
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın ‘PKK silah bırakacak’ açıklamasına yanıt veren KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, ‘’Kürtler üzerinde bu kadar soykırım operasyonu ve çözümsüzlükte ısrar sürerken sadece direnişin yükselmesi beklenir’’ dedi.
Cemil Bayık gazetemizde bugün Kürtçe olarak çıkan köşe yazısında, inkar, asimilasyonun ve Kürtleri ortadan kaldırma politikası yeni biçimlerde sürdürüldüğünü belirtti.
‘Tamamen psikolojik harekat’
AKP yetkililerinin açıklamalarını oyalama ve tasfiye politikası olarak değerlendiren Bayık, ‘’Beşir Atalay’ın söyledikleri tamamen bir psikolojik harekattır’’ dedi. ‘’Gündem, mücadeleyi yükseltmektir’’ başlıklı köşe yazısında Bayık, Türk devletinin Kürtlerin iradesini kırma ve kültürel soykırımı sürdürme dışında bir politikası olmadığını vurguladı. Bayık, ‘’Bir taraftan Kürtleri oyalama politikası izlerken, diğer taraftan Kürt halkı üzerinde çok yönlü baskı yürütülmektedir. CHP Genel Başkanıyla Tayyip Erdoğan görüşmesinden bir gün sonra Van’ın tüm belediye başkanları gözaltına alınıyor. Birçok ilde onlarca tıp öğrencisi gözaltına alınıyor’’ diyerek Kürtlere karşı yürütülen savaşın tırmandırıldığını kaydetti.
Beklenti ve oylama
CHP ve AKP genel başkanlarının görüşmesinin ciddiyetten uzak olduğunu ve CHP’nin çözüm için ciddi bir önerisi olmadığını belirten Bayık, CHP-AKP görüşmesini ‘’beklenti ve oyalama yaratmak istiyorlar’’ sözleriyle değerlendirdi. ‘’Kürtler bir siyasi irade olarak tanınmaz ve demokratik özyönetimleri kabul edilmezse Kürt sorunu çözülemez’’ diyen Cemil Bayık, AKP’nin Kürt halkına kabul ettiremediği yeni siyasal egemenlik ve kültürel soykırım politikalarının CHP-AKP ortaklığıyla kabul ettirilmek istendiğini kaydetti.
Türk devletinin yeni dönem politikasını ‘’bir taraftan oyalama, bir taraftan Kürtlerin iradesini kırma, diğer taraftan kendi politikalarını Kürtlere kabul ettirme’’ olarak yorumlayan Bayık, ‘’Tabii ki bu teslim alma politikasıdır’’ dedi.
Direniş yükseltilmeli
Bayık şöyle dedi: ‘’Beşir Atalay, silah bıraktırılmasından ve kursların yeni biçimi olan seçmeli Kürtçe dersinden söz ederek asıl programlarını ortaya koymuştur. Anadilde eğitim talebini böyle savuşturacaklar. Zaten Kürtlerin özyönetim talebini ise belediyelerinin hizmet alanını kısmi olarak genişletip boşa çıkarmak istemektedirler. Özcesi inkar da, asimilasyon da, Kürtleri ortadan kaldırma politikası da yeni biçimde sürdürülmektedir.
Beşir Atalay’ın silah bırakacaklar sözü kendilerinin teslim alma politikasının dillendirilmesidir. Kürtler üzerinde bu kadar askeri ve soykırım politikası ve çözümsüzlükte ısrar sürerken sadece direnişin yükselmesi beklenir. Bunun dışındaki her söz ve değerlendirme oyalama ve tasfiye politikasının psikolojik savaş söylemleridir. Beşir Atalay’ın söyledikleri tamamen bir psikolojik harekattır. Seçmeli Kürtçe öğretim Kürt kimliğinin tanınmasını ve asimilasyonun durdurulmasını ifade etmiyor. Olsa olsa kültürel soykırımın sürdürülmesini örtme aracı olabilir.’’
Kendi hayalleridir
Anayasal vatandaşlık ve belediyelerin hizmet alanının genişletilmesiyle Kürt meselesinin çözülmeyeceğine dikkat çeken yazarımız, ‘’Bu yaklaşım ‘alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete’den başka bir anlam ifade etmiyor. Türkiye belki bazı dış güçler ve kimi Kürtlerle bu tür yeni inkarcılık ve egemenlik karşılığında gerillaya silah bıraktırma konusunda anlaşmış olabilir. Bu kendi hayalleridir. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi’nin ne böyle bir politikaya aldanması ne de bu tür teslimiyet teorilerine evet demesi mümkündür’’ dedi.
