
Kürtlere yıllardır dayatılan savaş, ölüm ve yoksullaşmanın en büyük mağdurlarından olan göçertilmiş ailelerin çocukları, kültürel olarak da yabancısı oldukları kentlerde hayata tutunmak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Ankara’nın Kızılay semtinde doğanın insana ve yeryüzüne en güzel armağanı olan „gül“leri yoksulluklarının bir işareti olarak pazarlamak zorunda kalan çocukların bazıları sabaha kadar çalışıyor. Çocuklar kendilerine yaşatılanların farkında ve bir an önce kendi topraklarına dönmek istiyor.
Kürdistan’da devam eden çatışmalardan dolayı batı illerine göç etmek zorunda kalan yoksul Kürt çocukları, metropollerde çoğu zaman dışlanıyor, horlanıyor. Bu çocukların en büyük özlemi ise kendi topraklarına ve doğalarına geri dönmek. Kürt çocukları doğanın sunduğu en güzel hediyelerden biri olan ve insanların, „para ile satın alınacağına inandıkları“ sevginin işareti olarak kabul ettikleri Gül’leri kendi yoksulluklarının ve yaşama tutunmalarının işareti olarak pazarlıyorlar. Yaşları 6 ila 16 arasında değişen Kürt çocuklarının en büyük acısı, toplumsal bir sorun olan durumlarının „bireyselleştirilerek“ kendilerine acınması.
‘Avukat olmak istiyor’
Uzun zaman önce Amed’den Ankara’ya gelen 14 yaşındaki Zeynep Ateş, Kürt oldukları için rahat bırakılmadıklarını ve bu yüzden göçmek zorunda kaldıklarının altını çizdi. Ankara’ya geldikten sonra iş bulamadıklarını ve babasının sigara kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle tutuklandığını aktaran Ateş, ailesine destek olmak için gül satmaya başladığını söyledi. Ateş, 8 yaşındaki kardeşi ile birlikte hem okula gittiklerini hem de çalıştıklarını, buna rağmen derslerinin çok iyi olduğunu belirtti. Avukat olmak isteyen Ateş, „Avukat olmak istiyorum. Çünkü ilerde bizim gibi yardıma muhtaç ailelerin adaletini kurmak için avukat olmak istiyorum“ dedi.
Çalıştığı zaman kendisine gösterilen „acıma“ yaklaşımlarına da tepki gösteren Ateş, „Bize acımasınlar, kendilerine acısınlar“ diyerek, yaşanan sorunun toplumsal bir sorun olduğuna işaret etti.
Sabaha kadar çalışıyor
12 yaşındaki Şahin Kaya ise, doğmadan önce ailesinin Amed’in Bismil ilçesinden göçmek zorunda kaldığını belirterek, maddi sıkıntılardan kaynaklı çalışmak zorunda olduğunu ve öğlen saatlerinden başlayıp sabah saat 04.00’e kadar gül ve selpak sattığını belirtti.
Kaya, „Niye çalışmak zorunda olduğumu anlamıyorum ama para kazanmam lazım“ sözleriyle durumunu özetledi. Siyasi nedenle abisi tutuklu bulunan Kaya, hakim olmak istediğini belirtirken, bunu da, „Çünkü suçsuz olan insanları kurtarmak istiyorum“ sözleriyle açıkladı. „Kim suçlu“ sorusuna da „Erdoğan suçlu“ cevabıyla karşılık veren Kaya, „Bu dünyanın değişmesini istiyorum. Tayip Erdoğan’ı dünyadan atmalarını isterdim uzaya atsınlar orada kalsın. O zaman dünya düzelirdi. IŞİD olmasaydı. İnsanların kafalarını kesiyorlar. Onlar insan değil“ şeklinde konuştu.
‘Topraklarımda olmak istiyorum’
Mardin’den Ankara’ya göçmek zorunda kalmış olan 15 yaşındaki Şilan Yıldız da, kanser tedavisi gören annesine bakmak zorunda. O da Kızılay’da „sevgiyi para ile satın alabileceğini“ sananlara „gül“ satarak geçimini sağlıyor. 7 kardeşi olan Yıldız, döne döne köylerine dönecekleri günü beklediğini vurguladı. Biran önce bu işi bırakmak istediğini ve eskisi gibi kendi topraklarında olmak istediğini belirterek, „Ben buralara hiç alışamadım. İnsanın kendi evi kendi toprağı gibi bir yer yok. Çok özlüyorum oradaki arkadaşlarımı. Keşke hemen gidebilsem“ dedi.
DİHA/ANKARA