fikri aktivistler için çok daha uzun süredir çekim merkezi.

Ana kavram: Hegemonya

Londra Queen Mary Üniversitesi’nden siyaset tarihçisi Marzia Maccaferri, “Gramsci, Hapishane Defterleri’ni yazarken, faşist iktidar öncesi İtalya’da neden sosyalist ya da komünist devrim olmadığını anlamaya çalışıyordu” diyor. “Bu düşünme sürecinden çıkan ana kavram, hegemonya teorisi: Egemen sınıfın yalnızca zorla değil, popüler ve yüksek kültürün kesişimi, entelektüel ve sivil toplum aracılığıyla da hükmedebileceği.”

Kıta Avrupası’nda bu kültürel dönüş, 1968 öğrenci devrimcilerini esinledi; Britanya’da ise Stuart Hall gibi Marksist sosyologlar 1980’lerde Thatcherizme teorik çerçeve sağladı. 1970’lerden itibaren Gramsci’nin fikirleri, Fransa’nın Nouvelle Droite’inin (Yeni Sağ) baş düşünürü Alain de Benoist tarafından da sahiplenildi. Uzak sağ siyaseti ırksal değil, kültürel kimliklere dayandırma girişimi, eski Trump stratejisti Steve Bannon’ın “Tüm siyaset kültürün aşağı akıntısındadır” sözünde ve günümüz Avrupa aşırı sağının kilit figürlerinde görülebilir. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın yüksek lisans tezi, Gramsci’nin fikirlerini Polonya’nın Solidarność (Dayanışma) hareketine uyguladı; İtalya’da ise Giorgia Meloni’nin kültür bakanı yakın zamanda “Gramsci è vivo” (Gramsci Hayatta) adlı bir kitap yayımladı.

Metaforun olumsuz tarafı

“Canavarlar zamanı” alıntısı, günümüz siyasetçileri ve düşünürlerinin zihnini ele geçirmiş olabilir, ancak pek çok kişi bunun Gramsci’yi önceki nesiller için somutlaştırdığı aktivist coşkusundan yoksun bıraktığını düşünüyor. Thomas, “Canavarlar istisnai bir şeydir; hiçbir yerden çıkan, gerçek açıklaması olmayan ters bir mucize. Bu metafor, olup biteni düşünme olasılığını kapatır. Trumpvari figürlerin canavarlığını neyin ürettiğini anlamaya çalışmak yerine  öfkelenir ya da şok oluruz” diyor.

Zafer tahayyülünü yitirmedi

Gramsci, hapsedilmeden önce devrimci Rusya’da iki biçimlendirici yıl geçirdi; burada, tüm zorluklarına rağmen yeni bir dünyanın nihayet yeniden doğabileceğinin kanıtına tanık olduğu söylenir. Thomas, "Geçici aksilikler her ne olursa olsun, nihayetinde bir zafere ulaşacak olmamamız onun için neredeyse tahayyül edilemez bir şeydi. Bizim bu denli bir inançla düşünebilmemiz muhtemelen biraz daha zor” diyor.

* The Guardian'ın Avrupa kültür editörü Philip Oltermann'ın yazısı çevrilerek kısaltıldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.