Fransa Gündemi


Fransa, 5 yüz binin üzerinde Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenin yaşadığı bir ülke. Bu yüz binlerle ifade edilen göçmen kitlesinin temel çalıştığı sektörlerden birincisi inşaat, ikincisi ise gastronomi sektörü. Gastronomi alanında kayıtdışı çalışma oranı yüzde 40 oranındayken, inşaat sektöründe yüzde 65 civarında kayıt dışı çalışma koşullar mevcut. Kayıt dışı çalışmanın karşılığı, iş-güvencesinden yoksunluk, ücret alamama, haklarını arayamama vb süreçleri de beraberinde getiriyor. Bu iki sektörde özellikle Türkiyeli ve Kürdistanlılar için sendikadan bahsetmek ise bir elin parmaklarıyla ifade edilebilecek durumda. Bu tablonun içerisinde 23 Ocak tarihinde 25 Türkiyeli ve Kürdistanlı inşaat işçisi VINCI adlı dev inşaat şirketler grubuna çalışan FH Service şirketinden ücretlerini alamadıkları için greve gitti. 

İnşaat işçilerinin başlatmış olduğu grev ziyaretinde, işçiler örgütlü olmanın ve kayıt dışı çalışmamanın öneminin altını çiziyor. Son yıllarda özellikle inşaat sektöründe her yıl onlarca işçi iş kazaları sonucu yaşamını kaybediyor. Bunların büyük bir çoğunluğu ise Türkiyeli ya da Kürdistanlı. Kayıt-dışı çalışma nedeniyle, aileleri ölümlerinin ardından hak bile iddia edemiyor. Sendikalı olmadıkları için onların haklarını arayacak bir kurumsal mekanizma da devreye giremiyor. 

Peki neden hem inşaat hem de gastronomi alanında sendikal mücadele bu kadar zayıf ya da bu iki alanın patronları bu kadar rahat hareket edebiliyor? Geçtiğimiz yıllarda yaşanan yasal düzenlemeler gereği 11 işçiden az işçi bulunduran firmalarda sendikal çalışma devlet eliyle belirleniyor. Hatta devletin bu yasal düzenlemesi sonucu, küçük işletmelerdeki çalışanlar sendikal temsilci belirlemek için Çalışma Bakanlığı'nın 30 Aralık-12 Ocak tarihlerinde belirlediği seçimle oy kullandılar. Bu konudaki yasal haklar posta yoluyla küçük işverenlere ve resmi olarak kayıtlı olan bütün işçilere ev adreslerine bildirildi. Oy pusulaları, hangi sendika adına hangi adayın gösterildiği broşürleri de bu zarflarda yer alıyordu. Şuana kadar konuya dair soru yönlendirdiğim birçok işçi söz konusu zarfları almadığını ifade ediyor. Onlara verdiğim yanıt gibi, zarfı almayanların işverenlerinin onların sigorta primlerini ödeyip ödemediği konusunda ilgili sigorta kurumlarına başvurmalarında fayda var!

Gastronomi alanında özellikle küçük patron ve onu çevreleyen yine aynı toplumda bireyler çalışıyor. Bu sayı genelde 11 kişilik işletme mantığı kapsamında. İnşaat sektörüne gelince, bu sayı katlanıyor. Bu sektörde ise hem aracı firma durumunda olan şirketler için, patronlarının devlete daha az para ödeme mantığı hem de kimi zaman işçilerin "sigortamı ödeme daha fazla ücret ver" isteği nedeniyle çalışan sayısı resmi olarak 5 bilemedin 10 şeklinde gözüküyor. Doğallığında sektörde sendikaların bilgisi dahilinde bir işçi gözükmüyor. Her iki sektörde çalışan Türkiyeli ve Kürdistanlılar arasında sendikal bilinç, örgütlü olma isteği, hak arama yönünde çaba neredeyse yok denecek düzeyde.  Örneğin Fransa gibi bir ülkede Çalışma Yasası'nın değişimi gibi bir süreç yaşandı, Türkiyeli ve Kürdistanlılar bunun bütünüyle dışında kaldılar. Aylar süren mücadelenin içerisinde Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci demokrat kurumların çevreleri dışında eylemlere dahil olmadılar. Çalışma Yasası, kendi sorunları değil de sadece Fransızların sorunu gibi algılandı. Oysa ilk başta göçmen kitleleri vuracak, iş-güvencesini bütünüyle yok eden bu yasaya karşı durmak onların önceliği olmalıydı. 

Bütün bu sorunların yumak haline geldiği Fransa'da 25 işçinin Les Halle'de başlattığı grev önemli bir yerde duruyor. Hem hak arama bilincinin hem sendikalaşmanın önemi hem de bu anlamdaki mücadelenin gerekliliğini göstermesi açısından, desteklenmesi gereken bu grevin yürütücülerini kutlamak lazım!