Türk cezaevlerinde bir cezalandırma yöntemi olarak sıkça gündeme gelen sürgün politikası geçtiğimiz yıl dikkat çekici oranda arttı. Özellikle Kürt illerindeki cezaevlerindeki siyasi tutsaklara yönelik gerçekleştirilen bu politikayla tutsaklar ailelerinden yüzlerce kilometre uzaklıktaki cezaevlerine sürgün edildi. İHD Amed Şubesi Başkanı Raci Bilici, sürgünlerin artan keyfi tutuklamaların yanı sıra cezaevlerinin mevcut kapasitesinin üzerine çıkmasıyla arttığına işaret etti. Bilici, “2012 yılında bölge cezaevlerinden günlük ortalama 5 kişi olmak üzere 2 bini aşkın tutsak çoğunlukla batı illeri ve Karadeniz bölgesine sürgün edildi” dedi.


Sürgün ikinci ceza

Sürgünlerin tutsaklar için ikinci bir ceza olduğunu belirten Bilici, sürgün edilen tutsakların ağırlıklı olarak siyasi tutsaklar olduğuna vurgu yaptı. Bilici, sürgünlerin bir hak ihlali olmasının yanısıra sürgün sırasında da hak ihlalleri yaşandığını dile getirdi. Sürgünlerle birlikte ailelerin kendi çocuklarının yanına gitme noktasında sıkıntılar yaşadığını ifade eden Bilici, “Örneğin aile Batman’dadır, Rize’ye gitmek zorundadır. Bu hem maddi bir külfettir hem de orada bulunan milliyetçi yaklaşımları olan infaz koruma memurlarının, güvenlik görevlilerinin yaklaşımları da kötü bir noktadadır” dedi.

Aileler de cezalandırılıyor

Amed’de 2007 yılında tutuklanan ve ağırlaştırılmış müebbet cezası alan Zülküf Gezen (24), Giresun L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Gezen’in babası Şehmuz Gezen, sürgünlerle hem tutsakların hem de ailelerinin cezalandırıldığını dile getirdi. Gezen, Giresun ve Amed arasındaki 613 kilometrelik yolu 12 saatte kat ettiklerinin ancak; bir saat görüş yapabildiklerini söyledi. Sürgünlerin uzak illere gerçekleştiğini, ekonomik nedenlerden ötürünü çocuklarıyla görüşemez hale geldiklerini belirten Gezen, oğlunun Amed ya da başka yakın bir cezaevinde olması durumunda her hafta görüşe gidebileceğini belirtti.

Onlar nereye biz oraya

Ekonomik sıkıntıların yanında sağlık açısından da problemler yaşadıklarını aktaran Gezen, “Gidip gelene kadar artık ayaklarımız tutmayacak gibi oluyor. Yaşlı anneler, özellikler çok sıkıntı yaşıyor” dedi. Ailenin tüm fertlerinin hep birlikte görüşe gitme olanaklarının da olmadığını aktaran Gezen, “Hepimizin gitmesi ekonomik olarak çok zorluyor. Böyle olunca birimiz gidiyor, diğerleri kalıyor. Biz her saat gitmeyi isteriz; ama şartlar el vermiyor” diye konuştu.
Devletin sürgünlerle birlikte aileler üzerinde de etki yaratmayı ve cezalandırmayı amaçladığını belirten Gezen, “Bu yüzden bu kadar uzak cezaevlerine götürülüyor. Yani ‘Hem sizleri cezalandırıyoruz hem de ailelerinizi’ mesajını veriyor. Onları nereye götürseler de bizler yollara düşüp, gideceğiz her şeye rağmen. Araba olmazsa yayan olarak gideceğiz” diye belirtti. 




Dövüp hücreye attılar


Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen 4 tutsak “çıplak aramayı” kabul etmedikleri için gardiyanlar tarafından önce dövüldü, ardından tek kişilik hücreye konuldu.
Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve 15 Ekim 2012 tarihinde PKK’li ve PAJK’lı tutsakların 12 Eylül’de başlattığı açlık grevi eylemine katılan Osman Kılavuz, Hüseyin Beyaz, Samet Aydemir ve Ayhan Dağ adlı tutsaklar 2 Ocak’ta Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Oğlu Ayhan Dağ’ın 4 yıldır tutuklu olduğunu ve 36 yıl hapis cezasına çarptırıldığını belirten Davut Dağ, “Bizi sürekli çocuklarımızdan uzaklaştırıyorlar ve mağdur ediyorlar. Yeter artık bu baskı ve zülüm yeter” dedi. Bolu’ya sevk edilen oğlu ve arkadaşlarının işkenceye maruz kaldığını aktaran baba şöyle konuştu: “Oğlum bana, ‘Cezaevine girer girmez bize saldırdılar. Bize çıplak aramayı dayattılar. Biz de kabul etmeyince bizi darp ettiler. Bize saldırdılar ve zorla çıplak aramadan geçirdiler. Daha sonra bizi tekli hücrelere koydular’ dedi.”
Endişeli olduğunu belirten baba Dağ, “Benim oğlum ne yapmış ki, oğlum tutukludur. Elinde bir şey yok, silah yok yani bu acıyı bu zulmü biz nereye kadar çekeceğiz? Biz bu zulmü hak etmedik” diyerek tepki gösterdi.
Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi idaresi ise olaya ilişkin bilgi veremeyeceklerini söyledi. 

DİHA/ADANA