
Dicle Haber Ajansı’nın Amed’deki bürosu, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) Başkanı Faruk Balıkçı ve BDP Milletvekili Altan Tan’la birlikte dün basın açıklaması yaptı. DİHA’nın bürosunun bulunduğu Çeysa Plaza önündeki basın açıklamasına; BDP’li yöneticiler ile sivil toplum örgütü temsilcileri ve sendika yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi destek verdi.
Açıklamada, Özgür Gündem Gazetesi’nin „Susturamayacaksınız“ ve Azadiya Welat Gazetesi’nin „Hun bêminet“ manşetli dünkü sayıları taşındı. Ayrıca „DİHA, Welat, Özgür Gündem = Özgür Basın“, „AKP elini özgür basından çek“ ve „Bu ateş sizi de yakar“ dövizleri açıldı. Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği eylemde DİHA çalışanları operasyonu protesto için ağızlarını siyah bantla kapattı. Açıklamayı izleyen basın mensupları da tepkilerini kamera ve fotoğraf makinelerini havaya kaldırarak gösterdi.
Ertaş: Doğrulardan taviz yok
Basın açıklamasında konuşan DİHA’nın Kürtçe Servis Editörü Mehmet Ali Ertaş, dün olduğu gibi bu gün de doğruları tüm çıplaklığı ile yazmaya devam edeceklerini vurguladı. Kirli güçlerin ve karanlık emellerin boyunduruğu altına girmeyeceklerini vurgulayan Ertaş, doğrulardan asla taviz vermeyeceklerini söyledi
Gök: Hükümetten bağımsız değil
DİHA Editörü Abdurrahman Gök ise, uzun bir süredir Türkiye’de muhalif kesimlere yönelik gözaltı ve tutuklama furyasının başlatıldığına dikkat çekti. Bunun halkın seçilmişleri ile başladığını ardından akademisyen, yazar ve avukatları kapsayan baskıların şimdide özgür basın geleneğinden gelen kurumları içine aldığına işaret eden Gök, „Bu operasyonların hükümetten bağımsız yürütülmediğini artık sağır sultan bile biliyor. Hükümetin her açıklamasından sonra böylesi operasyonların gerçekleştiğini ve bunun öncesinden alt zeminini kendisine göbekten bağlı olan gazetelere polis fezlekeleri ve istihbarat bilgilerini sipariş ederek gerçekleştirdiğine bir kez daha tanık olduk. Hükümetin kimi gazeteleri basına yönelik operasyon başlatılmadan önce bir MİT üyesi edasıyla basınımızı köşelerinde ve gazete sayfalarında yer vererek ihbarda bulunmuştur“ dedi.
„Bu kadar gücü elinde bulundurmasına rağmen AKP Hükümeti psikolojik savaş aygıtı gibi kullandığı bu gazetelerle bir türlü amacına ulaşamıyor“ diyen Gök, neden hedef seçildiklerinin farkında olduklarını vurguladı. Gök şunları söyledi: „Çünkü psikolojik savaşı boşa çıkaran, AKP basınının yaptığı her haberin yalan olduğunu anında yayan ve doğru haberi kitlelere ulaştıran bir özgür basın var. Dolayısıyla özgür basının hedefe konulması da bir halkı yok etmeye giden psikolojik savaş sırasında önündeki taşları temizlemekten geçer. Ama AKP de onun MİT’çi basını da bunu iyi bilsin; alacakları her bir taşın yerine bir kaya çıkacak. Ve onlar bugüne kadar olduğu gibi her zaman sert kayaya çarpacak.“
Bombaladınız, katlettiniz durduk mu?
1990’lı yıllarda Özgür Ülke gazetesini bombalayan, Apê Musa, Hafız Akdemir, Cengiz Altun, Hüseyin Deniz ve Nazım Babaoğlu gibi onlarca gazeteciyi katleden gücün, şimdi Kürt basınını yargı ve polis eliyle kıskaca almaya çalıştığına vurgu yapan Gök, operasyon sahiplerine ise şöyle seslendi: „Ancak bunda da başarıya ulaşamayacaksınız. Çünkü şimdiden bize gelen destekler hem moralimizi en üst seviyede tutuyor, hem de gönüllülük temelinde bize haber geçeceğini bildiren her şehirden yurttaşlar, kirli yüzünüzü ve politikalarınızı deşifre etme konusunda daha fazla çaba sarf edecek. Baskın sırasında dahi haber akışımız devam etti. İnternet kafelerde, dost kurumların arkadaşlarımıza açtıkları bürolarda ve sağladıkları imkanlar neticesinde ajansımız çalışmasını sürdürmüş ve en güzel cevabı vermiştir. Kürt basını dün olduğu gibi bugün de baskının dozajı ne olursa olsun yoluna devam ediyor ve edecek.“
Baskın ile gözaltılara rağmen DİHA’nın haber akışına devam ettiğini belirten Gök, „Belki de bu nedenle bugün(dün) AKP’nin medyası daha bürolarda arama yapılırken, gazetelerinin manşetlerine ve televizyon haberlerine polisin fezlekelerini ve iddialarını yansıtarak bir kez daha yalan haberlerine yenilerini katmıştır“ ifadesini kullandı.
Balıkçı: Gazeteciler derhal bırakılmalı
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) Başkanı Faruk Balıkçı da onlarca gazetecinin gözaltına alınmasının demokrasi adına umutsuzluk yaşattığını kaydetti. 90’lı yıllarda gazete bürolarının bombalandığını hatırlatan Balıkçı, „Şimdi ise baskı ve gözaltılar yapılarak korku ve sindirme politikası izleniyor. Gazeteciler kendilerini ağır tehdit altında hissediyor. Meslektaşlarımız evlerinden ve işyerlerine baskınlar yapılarak gözaltına alınıyor. Biz yapılan yanlıştan bir an önce dönülmesini ve gözaltına alınan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz“ dedi.
Tan: 5 Başbakan değişti ama biz burdayız
‘’17 sene önce Özgür Ülke gazetesine bomba atıldıktan sonra Kadırga’daki binanın önündeydim. Şimdi gazeteciler gözaltına alınırken de buradayım“ diyerek konuşmasına başlayan BDP Amed Milletvekili Altan Tan da düne kadar Amed sokaklarında gazete satan 13-14 yaşlarındaki çocukların beyinlerine kurşun sıkıldığını söyledi. Bugün bu yöntemin gözaltına almaya dönüştüğünü vurgulayan Tan, „O günden bugüne 5 Başbakan değişti. Ama ben/biz yine buradayız. Sayın Başbakan’a sesleniyorum: Eğer sen de Tansu Çiller’in yanına gitmek istemiyorsan gel bu sorunları çözelim doğru düzgün bir demokrasi inşa edelim. Ama baskı asimilasyon uygulayacaksan biz yine burada olacağız. Ama siz o koltukta olmayacaksınız bizden söylemesi“ diye konuştu. Basın açıklaması „Baskılar bizi yıldıramaz“ ve „Özgür basın susturulamaz“ sloganları eşliğinde sona erdi.
DİHA/AMED