Bu tür söylemlerin tasfiye harekatının yoğunlaştırıldığı günlerde gündeme getirildiğine dikkat çeken Bayık şunları ifade etti: ‘’Belediye başkanları tutuklanıyor, dışarıda demokratik siyasetçi bırakılmıyor, gençler zindanlara dolduruluyor, halk üzerinde terör estiriliyor. Tam bu sırada sanki hükümet Kürt sorununun çözümü için bir şeyler yapacak havası verilmeye çalışılıyor. Asimilasyonu örtmenin aracı haline getirilen kursların resmi biçimi olan seçmeli Kürtçe öğretim dersleriyle Kürt sorununun çözülmesi söz konusu olamaz. Buna rağmen baskıların ve tasfiye harekatının arttırıldığı bir süreçte bu tür gündemler yaratılıyor. Böylece AKP faşizmi örtülüyor.’’
‘’Kürt halkı üzerinde bu düzeyde terör estirilirken çözümden söz etmek, hatta bu tartışmalara kulak kabartmak, kendini kandırmak ve AKP Hükümetinin tasfiye politikasına alet olmaktır’’ diyen Bayık, devamla şöyle dedi: ‘’Bu anlamda çözümden, yumuşamadan söz edilemez. Bu ortamda sadece AKP politikalarına karşı mücadeleden ve mücadelenin her yerde yükseltilmesinden söz edilebilir. Artık AKP’nin her saldırısına direnişle cevap vermek ve direnişi yükseltmekten başka bir şeyin düşünülmemesi gerekir. Bunun dışındaki her düşünce ve eğilim en hafif deyimle gaflettir.’’
HABER MERKEZİ
Demirtaş: Cambazlara inanmayın
Başbakan Yardımcısı Atalay, 30 yıldır sonuç alınamayan teslim alma politikasını çözüm projesi olarak açıkladı. Yanıt ise Demirtaş’tan geldi: “Kafa bulandırmaya çalışıyorlar. Halkımız bu cambazlara inanmasın”
Atalay’ın açıklamalarının çözümsüzlük politikalarını gizleme çabası olduğunu söyleyen BDP Eşbaşkanı Sellahatin Demirtaş, şunları söyledi: “Hükümetin yapacağı hiçbir açıklamaya inanmayın. Ne müzakere ne de diyalog vardır. Hükümet kafa bulandırmaya çalışıyor. Çözüm adına sahte oyalama politikaları yapılıyor. Alet olmayacağız. Önce Roboskî için özür dileyin. Vicdanınızla bir özür dileyeceksiniz bunu yapamadınız. Neyin açılımını yapacaksınız. Hükümetin bu tür açıklamalarıyla kafa bulandırmasına kimse prim vermesin. Net olmadığı sürece diyalog ve müzakerede niyeti yokken var gibi göstermesini kabul etmeyeceğiz. Çözüm adına oyalama, bir kez daha sahte politikalara alet olmayacağız.”
Kaplan: Atalay hayal aleminde
Beşir Atalay’ın açıklamalarına bir tepki de BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan’dan geldi. Kaplan, siyasi soykırım operasyonlarının devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Atalay açıklaması ile halkı teslim olmaya çağırıyor. Kürt halkı 90’lı yıllarda en barbar saldırıların ve katliamların yapıldığı bir dönemde dahi teslim olmayarak onurlu bir direniş sergiledi, bundan sonra da bu direnişi sergileyecek. Halkın iradesini esas almayan hiçbir şey çözüm olamaz.”
AKP’nin sürekli Washington’da, Brüksel’de, Bağdat’ta, Telaviv ve Tahran’da çözümü aradığını hatırlatan Kaplan, “Öyle televizyonlara çıkıp her şey tamam oldu bitti gibi mesajlar vererek kamuoyunu aldatmasınlar. Söyledikleri hiçbir projeye dayanmıyor. Hiçbir altyapısı yok. Açılım nasıl ki boştu bu söylemlerin de hepsi boştur” dedi.