
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
Evrendeki her şey gibi yıldızlar da doğar, büyür ve ölür. Samanyolu galaksisindeki 400 milyar yıldızdan biri olan Güneşimiz de bir gün -tahminen 7 ila 8 milyar yıl sonra- ölecek. Peki Güneşin ölüm sürecinde dünyamıza ne olacak?
Güneş gibi yıldızlar ya da tüm yıldızlar ömürlerine ağırlıklı olarak hidrojen, kısmen de helyumdan oluşan gaz bulutlarının birleşip kendi ağırlığı altında çökmesi sonucunda oluşmaya başlar. Proto-yıldız olarak adlandırılan bu dönemde gaz o kadar sıcak hale gelir ki atomlardan elektronlar ayrılır ve iyonize halini alır. Bir proton barındıran hidrojen atomları bu süreçte diğer hidrojen atomlarıyla birleşerek iki proton ve iki nötronu olan helyum halini alır. Bu füzyon enerjisinin ışık ve sıcaklık halinde yayar ve gaz kütlesinin kendi ağırlığı altında daha fazla çökelmesini engeller. Yıldızlar tam da bu şekilde kütlesine kavuşur ve doğar.
Bilim insanlarının hesaplamalarına göre zamanla Güneşin çekirdeğindeki hidrojenin büyük bir kısmı helyuma dönüşecek. Ve bu aşamada daha önceki gibi enerji üretememeye başlayan güneş kendi ağırlığı altında çökelmeye başlayacak. Bu çökelme helyumu, hidrojene yaptığı gibi füzyona sokması için yeterli olmayacak ancak dış katmanlardaki hidrojen atomlarının füzyonu sonucunda güneş hala parlamaya devam edecek.
Beyaz cüce bir yıldız olacak
Güneşin çekirdeğinde daha fazla helyumun birikmesi sonucunda giderek artan oranda bir enerji yayılmaya başlayacak. Ancak bu füzyon enerjisi değil, sadece merkezde artan basınç sonucunda artan enerji. Bu dönemde güneş daha da fazla ışıyacak, enerji yayacak ve parlak gözükecek.
Daha da artan basınç ve ağır elementlerin oluşması sonucunda Güneşin kütlesini bir arada tutan enerji ile ağırlık arasındaki denge bozulacak. Bu aşamada da Güneş giderek büyüyecek. 2008 yılında yapılan araştırmaya göre Güneşin çapı 170 milyon kilometreyi bulacak. Bu şu anda hayatın yegane, vazgeçilmez kaynağı olan Güneşimizin, Merkür ve Venüs’ün yanı sıra Dünyamızı da yutacağı anlamına geliyor. 5 milyon yıl kadar sürecek bu süreçte Güneş kızıl dev bir yıldıza dönüşecek ardından tüm dış katmanlarındaki maddeyi kaybederek 8 milyar yıl sonda beyaz cüce bir yıldız olacak.
Bilim insanları bundan sonraki sürecin ne kadar süreceğinden emin değil. Zira hesaplamalara göre Güneşin üzerindeki tüm enerji üretiminin tamamen bitmesi ve karanlık bir cüceye dönüşmesi ise trilyonlarca yıl alabilir.
Tabii insanlık bunların hiçbirine şahitlik yapamayacak. Zira dünyamız, Mars, Güneşin kızıl deve dönüşmeye başlamasından çok uzun zaman önce bildiğimiz yaşam formlarının yaşamayacağı gezegenler haline gelecek.
Güneşin beyaz cüceye dönüştüğü evrede çekirdeğinin çevresindeki tüm bileşenler uzaya bir gaz bulutu şeklinde dağılacak. Bu gaz bulutu da güneşin bir zamanlar ışıdığı yerden milyarlarca yıl sonra da görünür olacak.
Daha sıcak ve yeşil bir dünya
NASA tarafından yayınlanan yeni bir araştırmaya göre küresel ısınma nedeniyle dünya daha yeşil bir hale geldi.
1982 ila 2009 yılları arasında dünyanın uydudan çekilmiş fotoğraflarını inceleyen bilim insanları bir zamanlar buzullarla kaplı olan birçok bölgenin yeşilliklerle kaplı olduğunu gördü. Atmosferdeki karbondiyoksit artışının küresel ısınmayı arttırdığını ama aynı zamanda da fotosentez yapan bitkiler için daha fazla besin oluşturduğunu belirten bilim insanları artan yeşillenmeyi buna bağladı.
Ancak bilim insanları tek etkenin bu olmadığını ifade ediyor. Son 500 bin yılın en yüksek seviyesinde olan karbondiyoksit oranlarının bir etmen olabileceğini belirten bilim insanları ancak yağış, güneş ışığı, topraktaki azot gibi etmenlerin de yeşil artışını sağlayabileceğini ifade ediyor.
NASA’nın araştırmasında yeşillenmeden yüzde 70 oranında karbondiyoksit artışı sorumlu tutuldu. Diğer etmenler olarak da buzulların çözüldüğü bölgede toprakta ortalama yüzde 9 oranında gerçekleşen azot artışı ve artan oranda alınan güneş ışığı sıralandı.
Bilim insanları söz konusu yeşillenmenin geçici bir etki olduğunu ve küresel sıcaklığın artmasının orta ve uzun vadede canlı yaşamı için yıkıcı bir etkiye sahip olacağını ifade ediyor.
Mars’ta bir zamanlar bol oksijen vardı
Bilim insanları Mars’ın atmosferinde bir zamanlar bol miktarda oksijen bulunduğunu tespit etti.
Mars’ta bulunan Curiosity uzay aracının Gale kaya katmanları üzerinde yaptığı incelemelerde magnezyum oksite rastlandı. Sonuçları inceleyen Fransız bilim insanı Agnes Cousin ve ekibi, magnezyum oksitin oluşması için bol miktarda su ve güçlü okside koşulların bulunması gerektiğini ifade ederek, Mars’ın atmosferinde düşünülenden çok daha fazla oksijen bulunduğunu belirtti.
Curiosity üzerinde bulunan ChemCam adlı bir aparat ile kayaları lazerle parçalıyor ve ortaya çıkan toz üzerinde analiz yaparak içeriğini belirliyor. Curiosity daha önce de eski bir göl olduğu düşünülen bölgede kayalarda hapsolmuş su kalıntılarına rastlamıştı.
FBI Iphone’un şifresini başkasına kırdırdı
İngiliz The Guardian gazetesi, FBI’ın Apple’ın ürettiği bir iphone 5C telefonunun şifresini bir hackera kırdırttığını yazdı.
ABD’de bir davada zanlının telefonundaki bilgileri elde etmek isteyen FBI, Apple şirketine başvurmuş ancak şirket kullanıcının verilerine ulaşılmasına yardım etmeyi reddetmişti. FBI daha sonra telefonun şifresini kırdığını ancak bunun nasıl yapıldığını açıklayamayacağını duyurmuştu.
İngiliz The Guardian gazetesi FBI’ın telefonun şifresini kıramadığını, bunu yapan bir hackera 1 milyon dolar ödeyerek verilere ulaştığını yazdı. Hackerın sağladığı sistemin nasıl çalıştığını anlamayan FBI, buna rağmen iphonelarda sistem işe yaradıkça kullanmaya devam edecek.
Sistemin fiziksel parçalar kullanarak iphone’un şifresini kırdığı, bu şekilde telefonun sisteminin içine bypass ile girildiği iddia ediliyor.
Doğan Barış ABBASOÐLU